Beykoz’da 15 Temmuz darbesini hatırlattı

  • Güncelleme: 08.02.2020 01:58
  • Okunma: 1895 kez
  • Yorum: 0
İstanbul Emniyet Müdürü Mustafa Çalışkan, 15 Temmuz Darbe Girişimi sırasında yaşadıklarını Beykoz’da anlattı.
Beykoz’da 15 Temmuz darbesini hatırlattı

İstanbul Emniyet Müdürü Mustafa Çalışkan, Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) darbe girişiminde bulunduğu 15 Temmuz gecesi yaşananlara ilişkin, "Şu anki 15 Temmuz Köprüsü'nde görevli rütbeli arkadaşımız aradı. Beylerbeyi Sarayı önündeki polislerimizin silahlarını askerler alıyor deyince ben o zaman olayın ciddiyetini anladım ve olduğumuz yerden fırladık. Bir taraftan ceketimi giymeye çalışırken, şu emri verdim. 'Hiçbir polis silahını teslim etmeyecek gerekirse kullanacak' Böyle bir emir kolay verilmez. O gece bambaşka bir geceydi. Bu sırada saat daha 21.45'ti." dedi.

Çalışkan, Beykoz Belediyesi tarafından Prof. Dr. Necmettin Erbakan Kültür Merkezi'nde gerçektirilen '15 Temmuz Milli Duruş' konulu etkinlikte, hain darbe girişimini konu alan sunum eşliğinde o gece yaşananları anlattı.

Darbe girişiminin sıradan bir olay olmadığını söyleyen İstanbul Emniyet Müdürü Dr. Mustafa Çalışkan, "Askerlerimize bu virüs 1900'lü yıllarda yani İttihat ve Terakki'nin olduğu dönemlerden başlayarak dışarıdan bulaşmış. Bizim kendi içimizde ürettiğimiz bir şey değil, dışarıdan gelen şeyleri de iyi ayırt etmezsek gerçekten çok zarar görüyoruz." ifadelerini kullandı.

Darbe ortamının iyi hazırlandığını ve darbe olduğunda vatandaşların 'iyi ki asker geldi' tepkisi verdiğini kaydeden Çalışkan, "1960'ta kısmen, 1970'te biraz daha fazla, hele 1980'de darbe yapıldığında rahmetli annem sevinmişti. Niye sevinmişti? Evlatları var sokağa çıktığında kötü bir haber almaktan ödü patlıyor, merak ediyor. Bir an önce asker gelsin de ne olursa olsun pozisyonunu oluşturdular." diye konuştu.  

Toplumun her kesiminden ilgi gören ve hizmet hareketi şeklinde adlandırılan yapılanmanın aslında ajan faaliyeti yürüttüğünü, masonik ve paralel devlet yapılanması içinde olduğunu fark ettiklerini kaydeden Çalışkan, şöyle devam etti:

"PKK bir çocuğu alıp 13-15 yaşında alıp dağa götürüyor ve iki sene eğitiyor. DHKP-C alıyor, 1-2 sene eğitim verip kendilerince fedai diye söyledikleri insanları canlı bomba olarak gönderebiliyor. DEAŞ 6 ay bir sene eğitim veriyor bir takım ayetleri hadisleri o insanın beynine bombardıman ediyor. Aramıza canlı bomba olarak gönderiyor. FETÖ, 30-35 yıl bir kişiye emek veriyor. Alıyor sizin evladınızı 14 yaşında albay olana kadar her hafta her ay, yıl tamamen kontrol ederek, ağabeyden ağabeye devrederek beyni formatlanarak, yaşantısı şekillendirilerek, kimle evleneceğinden, hangi şehre tayin olacağına, çocuğunun isminden, kariyer planlamasına kadar hepsi ağabeyin yaptığı bir örgütten bahsediyoruz."

Ortalama bir ailenin çocuğu ve askeri okul yıllarında sınıf arkadaşı olan kişilerin şu anda cezaevinde olduğunu söyleyen Çalışkan, "Bunlar annesini babasını tanımaz. Bırakın ülkeyi tanımayı kendi eşini çocuğunu tanımaz. Bu format insanı öyle bir hale getiriyor ki akıl gidiyor, düşünemiyorsunuz." dedi.

Çalışkan, Türk devletinin temsilcilik açmaya tereddüt ettiği bölgelerde FETÖ'nün okul açtığını dile getirerek, "Bunlar kendilerince dünyayı yönetmeye soyunmuş bir topluluk, böyle büyük işlere soyunuyorsunuz da bunu neyle yapacaksınız? Afrika'dan Uzak Doğu'ya kadar, Sibirya'dan Yemen'e kadar teşkilatlanabilen bir yapı. Bizim devletimizin temsilcilik açamadığı yerlere okullar açan bir yapı. Nasıl bir yapı ki Türk devleti gidip orada konsolosluk açmakta tereddüt ediyor ama onlar orada okul açabiliyor. Oranın Dış İşleri Bakanıyla satranç, tavla oynuyor. Başbakanıyla arkadaş gibi oturup kalkıyorlar." diye konuştu.

Darbe girişimi haberini aldığı sırada Vatan Caddesi'ndeki emniyet binasında DEAŞ ile ilgili operasyon planlaması yaptıklarını anlatan Çalışkan, "Bize bir haber geldi. Bir kişinin bir emniyet müdür yardımcısını aradığını, darbe yaptıklarını ve teslim olunması gerektiğini söylediler. Muhtemelen meczuptur dedik ve işimize devam ettik. Biraz sonra yine buna benzer bir haber geldi, inanamadık." dedi.

Mustafa Çalışkan, 15 Temmuz Köprüsü'nde görevli rütbelinin arayarak Beylerbeyi Sarayı önündeki polislerin silahlarını askerlerin almak istediğini haber verince olayın ciddiyetini anladığını söyledi.

Çalışkan, "Bir taraftan ceketimi giymeye çalışırken, şu emri verdim. 'Hiçbir polis silahını teslim etmeyecek gerekirse kullanacak' Böyle bir emir kolay verilmez. O gece bambaşka bir geceydi. Bu sırada saat daha 21.45'ti." diye konuştu.

Köprüye giderken yalnızca 1. Ordu Komutanı Orgenaral Ümit Dündar ile telefonda üç kez görüştüğünü kaydeden Çalışkan, "Köprüye giderken benim telefon görüşmem sadece birinci ordu komutanımızla oldu. "Komutanım böyle böyle bir durum var, bilginiz var mı?" dedim. O da "araştırıp döneceğim" dedi.

Tekrar bana döndü, "Kimseye ulaşamadım" dedi. Heyecan arttı tabi. Bende tekrar, "Komutanım bakın önemli bir şey ben böyle bir emir verdim. Gerekirse silah da kullanılacak, bu yaptığımız konuşma tarihi bir konuşma" dediğimde, tekraren bir bilgisi olmadığını söyledi. Üçüncü kez görüştüğümüzde "Komutanım ben köprüye gidiyorum, buyurun o zaman siz de köprüye gelin, bir değerlendirme yapalım, lütfen gelirseniz sevinirim dedim." ifadelerini kullandı.

Sürekli telefonunun çaldığını söyleyen Çalışkan, "Üstlerimize yöneticilerimize net bir şey söylememiz lazım. Hepimizin ortak düşüncesi FETÖ işi olduğuna yönelikti. O arada tabi her yerden telefonlar geliyordu. Bir tanesi o zaman ki Başbakanımız Sayın Binali Yıldırım beyden geldi. Nedir durum diye ben de anlattım, "Bizim değerlendirmemiz darbeye benziyor. FETÖ'cü olma ihtimalleri yüksek" dedim." diye konuştu.

Saat 22.29'da bütün personeli bir kanala alarak, kesinlikle bir adım geri atmayacaklarını, gerekirse silah kullanacaklarını aktaran Çalışkan, şöyle konuştu: "O zaman ki İl Başkanımız Milletvekillerimiz arıyor. Bunları da sonradan değerlendiriyorum. Bir kişi tanıyorsanız bir kişi, bin kişi tanıyorsanız bin kişi. "Bunları ancak insan seli durdurur" diye arayan herkese söyledim. Hiçbir Türk askeri, Türk insanına ateş etmez. Ben böyle yetiştim, böyle inandım. Üzerimizden mermilerin geçtiğini hissediyorum. Buna rağmen biz o çocukları kurtaracağız dedik, kandırılmış çocukları da kurtaracağız dedik."

Köprüde ateş açıldığı sırada korumalarından birisinin şehit olduğunu kaydeden Çalışkan şunları kaydetti:

"Bizim elimizde çok sayıda silah var. Vatandaş neden ateş etmiyorsunuz diye soruyor ama onlara bizim silahlarımızın mesafesi yetmez bile diyemiyorsunuz. Karşı tarafta öyle güçlü bir silah var ki, kendi vatandaşınıza tankla ateş eder misiniz? 200 metre civarıydı. Bir tanesi isabet etti, biri etmedi. Biz orada öyle bir denge güttük ki biz onlara 5 ateş etsek, onlar 50 ateş edecek. Bir anons geliyor, Vatan Emniyet'in önünde, bir anons Çevik Kuvvet'in önünde, bir anons Havalimanı'nda tanklar var şeklinde, hepsine tek söylediğimiz kesinlikle teslim olmayacaksınız"

"Eğer lider ortaya çıkıp tam bir tavır koymasaydı, biz bir netice alamazdık. Çok büyük şeyler olurdu. Lider ortaya çıkıp net bir tavır koyunca herkes aynı yerde toplandı. Lider çıktı, ülkeyi demokrasiyi, mukaddesatı, sevdiğimiz ne varsa bunları korumak için o büyük millet kendine yakıştığı gibi hiçbir şeyi düşünmedi.”

Haber Merkezi

Yorumlar (0 Yorum)

Bu içeriğe yorum yapılmadı, yorum yapmak ister misin?

Yorum Yaz