Siyaset

Beykoz Belediyesi’nin beyefendisi

Beykoz Belediyesi’nin beyefendisi
2014.09.24 00:00
| | |
9975

Video galeri

Siyaset hiç düşünmediği bir şeydi. Aslında onun amacı sosyal çalışmaların içinde yer almaktı… Fakat çevresi onu 2009 yılında AK Parti’de siyaset yapmaya zorladı. 2009 – 2014 döneminde Meclis üyeliği görevini başarıyla yürüttü.

Bu başarı ona 30 Mart 2014 Yerel Seçimleri sonrası Beykoz Belediye Başkan Yardımcılığı’nın yolunu açtı. Yaklaşık 7 aydır Başkan Yardımcısı olarak Beykozlulara hizmet eden Salim Öztürk, güler yüzü, sakin tavırları ve mütevazılığıyla da, “Beykoz Belediyesi’nin Beyefendisi” unvanını aldı.

Salim Öztürk kimdir?

Salim Öztürk, 1966 yılında Beykoz’da doğdu. Gurbetçi bir ailenin çocuğudur. İlkokulu Hacı Numan İlkokulu, Ortaokulu Fevzi Çakmak Ortaokulu, Liseyi Anadoluhisarı Ticaret Meslek Lisesi'nde okudum.

Anadolu Üniversitesi Açık Öğretim Fakültesi İktisat Bölümü’nden 1987 yılında mezun oldu. 1983-1992 yılları arasında baba mesleği olarak ticaretle uğraştık. 1994 yılında mesleki stajımı tamamlayarak Serbest Muhasebeci Mali Müşavirlik Belgesini aldım. 1994 yılından bu yana Mali Müşavir olarak çalışmaktayım aynı zamanda Beykoz Eğitime Destek Derneği’nin kurucularından birisi olarak bu derneğin Denetim Kurulu'nda görev yapıyorum.

Gurbetçi bir ailenin çocuğusunuz. Siyasete nasıl dâhil oldunuz?

1956 yılında rahmetli babam, babasından kaçarak gelip Beykoz’a yerleşiyor. Biz de burada doğduk, büyüdük. Niye kaçıp, geliyor? Malum herkesin bir hayat hikâyesi var. O zaman babamlar sekiz kardeş. Var olan fındık bahçesi yeterli gelmiyor. Bazıları rıza en, babam kaçarak geliyor. Bir zamana kadar hiçbir işi rast gitmemiş. 1970’li yıllarda taksi şoförlüğü yaparak çalışma hayatına başlamış devamında ise Şişe Cam ve Deri Kundura fabrikalarında çalışmış son olarak ise Karayolları’nda çalışarak geçimimizi sağlamaya çalışmış.

Tabii o bizden önce siyasete girdi. Belediye Başkanımız Yücel Bey ile aynı dönemlerde İlçe Sekreterliği ve İlçe Yönetimi’nde görev almış. 1989’dan sonra siyasetin çeşitli kademelerinde görev alan birisidir. Babamı insanlar o camiada “dede” diye tanırlar.

Siyaseti çok düşünen biri değildim

1989-2002 yıllarında Başkanlık görevi de dahil olmak üzere Beykozlu Giresunlular Derneği içerisinde dernekçilik faaliyetlerinde bulundum. Beykoz’a ve Beykoz’da yaşayan Giresunlu kardeşlerimize faydalı olmaya çalıştım. O dönemde hiç siyaset düşünmedim. Dolayısıyla siyasetin dışında, sosyal hayatın içinde Beykoz’un bütün sorunlarıyla, dernekçi arkadaşlarımızla büyüklerimizle alakadar olmaya çalıştık. Tabii bizim yıllarda dernekçilik bu kadar ön planda değildi veya bu kadar yoğun değildi. Bugün bu koltukta oturuyorsam o dönem STK’ların bana vermiş olduğu o güven ve mensubu olduğum Giresunluların önemli katkısı vardır. Bunu inkâr etmek yanlış olur.

2009 Seçimleri’ne kadar siyasetin içinde bulunmadım. Aslında beni tanıyanlara sorarsanız siyaseti çok düşünen bir tarafım yoktur. Konjonktür ve bazı şeyler isteseniz de istemeseniz de sizi bir yerlere getiriyor. 2009 Seçimleri’nde sizlerin de bildiği gibi büyüklerimizin uygun görmesi ve vatandaşlarımızın teveccühüyle Kontenjan 3. Sıradan meclis üyeliğine aday oldum ve seçildim. Tabii burada Sayın Belediye Başkanımız Yücel Çelikbilek ve İlçe Başkanımız Adem Sefer’in bize duyduğu güven söz konusuydu.

Belediyeciliği sevdiniz mi?

Baktığınız zaman belediyecilik tam anlamıyla bir ekip işi ve bu konuda çok şanslı olduğumuzu düşünüyorum. Hamdolsun her iki dönemde de çok uyumlu ve başarılı bir kadromuz oldu. AK Parti kadrolarının zenginliği ve tercih belirlemedeki hassasiyet başarının ardındaki çok önemli ayrıntılardır. Bizde her bir arkadaşımızın ayrı bir yeri vardır. Ben listeler hazırlanırken şöyle bir şeye tanık oldum; mesleki ve demografik yapı dikkate alındığında birden fazla özelliği barındıracaksın ki tercih edilebilesin. Başta güvenilirlik var elbette. Geçen dönemki kadromuzla birlikte iyi işler çıkardığımızı düşünüyorum. Ve evet; Beykoz gibi sorunları çok olan bir bölgede kademe kademe bunları çözmek ve vatandaşlarımızın yüzündeki o tebessümü görmek büyük mutluluk. Tabi tüm bunların içerisinde en önemli ayrıntı; Yücel Çelikbilek gibi bir ismin bu ekibin başında olmasıdır. Sayın Başkan bizler için çok önemli bir avantaj ve değer. Ve bu avantajlarla Beykozlulara hizmet ürettiğinizde belediyeciliği ister istemez seviyorsunuz.

Geçen dönem bütçe görüşmelerinde, bütçe komisyonu başkanıydınız. Çok tartışmalar yaşandı?

Bir işin tabii ki mutfağında olmak lazım. Herkes sayfalar dolusu rakamları yazıları anlamayabilir. Ama bizim mesleğimiz bu. Yani rakamlar ve bütçe. Tabii olayın diğer tarafında siyaseti düşündüğünüz zaman bir şeyleri eleştireceksiniz. Son dönem özellikle CHP grubundaki arkadaşların mesleki anlamda bir tecrübeleri yoktu. Kaldı ki içlerinde yaşadıkları sorunlar nedeniyle içlerinde bu mesleği yapan arkadaşlar olmasına rağmen bu isimler bütçe komisyonunda nedense görevlendirilmedi. Hal böyle olunca vakıf olmadıkları, uzmanlık isteyen bir konuda yaptıkları eleştiriler karşılık bulmadı. Mesela araç kiralama işi deniyor. O zaman da ifade ettik. Bu araç kiralama işi sadece makam araçlarından ibaret değil. Belediyenin iş parkuruna dahil olan şoför, operatör ve bunların işçilikleriyle beraber yapılan bir ihaleydi o. Öyle bir algı oluşturuldu ki konuşulan sadece makam araçları oldu.

Biz hesabı önce Yaratana vereceğiz.

Beykozlu vatandaşlarımızın şunu özellikle bilmesini istiyorum; biz AK Parti grubu olarak Sayın Belediye Başkanımızın önderliğinde yaptığımız her işi Beykoz’un menfaatlerini koruyarak yapmaya büyük hassasiyet gösteriyoruz. Bütçe Beykozlunun parasıdır. Ve biz Beykozlunun parasını en ince detayına kadar düşünerek hazırlıyoruz. Zira biz burada giden bir kuruşun hesabını önce Yaradana vereceğiz ve burada tüyü bitmemiş yetimin hakkı olduğunun bilincinde olarak bu harcamaları yapıyoruz.

Bu dönemki CHP grubunu nasıl buluyorsunuz? Üstelik bu dönem hem Meclis Üyesi, hem Mali İşlerden Sorumlu Başkan Yardımcısı, hem de Grup Sözcüsü olarak meclistesiniz.

Bu dönem arkadaşlar henüz çok yeniler. Bizde de yeni arkadaşlar var ama biz meclis grubunu oluştururken geçmiş döneme yönelik hafızaya çok dikkat ettik. Bu nedenle ben de dâhil geçen dönem meclis üyesi olan birçok arkadaşımız bu dönemde de devam ediyor. CHP maalesef bu konuda bana göre çok stratejik bir hata yaptı ve grubunun tamamını değiştirdi. Bu hafızanın oluşması uzunca bir zaman alıyor ve bu sürede sağlıklı ve başarılı bir muhalefet pek de mümkün olmuyor.

Siyasi rant için yapılan eleştiriler yakışmıyor

Düşünsenize mecliste bir konuyu eleştirecek veya fikir beyan edeceksiniz ama neyi eleştireceğinizi bilmiyorsunuz. Kulaktan dolma bilgilerle eleştiri yapıyorsunuz. Ama geçmişte yapılanları bildiğiniz zaman bu sizin için daha kolay olacaktır. Mesela önümüzde ki ay bir bütçe görüşmesi olacak. Bütçede kim ne konuşacak? Tamam ben Mali Müşavirim ama karşı tarafta rakamları okuyabilecek bir arkadaş göremiyorum. Bütçe komisyonunda görev alan arkadaşlarımıza baktığımız zaman birisi Hakkı Emanet ağabeyimiz, diğeri de Cavit Gül muhtarımız. Yani bu arkadaşlarımızın mutlaka bir tecrübeleri vardır ama düşündüğünüz zaman bütçeyle ilgili nasıl bir tecrübeleri olacak merak ediyorum. Onun için her zaman şunu söylüyoruz; kadroları oluştururken gerçekten bazı prensipler olmalı. Meclis üyesiyseniz mesleki anlamda belli bir geçmişiniz ve vizyonunuz olmalı. Bu çatıya birikimimizle katkı sağlamalıyız. Sonuçta orta ölçekli bir şirketi bile yönetirken kuracağınız ekipte belli standartlar arıyorsunuz.

Dolayısıyla biz AK Parti olarak bunu layığıyla yaptığımızı düşünüyorum. Nihayetinde onlar da bizler de toplumun bazı kesimlerinin oy vererek seçtiği insanlarız. Biz iktidar olarak vatandaşımıza en iyi hizmeti götürmeye çalışıyoruz. Onlar da muhalefet olarak gördüğü yanlışları söylemeye çalışıyorlar. Tabii yanlış olarak gösterilen şeyler siyasi rant uğruna, içi boş ve temelsiz olunca bu pek şık durmuyor.

Yani bu dönemde de geçen dönem yaşanan bütçe tartışmalarını bekliyor musunuz?

Maalesef öyle görünüyor. Bu dönemde de yine birileri tarafından kâğıda yazılıp verilen eleştirilerle gündeme gelecek diye düşünüyorum. Bir işin mutfağında değilseniz ne kadar anlayabilirsiniz. Onlar da illa ki bir bilene soracaklardır. Ama maalesef bu “bilenler” işin mutfağında olmadığı için eleştiri getirilen şeyler geçen dönemde olduğu gibi yine havada kalacaktır diye düşünüyorum.

Sayın Başkan nedir bu bütçe komisyonu ve bütçe? Etraflıca konuşalım mı bu konuyu?

Genel olarak meclis komisyonları şu şekilde gelir: Konu bütçe de olsa, başka bir şey de olsa ilgili müdürlük bir şey talep eder. Bütçede Mali Hizmetler Müdürlüğü, Belediye bünyesinde ki 19 tane müdürlükten bütçeyle ilgili teklifleri alır. Teklif aslında bütçedir. Kesinleşen bir şey değildir. Ne zaman kesinleşir bu? Bu konuyla ilgili komisyon bir araya gelir ve toplantılarını gerçekleştirir. Uygun gördüğü görmediği ilave edilmesi ve çıkarılması gereken konularda görüş alış verişi yapar. Geçtiğimiz beş yıl boyunca ben tüm birim müdürlerimle bilgi alışverişi yaparak onların katkılarıyla ne yapabiliriz diye düşünerek değerlendirdik. Bu dönemde bütçe komisyonunda bizden üç arkadaş var. Geçmiş tecrübesi olan Emin Yavuz ağabeyimiz bu dönem komisyon başkanı. İskender Öz ve Furkan Köse arkadaşlarımız var.

Komisyon üyeleri çalışarak teklifleri değerlendirecek ve Ekim ayında yapılan bütçe görüşmelerinde bu çalışmaları değerlendirerek kamuoyuna sunacaklar. Bu dönemde meclisimiz iki hafta çalışır. Buradaki amaç görüşmelerin nihayete erdirilebilmesi içindir. Bütçe zaten hiçbir zaman yüzde yüz çıkmaz. Mutlaka bir eksiklik, fazlalık olur. Zaten genel bütçenin yüzde 10’u çok acil durumlarda kullanılabildiği için % 100 çıkması mümkün değildir.

Yeni gelir kaynakları oluşturmak zorundayız

Biz 2014 yılı için 203 milyon liralık bir bütçe hesaplamıştık. Fakat 2/B’lerden dolayı bir ek bütçe yapmak zorunda kaldık. 2014 ek bütçeyle birlikte 247 milyonluk bir bütçesi var Beykoz Belediyesi’nin. Şu anda gelir anlamında bu bütçenin çok üzerindeyiz. Ama tabii ki paramız var diye de her şeye harcama yapmıyoruz. Borç anlamında bir artış yok. Vatandaşa veya özel bir şirkete de borcumuz yok. Bizim kamuya ait bir borcumuz var. Allah’a şükür geçen seneden başlattığımız Cari Primlerimizi ve Vergilerimizi ödüyoruz. Malumunuz yeni bir ‘Torba Yasa’ çıktı. Bu yasayla birlikte yapılandırmaya giderek inşallah bu dönemde veya kanunun tanıdığı zaman dilimi içerisinde Beykoz Belediyesi’nin bütün borçlarını sıfırlamayı hedefliyoruz. Daha önceki dönemde de bir yapılandırma olmuştu ama o günkü şartlarda gerçek bir gelirimiz olmadığı için tamamlayamamıştık.

Tahmin edersiniz ki aylık 2,5 milyona yaklaşan ödemelerde epey zorlanıyorduk. Şu anda gelirimiz var tabii ki ama bu durum sürekli olmayacaktır. Mevcut gelir kaynakları tükendiği zaman bizim orada yeni gelir kaynaklarıyla ilgili planlarımızı devreye sokmamız gerekecek.

Belediye’nin temel gelir kaynakları emlak ve arsa harçlarıdır. Ufak tefek verdiğimiz ruhsat harçlarıdır. Bir örnek verecek olursak. 2014 yılında tahakkuk eden emlak vergisi belediyemizin çöp ihalesini karşılamıyor. Bunun için hem belediyemizin gelirlerini arttıracak tedbirler ve projeler geliştirirken, hem de tasarruf tedbirlerine yönelik çalışmalar hazırlıyoruz.

Gelirlerinizi nasıl arttıracaksınız?

Gelir arttırıcı çarelerin başında imar ruhsatları var. Beykoz’un imara açılmasıyla birlikte hem imar ruhsatları, hem de üretilecek konut ve işyerlerinden alınacak emlak vergileri sürekli bir gelir kaynağı oluşmasını sağlayacak. Diğer yandan yeni Torba Kanun’la emlak vergisi alamadığımız yalılardan da artık emlak vergisi alabileceğiz. Bu da gelirlerimizin artması açısından önemli bir kalem olacak. Gelirlerimizin artmasıyla Beykoz’a sunduğumuz hizmetlerin niteliği ve kalitesi de artacak.

AK Parti olarak her zaman “Beykozlu Beykoz’da kalacak” dediniz. Fakat 2/B’de yaşanan olumlu gelişmeler ve inanılmaz talep Beykozluların arazilerini satmasına yol açtı. Dün, “Beykozluyu Beykoz’dan atacaklar” diye feveran edenler bu gün gözlerini kırpmadan yerlerini satıyorlar. Bu durumu nasıl değerlendireceksiniz?

Öncelikle şunu söylemek istiyorum. Belediye Başkanımız bu işe elini değil, yüreğini koydu. Bu işin aslında mimarı da Yücel Çelikbilek’tir. O her zaman “ekip olarak başardık” diyor ama bu başarı ona aittir. Bunu yapan kişinin ilk günden beri söylediği en önemli şey hep; “Satmayın! Satmayın!” oldu. Belediye Başkanı bunu diyorsa bir bildiği vardır. Çünkü bu işi Beykoz’a kazandıran kişidir. Ama maalesef yaşananları görüyorsunuz. Teklif edilen rakamlar insanlarımıza cazip geliyor ve maalesef satıyorlar.

“Keşke satmasaydım” diyecekler

Bazıları halen “Beykozluyu yerinden edecekler” diyor ama o Beykozluyu biz göndermiyoruz ki. Kendi hür iradeleriyle bir tercih ortaya koyuyorlar. Bu konuda bizim yapabileceğimiz hiç bir şey yok maalesef. Ama göreceksiniz, “keşke satmasaydım” diyerek pişman olanlar çok olacak. Ama o zaman da iş işten geçmiş olacak. Evet, büyük firmalar burada arsaları topladılar güzel işler çıkacak ama ben Beykoz’da doğup büyüyen birinin Beykoz’dan gitmemesi gerektiğini düşünüyorum. Ama tabi şartlar da onu zorluyorsa yapacak bir şey yok maalesef.

Bize de bu konuda yapmamız gereken bazı şeyler düşüyor. Bunu da Başkanım hem seçim döneminde hem de daha öncesinde söyledi. Burada sosyal konut projesinin başlaması lazım. Yani biz ne diyoruz dönüşüm olacak. Bir de benim şöyle bir tespitim var. Biz dönüşüm dediğimiz zaman sadece kentsel dönüşüm olarak algılıyoruz. Ne olacak binalar yıkılacak yeniden yapılacak. Tamam bir ayağı fiziki dönüşüm olabilir ama bence önemli olan ekonomik, sosyal ve kültürel anlamda da bir dönüşümün yaşanması lazım. Toplu yaşamayı öğreneceğiz.

2/B ile ilgili hedef nedir? Şu anda hangi aşamada? Milli Emlak’taki arazilerin devri ve Görele Mahallesi’yle ilgili iade işlemleri ne zaman biter?

İlk devrolunan arazilerle birlikte 5 bin tebligat gerçekleştirdik. Bunların işlemleri bitmiş olanlarda var. Halen devam etmekte olanlarda var. Şu anda yeni tebligatlara başladık. 25 mahallemizde devir işlemleri devam edenler var. Bunlarla ilgili de sorunlu olanlar, davalık olanlar var. Bunların haricindeki diğer devir işlemleriyle ilgili çalışmalarımız devam ediyor. Yılsonuna kadar bütün tebligatları bitirmeyi hedefliyoruz. Çünkü biz bu işi bitirdikten sonra asıl konumuz olan imar alanında planlarla birlikte bunun çalışmasını yapmak istiyoruz. Tabii ister istemez bazı şeyler sizin istediğiniz gibi olmuyor. Bu tebligatlarla birlikte tabii üç aylık bir zaman tanıyorsunuz. Bu da ister istemez işlerin uzamasına neden oluyor. Bilmiyorum fark ettiniz mi? Beykoz Tapu Dairesi’nde inanılmaz bir yığılma var. Yıllardır üç - beş kişiyle çalışmalarını tamamlayan Beykoz Tapu Dairesi, 2/B sürecinin başlamasıyla birlikte tarih yazıyor. Tabii ki memnun edici tarafı vatandaşımızın bize güvenip tapularını alıyor olması. Yılsonuna kadar biz tebligatlarımızı bitirmeyi hedefliyoruz ama devrolunmayanlar var. Sonradan ilave olup da özellikle Görele Mahallemizde peşin alanlar var. Bildiğiniz gibi seçimden önce çıkartılan Torba Yasa’da Görele Mahallesi’nde ki 1517 kişi için özel yasa çıkartıldı. Bu çıkartılan yasa Beykoz için çıkartılan bir yasadır. Bu işin altında da yine Yücel Çelikbilek imzası vardır.

Görele Mahallesi, bir nevi 2/B sürecinin turnusol kağıdı. Bu mahallede tebligatlar Milli Emlak tarafından erken yapılmıştı. Belediye’nin orada düzenlemiş olduğu iftar yemeğinde bir takım provokasyonlar yapılmış, ciddi tatsızlıklar yaşanmıştı. Geçtiğimiz günlerde bir mangal partisi oldu. Bizde bunu hatırlanması gereken şekliyle bir haber yaptık. Yaşananları nasıl değerlendireceksiniz?

Bu konuyla ilgili arkadaşlara mecliste de bir tepkimiz olmuştu. Hatta ben normalde çok sakin bir insanımdır fakat o gün kendimi tutamayıp çok sert ifadeler kullanmıştım. Hani haklı mı? Değil bence ama vatandaş orada tepkisini dile getirmeye çalıştı. Ama rakiplerimiz o ortamı siyasi bir şova dönüştürmeye çalıştı. Yanlış olan şu; o arkadaşıma da ertesi gün aynı cümleleri iletmiştim. Kardeşim sen bu şovu yapacaksan oradaki iftara bunu mal etmeyecektin. Sen belediye meclis üyesisin. Ayrı partili de olsan program senin programın, biz kimseyi ayırt etmiyoruz. Belediye’nin programında bunu bu şekle getirmen yanlıştı. Ertesi gün biz gittiğimizde insanlara saatlerce Başkanımız anlattı. Biz orada bir şeylerin üstüne gitmedik. Orada yapılamayan bir programımız vardı. Biz tekrar gereğini yerine getirmek için oradaydık. Tabii mahalle sakinleri arasında doldurulmuş insanlar da vardı. Maalesef küçükte olsa bir saldırı da olmuştu o gün orada.

Biz söylediğimiz her şeyi yerine getirdik

Biz o gün önemli ve konuşulması gereken ne konuşmuşsak bugün onlardan bir adım geri atmadık. Biz o gün de “almayın, düzelteceğiz” dedik. Kaldı ki o arkadaşımıza da Meclis kürsüsünden söyledik. Dolayısıyla orada insanlar şunu yapamadı. “Güven!” Biz yapacağımız işin sonucunu alacağımıza inandığımız için söyledik. Fakat bazı insanlar bize güvenmedi. Bu gün baktığımızda doğrunun güneş gibi ortada durduğunu görüyoruz. Hamdolsun biz Başkanımızdan ilk önce şunu öğrendik; “vatandaşlarımıza asla tutamayacağınız sözler vermeyin.”

Başkanımız bazı şeyleri konuşurken sonucunun nereye varacağını düşünerek konuşuyor. Şimdi gelinen noktaya baktığınızda, mangal partisinin gündeme taşınmasının çok doğru olmadığını düşünüyorum. Bu arkadaşımız 6. Dönem Belediye Meclis Üyelerimizi, Belediye Başkanımızla beraber bir araya toplamak istemiş. Bildiğiniz gibi davet edildiğinizde ‘davete icabet etmek’ gerekir. Biz dolayısıyla aklımızda o tarz bir niyet yok. Halisane niyetlerle gittik oraya. Ben şunu söylemek istiyorum. Ben o haberin yapılmasını da doğru bulmuyorum. Niye? Biz orada yaşadığımız tatlı acı şeyleri konuştuk. O akşam biz orada esprilerde yaptık. Ben kendim şahsen yapılmasaydı iyi olurdu diyorum. Günah çıkarma tarzı şeyler hoş değil. Hayrullah arkadaşımız da her gün görüştüğümüz karşılaştığımız birisi. Biz mecliste her türlü kavgayı ederiz, tartışırız ama sokakta karşılaştığımız zaman arkadaşızdır.



Seçim döneminde arazide çok ciddi bilgi kirliliği vardı? Örnek vermek gerekirse verilen tapulara bile ‘sahte’ dendi. Zaman zaman siz de doğruları anlatmakta güçlük çektiniz. Siz CHP Adayı Hızır Yılmaz’ın tarzını ve her iki dönemin meclis performansını değerlendirebilir misiniz?

AK Parti olarak görüşümüz şudur; diğerlerinin ne yaptığı bizi ilgilendirmez. Biz ne yaptık? Ben bir parti mensubu olarak buna bakmalıyım. Biz eğer yaptığımız şeyin doğru olduğunu düşünüyorsak bunun üzerine gideriz. Rakiplerinizin ne dediği çokta önemli değildir. Tabii ki siyaseten bir yarışa giriyorsunuz. Rakiplerinizin yaptığı her türlü hareketi manevrayı bilmek zorundasınız. Ama hepsinden önce kendin ne yaptın? Bu çok önemlidir. Ama bunun dışında Türkiye Cumhuriyeti’nin verdiği tapuya sahte diyebilen bir görüşü ne kadar ciddiye alırsınız. O arkadaşların kendi yaşadıkları sorunları ne kadar ciddiye alırsınız.

Bizde işleyiş bellidir ve son derece disiplinlidir. Partimiz bize bir program verdi. “Bu çalışma şeklinde yapın siyasetinizi, vatandaşa doğruların ne olduğunu anlatın” biz bu yönde çalışmalarımıza devam ettik. Onların kendi içinde yaşadığı sıkıntılar adaylarının söylemleri; açıkça söylemek gerekirse biz onları çokta ciddiye almadık. Biz yolumuza baktık. İnsanlarımıza giderek dertlerimizi anlattık. Kendimizi doğru anlattığımızı da düşünüyorum. 2009 seçimleriyle 2014 seçimleri arasında bir kıyas yaptığınız zaman arada korkunç bir fark olduğunu mutlaka göreceksinizdir. Kaybettiğimizin söylendiği seçimde nasıl böyle bir fark olduğunu kendilerinin de halen sorguladıklarına eminim. Biz, bize oy veren insanlara kendimizi doğru anlattığımızı düşünüyorum. Bunun yanında ben şunu da gözlemledim; vatandaş bazı şeyleri iyi etüt etti ve öyle bir sorumluluk verdi ki bize; “bu oyu alın ve bize bunların dönüşünü hizmet olarak yapın” dedi adeta.

AK Parti İlçe Başkanı Adem Sefer tam da bu noktada şöyle bir şey söylemişti. “Bizim en büyük avantajımız adayın Hızır Yılmaz olmasıydı” şeklinde. Siz bu söyleme katılıyor musunuz?

İlçe Başkanımız siyaseten böyle bir şey söylemiş olabilir. Ben ise şu anda bulunduğum makam itibariyle böyle bir şey söylemem ne kadar doğru olur bilemiyorum. Onlara oy veren insanlarımız da. Ama biz şunu yaptık. Bunlar bir şey söylüyorsa o işin doğru olmadığını elimizdeki belgelerle insanlarımıza anlattık. Biz hiçbir zaman gittiğimiz yerlerde “şu şunu yapmış, muhalefet şunu” diyor gibi söylemlerde bulunmadık. Biz hep “o onu söylemiş olabilir ama bizim doğrumuz budur” dedik. Siyasette olumsuzluk üzerinden puan kazanılmaz. Benim şahsi görüşüm budur. Sen “AK Parti şunu yaptı” demek yerine sen ne yapabiliyorsun. Söylemlerinde bu var mıydı? Çünkü ellerinde proje yoktu. Proje olmayan yerde siz vatandaşa ne anlatacaksınız. “Tapular sahte” derseniz bu millet size inanmaz, sadece güler! Sonuçta ne oldu?

Milletimiz bu vizyonsuzluğa cevabı sandıkta verdi

Mecliste yapılan bütçe görüşmelerinde koskoca ilçe başkanını yanılttılar. Kardeşim sen projeni açıkla ve de ki “bunlar yapamadı, ben yapacağım.” Ama maalesef, proje açıklamak yerine AK Parti olarak bizim yaptığımız icraatları ve projeleri itibarsızlaştırmaya çalıştılar. E tabi milletimiz de bu vizyonsuzluğa cevabı sandıkta en güzel şekilde verdi. Mesela; 2/B için ne dedi? Bedava vereceğim dedi. Bugün ifadelerin sahibi ne diyor acaba? İşte bir Rizeli çıkardı diğer bir Rizeli çöpe atacak. Bunlar hoş şeyler değil. Ne diyoruz biz. Ağzımızdan çıkan her sözün sonuna kadar arkasındayız. Partimizin 2023, 2053 ve 2071 hedeflerini belirlerken de bunları düşünerek çalışmalarımızı yapıyoruz. Yoksa biz de siyaseti onlar gibi yapsaydık o kadar oy alabileceğimizi düşünmüyoruz. Ama biz yola çıkmadan önce projelerimizi önümüze koyarak işe başladık. Siyaset partilerin veya kişilerin yaptığı yanlışlar değil bizim ne yaptığımız önemliydi.

Seçim zamanı yapılan hemşericilik politikasını nasıl değerlendiriyorsunuz? Siyasetin içine bu kadar girmesini nasıl buluyorsunuz?

Yukarıda bahsettiğim gibi ben de 1989-2002 yılları arasında Giresunlular Derneği’nde aktif yöneticilik ve başkanlık yaptım. O günkü şartlarda yan yana olmaya ihtiyacımız vardı. Kimimiz Giresun’dan gelmişiz kimimiz Ordu’dan Kastamonu’dan… Bizim dernek kurucumuz Salih Kırtorun. Deri Kundura Fabrikası’nda Sendika Başkanlığı yapmış bir büyüğümüz. O dönemde derneğimizin adı Giresun ili Mensupları Yardımlaşma Derneği idi. Ancak zaman içerisinde Beykozlu Giresunlular Derneği’ne dönüşmüş.

260 bin insanı mahrum ettiler

Hepimiz bir yerlerden gelmişiz. Bana sorsanız ben üç yıldır memleketime gidemiyorum. Niye? Çok bir bağım yok çünkü. Biz Beykoz’da yaşıyorsak önceliğimiz daima Beykoz olmalı. Vaktin ve ekonomik gücün varsa memleketini de unutmayabilirsin. Maalesef bu hemşericilik yüzünden muhtar seçimleri için bile otobüslerle insanlar taşındı. Bu her zaman benim çok kızdığım bir uygulama olmuştur. Biz bu seçimde 248 bin gibi bir sayıda kaldık. Fakat bizim nüfusumuz 248 bin miydi? Elbette hayır. Bizim 260 bin nüfusumuz var. Yahu sen burada olursan benim İller Bankası’ndan alacağım katkı payı da fazla olacak, polis sayısı da fazla olacak. İlçe olarak her anlamda aldığın hizmet artacak. Çıkaracağın meclis üyesi sayısı artacak. Ama sen amcanın oğlu muhtar olsun diye 260 bin kişiyi mahrum ediyorsun.

İşin siyasi boyutu da çok spekülatif. Sanki siyaset dernekçilikten geçiyormuş gibi bir algı söz konusu. Şunu da baştan da söylemişimdir. Ben bugün bu koltukta oturuyorsam Giresunlu olmamın ve Giresun Derneği’nde görev yapmış olmamın da payı vardır. Bunu inkar etmem haksızlık olur. Ancak ben birilerinin istediği tarzda dernekçilik ve siyaset asla yapmadım. Hiçbir yerde Giresunluluğu öne çıkarmak gibi bir faşizanlık içinde olmadım. Ama doğal olarak Giresunluların o desteğini hep arkamda hissettim.

Salt Giresunlu, Kastamonulu veya Rizelisiniz diye hiçbir parti sizi çağırıp da “gel Başkan ol” demez. Çalışacaksınız. Parti içinde çalışacaksınız. Bir yerlerde olacaksınız. Liyakatınız olacak. Ben nasip ve kısmete çok inanan birisiyim. Eğer bu size yazılmamışsa olmuyor.

Yücel Çelikbilek ile ikinci döneminiz. İkinci dönemde ve bu dönemde de yoğun bir çalışma temposu var. Yücel Çelikbilek nasıl bir insandır, nasıl bir ortamda çalışıyorsunuz?

En rahat insanlardan bir tanesi bizleriz. Niye çünkü başımızda Yücel Çelikbilek gibi birisi var. Tecrübesiyle ön görüsüyle başta biz ve daha sonra Beykoz halkı için inanılmaz bir fırsat kendisi. Beykoz için biçilmiş kaftan. Çünkü geçmişiyle geleceğine yön vereceğine inandığım bir büyüğüm. İnanılmaz bir öngörüsü var. Bu Beykoz’a yeter de artar bile. Bunun yanında geliştireceğimiz projeler var ve buna da son derece açık biri. Mesela diğer belediyelerde olmayan uygulamalarımız var; sürekli koordinasyon halinde olmamıza rağmen belli günlerde biraraya gelerek çalışmalarımızı değerlendiririz.

Hafta sonları dahi zorunlu olmamasına rağmen başkanımızı belediyede bulabilirsiniz. Beykoz için yatıp kalkar derler ya aynen o şekilde. Kendisini bizim için de Beykoz için de büyük bir şans olarak görüyorum.

30 Mart seçimlerinden sonra 6 ay geçti. Nasıl değerlendiriyorsunuz?

Yeni olmamızın getirdiği bazı şeyler yok değil mi var. Sonuçta bir yerde yenisiniz. İşe adapte olmaya çalışıyorsunuz.  Biz tabi 6. Dönem de meclis üyesiydik. Ama bu kadar mutfağında değildik. İlk aylarda bu tecrübeleri edinmeye çalıştık. Çalışma arkadaşlarımızı tanımaya başladık. Tabii aynı süreçte gelen giden ziyaretlerle yoğun bir tempo içine girdik. Onun akabinde Ramazan etkinlikleri oldu derken altı ay hemen hemen tanımakla geçti.

Bizim artık oturma zamanımız bitti. Artık sahada olma zamanı. Başkanımızın da bu yönde talimatı var. Kendi birim müdürlüklerimizle ilgili çalışmalarımız oldu. Çok önemsediğim Mali Hizmetlerde ilk yaptığımız beş yıllık bir stratejik planlamaydı. Bu da başkanımızın oluruyla oldu.

Bir ‘Yeni Türkiye’ inşasındayız. Biz de bu dönemi ‘Yeni Beykoz’ olarak tanımlıyoruz. Çünkü onun gerisinde kalmamamız lazım.



Beykoz’da yerel basın ve Dost Beykoz?

Yerel basın dediğinizde kimse kusura bakmasın Dost Beykoz. Siyasete başladığım günden beridir bu bir arkadaşımın bana tavsiyesidir; “sen Beykoz’da siyaset yapıyorsun. Beykoz’un yerel gündemini takip etmek zorundasın” derdi. Telefonda bile mesela ‘D’ yazın Dost Beykoz çıkar. Keza bilgisayarda da öyledir. Dost Beykoz’u takip ediyorum. Çünkü arkadaşımın dediği gibi eğer siyaset yapıyorsanız yerel gündemi takip etmelisiniz. Şimdi diğer arkadaşlar mutlaka vardır. Herkes kendi ölçeğinde haber yapıyor. Ulusal basında da kendinizce bir gazete belirleyip onu takip ediyorsunuz. Bana günde üç tane gazete geliyor ama yoğunluktan dolayı bazen kapağını bile açamadığım oluyor. Ama eğer bilgisayara dönüyorsam, internete giriyorsam önce Dost Beykoz’dan başlarım. Son dakikaya bakarım, haberlere bakarım... Dost Beykoz eski ve öncü olmasının vermiş olduğu avantaj, bunun yanında ilkeli yayınlarıyla tercih ettiğim bir gazete. Çünkü çizgisinden ödün vermemiş, yaptığı yayınlarla bugüne kadar sıkıntısı olmayan. Mutlaka taraf olduğu yanlar vardır, buna kimse bir şey diyemez ama yazdığı yazının arkasında duran bir gazetedir. En azından birçok yayın gibi tarafsız görünmeye çalışmıyor. Bu vesileyle başta Kader Bey olmak üzere tüm ekibi kutluyorum.

Sosyal medyayla aranız nasıl?

Ben teknoloji özürlü değilim ama Twitter ve Facebook ile ilgili; pek o işe bulaşmadım. Bulaşmayı da düşünmüyorum. Yani takip ediyorum. Takip ediyorum dediğim nedir? Ben şu anda sistem üzerinden Beykoz Belediyesi’nin Facebook ve Twitter adresini işim gereği takip ediyorum. Sosyal medya; üzerinden yaşanılan olaylar nedeniyle kötü bir iletişim aracı olduğunu düşünüyorum.

Özel Röportaj / Sinan Kavrak – Gencebay Gür

Anahtar Kelimeler: Beykoz Belediyesi, Başkan Yardımcısı, Salim Öztürk


DOST BEYKOZ

"Beykoz'un Hür Gazetesi"