Makaleler

Beykoz Belediyesi ve Soğuk Savaş

2015.01.28 00:00
| | |
4714

14 Ağustos 2001'de kurulduğundan beri AK Parti'nin içindeyim... Tıpkı Ruşen Çakır'ın Milli Görüşü takip ettiği gibi ben de AK Parti'yi takip ettim...

Birçok seçim yaşandı. Her seçimin kendine özgü bir iddiası, bir amacı vardı. 3 Kasım 2002 Seçimleri'nin tek amacı Recep Tayyip Erdoğan'ı aktif siyasette kabul ettirmek ve onu Meclise taşıyıp Başbakan yapmaktı. Türk milleti bunu başardı. Ama onun öncesinde yaşanan zorluklara, AK Parti'nin yüzüne kapanan kapılara bizzat tanıklık eden birisiyim.

Yani örneklediğim 3 Kasım 2002 Seçimleri gibi, her seçimin bir iddiası ve bir amacı vardı. Yaşanan seçimler; ister genel olsun, ister yerel olsun başta Recep Tayyip Erdoğan'ın rüzgârı, diğer yönüyle de teşkilatların bu rüzgârı diri tutması tüm seçimleri amacına ulaştırdı.

Fakat şu 30 Mart 2014 Yerel Seçimleri yok mu, o seçimler Beykoz'da tam bir ölüm kalım meselesiydi. AK Parti ilk kez dışarıdakileri bırakıp, içerdeki hainlerle bu denli uğraşmak zorunda kalmıştı.

Seçimin zor geçeceği belliydi. Çünkü Beykoz'un mülkiyetten kaynaklanan sorunları araziyi oldukça kirletmişti. CHP adayının yalan dolanları da bu kirliliğe eklenince iş çığırından çıkmıştı. Buna bir de rayiç bedellerin yüksek olması eklenmiş, yine aynı çerçevede Yücel Çelikbilek'in aday gösterilmeyeceğine inandırılmış saflar ordusu akla ziyan ittifaklarla kirlilik ve ihaneti zirveye taşımıştı... Yani nereden tutarsan tut 30 Mart Seçimleri AK Parti için Beykoz'da bir strateji savaşıydı.

Burada öncelikle yapılması gereken; en yakın çalışma arkadaşlarının ihanetine uğramış Yücel Çelikbilek'in arkasında kenetlenip dimdik durmaktı. Bu duruşun simgesel isimleri olarak, Metin Külünk, Hanefi Dilmaç, Adem Sefer, Muharrem Kaşıtoğlu, Nevzat Oral, İbrahim Hocaoğlu, Mustafa Gürkan ve Salim Öztürk'ü sıralamak mümkün.

Bunlar mihenk taşı. Bir de bunların etrafındaki isimler de aynı duruşu sergilemeliydi. Bu duruş ve kenetlenme Genel Merkez'e ve İstanbul İl Başkanlığı'na iyi hissettirilmeliydi.

Hanefi Dilmaç'ın, Yücel Çelikbilek'in arkasında olduğunu açıklaması araziye atılan ilk bomba oldu ve içerdeki hainlerin gardını ciddi ölçüde düşürdü. Muharrem Kaşıtoğlu da alışılmışın dışında büyük bir performans sergileyerek, Çelikbilek'in etrafında kenetlenen ekibin ortaya koyduğu iddianın boyutunu sahaya yaydı.

Yani kısacası, Çelikbilek'in ekibinde başı çeken bu isimler ve samimiyetle mücadele eden yüzlerce insan her gün bir araya gelerek, "Ölümüne olsa da bu seçimi alacağız" diye yemin ediyordu.

AK Parti her gün her mahallede anket yapıyordu. Anketlerin istenildiği seviyede çıkmaması üzüntü yaratacağı yerde, ekibi hırslandırıyor ve daha fazla atak yapmasına yol açıyordu. Saatlerce süren toplantılar ve üzerinde durulan stratejiler. Kamyonlarla Beykoz'a gelen gazeteler, parti bayrakları, projeleri vatandaşa anlatan broşürler ve bunları vatandaşlara ulaştıran gençler.

Ve sonuç....  Tarihi zafer

Gelelim bu günkü duruma... Seçimin üzerinden 10 ay geçti... Belediye Başkanı Yücel Çelikbilek'in rahat çalışabilmesi için ciddi olanaklar sağlandı. Çelikbilek 30 Mart'ta yanında yer alan kadroya hakkını teslim ederken, kaşla göz arasında istenmeyen şeyler de olmadı değil.

30 Mart öncesi Çelikbilek'in karşısında duran argümanlara iyi bakmak lazım. Çelikbilek'in karşısında duran en etkili söylem bence, onun yeniden aday gösterilmeyeceği ve birlikte çalıştığı insanların karşısına geçmesiyle oluşturmaya çalıştıkları algıydı.

Bu gün yine aynı duruma doğru sürüklenme süreci başlamıştır. Açık ve net konuşuyorum. Belediyenin içindeki soğuk savaş olanca berraklığıyla dışarıda görülmektedir. Hatta o kadar ki bu çekememezlik durumu İstanbul İl Başkanlığı ve Genel Merkez'den görülebilmektedir. 30 Mart öncesi yaşanan kenetlenme kendini muhafaza edememiştir. Yani belediye içindeki küçük bir grubun arasında geçen ve özünde 2019 Seçimlerine yönelik hesapların yattığı projelerin bu günden ayyuka çıkması, 30 Mart'ta ant içen kesimi aptal yerine koymak anlamına gelir ki, bunun bedeli çok ağır olur!

Belediye'yi kendi malınız gibi görmeyin. Hizmet üretin, birbirinizle didişip artistlik yapmayın. 2009 ve 2014 arasında yaşananlara bakarsanız bu uyarıların ne kadar önemli olduğunu anlarsınız.

Bu soğuk savaşı 'Yücel Çelikbilek, 7 Haziran 2015 Milletvekili Genel Seçimleri'nde Ankara'ya gider, yerine ben geçerim' hayaliyle yapıyorsanız, öyle bir şey yok. Çelikbilek, Allah sağlık verdiği sürece 2019'a kadar yerinde duracaktır.

Şu an bir takım şeyler güllük gülistanlık gözükebilir. Beyler unutmayın ki, Beykoz'un yerlisi satıp gidiyor. Gelenlerle işiniz oldukça zor olabilir. İnsan harcamaya bu kadar enerji sarf edilmez. İnsan harcama sanatını iyi icra edenler sayesinde her seçim AK Parti için bir öncekinden daha zor olmuştur. Bu zamana kadar harcanan insanların yerine, yenilerini koyabildiniz mi?

Diyelim ki, bu soğuk savaş devam etti ve bir taraf çekildi. Onun yerine kimi koyacaksınız... Mesela kendi partisinde her türlü kahpeliği yapıp ta son günlerde, AK Parti'ye sızma çabalarıyla Beykoz siyasetinde hala var olma mücadelesi veren şerefsizleri mi?

Eğer öyle bir niyetiniz varsa, onun yaptığı bütün şerefsizlikleri de üstlenmiş olursunuz ki, Allah'a yemin ediyorum altından kalkamazsınız. At hırsızlarını, ikiyüzlüleri, kullandığınız ajanları bu sistem asla kabul etmez, bunu bilesiniz. Çok ısrar ederseniz, emin olun ki siz de onlarla birlikte batar gidersiniz.

İktidara gelmek kadar ilkeli ve adam gibi durmak ta önemlidir!

Anahtar Kelimeler: AK Parti, Yücel Çelikbilek, M. Hanefi Dilmaç, Muharrem Kaşıtoğlu, Salim Öztürk, Mustafa Gürkan, Recep Tayyip Erdoğan, Adem Sefer, Nevzat Oral, İbrahim Hocaoğlu

Diğer Yazıları

DOST BEYKOZ

"Beykoz'un Hür Gazetesi"