Röportajlar

Beykoz Belediye Başkanı ile 2015 Seçimleri üzerine

Beykoz Belediye Başkanı ile 2015 Seçimleri üzerine
06.05.2015 19:36
| | |
16389

Foto galeri

Beykoz Belediye Başkanı Yücel Çelikbilek, 7 Haziran 2015 Milletvekili Genel Seçimleri'ni ve yerel çalışmaları Dost Beykoz ekibine değerlendirdi.

"Bugünün bilineni yarının meçhulünden iyidir"

Klasik siyasi söylemlerden uzak, samimi açıklamalar yapan Başkan Çelikbilek, AK Parti olarak Beykoz'da yüzde 60 ve Türkiye Genelinde yüzde 55 oy hedefini, gerek genel gerekse yerel bazda  yapmış oldukları hizmetlere bakarak belirlediklerini kaydetti. Çelikbilek, "Beykoz halkı vefalıdır. Hizmetlerimizi karşılıksız bırakmaz" dedi.

Yücel Çelikbilek, muhalefet partilerinin vaatlerini ise "bugünün bilineni yarının meçhulünden iyidir" şeklinde değerlendirdi.

Başkan Yücel Çelikbilek, BBP ve SP ittifakının seçim sonuçlarına etki yapmayacağını söylerken, SP'nin, Prof. Dr. Necmettin Erbakan'ın partisi olmadığını, BBP'nin de Merhum Yazıcıoğlu'nun politikasından çok uzaklaştığını söyledi.

Kader Gür, Sinan Kavrak, Büşra Şen ve Gencebay Gür'den oluşan Dost Beykoz ekibini basın danışmanı Abdurrahman Cüneyt Fidancı ile birlikte Beykoz Belediyesi'nin denize nazır yemek hanesinde ağırlayan Yücel Çelikbilek, "milletimizin yüzde 52.6 oy oranıyla Cumhurbaşkanı seçtiği Recep Tayyip Erdoğan'ın kurmuş olduğu bir partiye halkın güveni tamdır. Onun içindir ki, AK Parti’nin hedefleri hep yüksektir" dedi.

7 Haziran 2015 Milletvekili Seçimleri için yürütülen kampanyayı nasıl değerlendiriyorsunuz?

7 Haziran ile ilgili yapmış olduğumuz çalışmalar bu dönem biraz daha ciddi olarak devam ediyor. Ancak, sadece bizim kampanya yapıyor olmamız yeterli değil elbette. Bizim hısımlarımız olan siyasi partilerin yaptığı çalışmalar ve söylemleri de bizleri yakından ilgilendiriyor.

Bütün bunları mukayese ettiğimiz zaman AK Parti’nin kampanyası; siyasi partilerin yaptıklarını yan yana, alt alta, üst üste koyduğumuzda farkı çok daha net bir şekilde göreceksiniz. AK Parti olarak her seçimde yürüttüğümüz kampanyalarla vatandaşlarımızın vicdanına, yüreğine hitap etmeye çalışıyoruz. Tabi bu hitabın kaynağında milletimizin beklentilerine cevap verecek doğru ve tutarlı projeler üretmek yatıyor. Hamdolsun bunu bu güne kadar hep başardık ve bu dönemde de bu istikrarlı ve doğru duruşu muhafaza etme gayreti içerisindeyiz.

“İstediler yapıyoruz değil. Onlar istemeden biz yapılması gerekeni yapıyoruz.”

Bir taraftan yapmış olduğumuz çalışmalarımızı vatandaşa anlatırken, diğer taraftan da ülkemizi geleceğe taşıyacak vizyon ve projelerimizi milletimize anlatmaya çalışıyoruz. Bizi desteklesin-desteklemesin AK Parti olarak milletimizin nezdindeki en önemli kıvanç kaynağımız bize duyulan güvendir. Çünkü AK Parti bu güne kadar geçen tüm seçim dönemlerinde vaat ettiklerinin tamamını yerine getirmiş hatta üzerine çıkmıştır. Eğer gerçekten yapamadığımız bir şey kalmışsa o da bizden kaynaklanmayan, konjonktürel durumlardan meydana gelen bir şeydir. Onun dışında vatandaşa AK Parti yapmayacağı hiçbir şeyi vaat etmedi. Dolayısıyla şu anda biz vatandaşın talepleri doğrultusunda kendimize yol belirleyen bir siyasi kadroyuz. Yani “istediler yapıyoruz” değil. Onlar istemeden biz yapılması gerekeni yapıyoruz. Hem yerel hem de genel hizmetlerde bu tavrı ortaya koyduk. Çok basit bir örnek vereyim; yerelde 2-B gibi çok sıkıntılı bir süreci başarıyla ve vatandaşımızın lehine sonuçlandırırken, bu kadrolar 3. Köprü, 3. havaalanı gibi mega projelerle ülkemizi çağın ilerisine taşıyor. Vatandaşın bu noktada beğenisini kazandık. Geçmişe baktığımız zaman 3 genel 3’te yerel olmak üzere her seferinde üzerine koyarak çalışmalarımızı yerine getirdik. Türkiye’nin siyaset tarihinde hiç olmamış bir olaydır. Bunu hiçbir şekilde kimsenin yargılamaya hakkı yok. AK Parti kadrolarının vatandaşla yerinde ve doğru bir şekilde kurduğu iletişimden kaynaklanan bir olaydır. Dolayısıyla biz bu güzelliği yaşadık, yaşamaya da inşallah devam edeceğiz.



“Vatandaşlarımız bu kadar uçuk kaçık vaatler karşısında elbette bir yerde duracaktır!”

Siyasi partilerin ki ben onlara hısım partiler diyorum çünkü biz onlarla alışveriş yapıyoruz, oy kazanıyoruz. Her ne kadar onlar kavga etmek isteseler de biz kavga etmeyeceğiz. Çünkü bizim insan kaynağımız o partilerin bahçeleridir. Onlara gönül vermiş vatandaşlarımızı daha iyiye ulaştıracak bir perspektif ve duruş sergilediğimize inandırarak kendimize çekeceğiz. Dolayısıyla şu anda diğer siyasi partilerin propaganda güçlerini biraz daha arttırmaları hem AK Parti’nin işini biraz daha zorlaştırıyor, hem de kolaylaştırıyor. Çünkü vatandaş bu kadar uçuk kaçık vaatler karşısında elbette ki bir yerde duracaktır. Binde yarım oy alacak bir parti bile kendi boyunu aşan vaatlerde bulunuyor. Vatandaş hangi birine inansın? 12 yıldır fiilen iktidarda olan ve söylediği her sözü yerine getiren kadrolar var. Bizim insanımızın inanılmaz bir demokrasi ve siyaset tecrübesi vardır. Bugün ne olduğunu, verilen uçuk vaatlerin karşılığında ödenebilecek ağır bedelleri vatandaş görüyor. Hayalperest olmaya, uçmaya gerek yok. Siyasetçi ayakları yere sağlam basan ve ağzından çıkanı kulağı duyan sorumluluk sahibi insandır. Ben eminim ki vatandaşımız 12 yıldır olduğu gibi yine doğru olanı seçecektir.

Siyaset böyle bir şey; yürürken kendinizi çok ta güvende hissedemezsiniz. AK Parti hep zor günlerin partisi oldu. Siyasete girdiği zaman Cumhurbaşkanımızın siyasi hayatını bloke etmeye kalktılar. Bu sorunu nasıl aştığımızı bütün millet gördü. Arkasından Cumhurbaşkanı seçtirmemek için hangi muhtıralara başvurdular onları gördük. Arkasından 2007’de Cumhurbaşkanı seçen bir partinin kapatılması gündeme geldi. O süreci yaşadık. Anayasa ile ilgili girdiğimiz çalışmalarda anayasa değişikliği olmasın diye gece yarılarına kadar nasıl kavga gürültü çıkardıklarına şahit olduk. Anayasa referandumunu gördük biz. Özellikle son dönemlerde nasıl kumpaslar kurulduğunu, ülkede nasıl operasyonlar yapıldığını, 7 Şubat olayları ve arkasından 17 ve 25 Aralık darbe girişimleriyle karşılaştık. Bir siyasi partinin bu kadar olay karşısında hiçbir rehavete kapılmadan, dik duruşu ve inancıyla nasıl tüm bu kaotik ortamların üstesinden geldiğine şahit olduk. Zaten bir siyasi partinin bu kadar işin üstünden geldiğini görmek dünya tarihinde yoktur. Allah’a hamd olsun bu AK Parti kadrolarına yakışan bir davranış biçimi oldu. Bu duruş sergilenemeseydi ve bu kalkışmalardan her hangi biri başarıya ulaşmış olsaydı ülkemiz şu an belki de Mısır’dan daha kötü bir durumda olabilirdi.

AK Parti 29 Mart’ta% 44,6, 2011 Genel Seçimlerinde % 52,6 oy aldı. 7 Haziran için koyduğunuz hedef % 60. Bu hedefe ulaşabileceğinize inanıyor musunuz? Stratejiniz ne olacak?

AK Parti hedeflerini her zaman yüksek tutar. Bunun sebebi millete olan güvenidir. Bu güne kadar yapılan seçimlere baktığınızda her seferinde üzerine bir şeyler koyarak geldiğimizi, çıtayı hep daha yukarıya koyduğumuzu göreceksiniz.

En son bu partinin kurucu Genel Başkanı’nı millet yüzde 52,6 gibi bir oranla Cumhurbaşkanlığı’na layık gördü. Dolayısıyla bizim bu kadar büyük başarılar elde etmiş kadrolara daha küçük bir hedef göstermemiz bize yakışmaz. “Efendim bütün oyları siz mi alacaksınız?” Yok, öyle bir şey olmayacak. Biz bize layık olmayan hiçbir oyu talep etmiyoruz. Eğer oy almanın yolu insanların gönlüne girmekten, ülkeyi sahiplenmekten geçiyorsa biz bunu zaten yapıyoruz. Biz halkı sahiplendikçe, onlara hizmetkâr oldukça onlar da bize sahip çıkıyor. Dolayısıyla Beykoz için yüzde 60 oy hedefi bence ulaşılamayacak bir hedef değil. Alırız almayız o ayrı konu. Ama bizim Beykoz’da alabileceğimiz yüzde 60’lık bir potansiyelimiz var. Ben bu hakkımı almak istiyorum doğal olarak. Genel Merkez’de böyle düşünüyor.

“Yüzde 60 en az almamız gereken orandır”

Eğer biz gerçekten içimizden gelerek bu vatana ve millete bir şeyler vermeye çalışıyorsak bizim bu oyları almamız gerekiyor. Eğer biz vatandaşla iyi temas kurarsak, ilgi gösterirsek, yüreğimizi bu zamana kadar onlara açtık, açmaya da devam edersek; diğer siyasi kadroların Beykoz’da oy almasını gerektirecek bir sebep şu anda yok. Eğitim bize ait, sağlık hizmetlerini hem merkezi idare hem de belirli katkı yaparak biz veriyoruz. Mülkiyet konusunu da yine hükümetle bir çalışma yaparak Beykoz’a özel bir hususla çözüme kavuşturduk. Biz bu zamana kadar 100 binin üzerinde vatandaşı mülkiyet sahibi yaptık. Eğer bu bir artı değerse, bunun bir karşılığı varsa bunu biz gerçekleştirdik. Yani bunun bize dönüşünü istemek bizim doğal hakkımız. Vatandaşım bunu yeterli görmeyebilir buna saygı duyarım. Ama bu rakam hiç de abartılacak bir rakam değil. Allah’ın izniyle vatandaşa yeteri kadar dokunabilirsek, temas edebilirsek bu alınmayacak bir rakam değil. Vatandaş 55 verecektir, 50 verecektir; eyvallah! Ama biz yüzde 60’ı en az almamız gereken rakam olarak görüyoruz. İlçe Başkanımız daha önce aldığımız sonuçlara istinaden bu rakamı vermiştir. Sayın Genel Başkanımız da yüzde 55 rakamını telaffuz etmiştir.

 Eğer vatandaşın haklarına halel getirseydik, sıkıntılarına çözüm getirmeseydik, bazı şeyleri görmezden gelip popülizm yapsaydık vatandaşın karşısına çıkmaya yüzümüz olmazdı. Tarlada izi olmayanın harmanda yüzü olmaz derler. Bizim seçim beyannamemiz hazırlandığı zaman Genel Başkanımızın da katılmış olduğu bir toplantıyla 12 yılda neler yapmış olduğumuzu saatlerce anlattılar. Ülkenin hiçbir kesimi yok ki AK Parti kadroları oralarla ilgili karar almamış olsun. Her yerde illa ki bir imzamız vardır. Barış ortamı için her şeye rağmen her türlü adımı atmıştır. Partimiz kapatılmak istendiği bir ortamda dahi ekonomik istikrarı korumuşuz. Ülkede barışı korumuşuz. Tabir-i caizse sokağa parti yandaşlarımızı çıkartarak ülkenin aleyhine, milletin aleyhine hiçbir propaganda içinde olmamışız. Ufak partiler dahi hukuk kendileriyle ilgili tedbir almaya gittiği zaman ortalığı karıştırıyorlar. İktidar partisinin mensupları olarak biz 2008 yılında kapatılmayla karşı karşıya olmamıza rağmen bir oyla kurtulduğumuzu dikkate alırsak hiçbir arkadaşımız çıkıp da terör estirmemiştir. Niye? Çünkü biz hem mahkemelerin sağduyusuna, hem de milletimizin yüksek kanaatlerine inanıyoruz dedik ve yolumuza devam ettik.

7 Haziran vaatlerin havada uçuştuğu bir seçim olarak tarihe geçecek gibi görünüyor. Bu konudaki görüşünüz?

AK Parti ne yaptığını bilen bir partidir. Biz ülkenin dengelerini en ince ayrıntısıyla sonuna kadar hesaplayan bir yapıyız. Sağladığımız istikrar ve güven ortamının temelinde hiçbir zaman yapamayacaklarımızı taahhüt etmemiş olmamız vardır. Bizim inancımızda Allah bizlere “yapamayacağınız şeyleri vaat etmeyin!” diyor. Dolayısıyla biz böyle bir yanlışın içinde yer almaktan kaçınıyoruz. Bu bizim hayat tarzımız, bakış açımız.

Muhalefetin mesela mazotla alakalı bir vaadi var. Geçmişte bunu Cem Uzan da denemişti. Fakat sizin de bildiğiniz gibi tutmadı. Vaatlerin büyüklüğüne bakarsak Haydar Baş’ın partisinin birinci olması gerek. Zira 5 bin lira asgari ücret vereceğini söylüyor. Keşke verebilsek! Ne işverenler verebilir ne de kamu verebilir. Bunların şu anda çok farklı üslupları var tabii ki. Hiç işçi çalıştırmayan hiç maaş ödememiş hiç üretime katkıda bulunmamış bir insan için bu vaatleri vermek gayet kolaydır. Nasıl ekonomiye katkı yapacağını bilmeyen, nasıl gelişeceğini, geliştireceğini bilmeyen birisi için bu vaatleri vermek çok çok kolaydır! 2002 öncesinde yaşanan derin ekonomik krizleri incelediğinizde temelinde popülist politikaların, seçim ekonomilerinin ve seçmene şirin görünmek için yapılan hesapsız ve kontrolsüz politikaların önemli bir etki yaptığına tanık olacaksınız.

“Milletimiz uçuk vaatlere itibar etmiyor!”

Az önce de bahsettiğim gibi milletimiz geçmişte yaşadığı bu acı tecrübelerden dolayı bu tarz şeylere itibar etmiyor. Demek ki bu rakamlar ve söylemler çok üzerinde durulacak şeyler değil.

Bizim şu anda tabii ki durumlarını iyileştirmemiz gereken çok daha sosyal sınıflarımız var. Bu ülkenin 7 milyona yakın engellisiyle bu devlet ilgileniyor. 12 yıl boyunca evde bakım hizmeti dâhil olmak üzere 7 milyon insana biz el uzattık. Bu ülkenin alt grup insanına sağlık alanında biz çok büyük hizmetlerde bulunduk. Bu ülkede bir tane sigortalı olmayan vatandaş yoktur. Benim vatandaşım hiçbir işe girememişse bile sağlık hizmetlerinden bir yıl boyunca ücretsiz yararlanma imkânına sahiptir. Böyle bir sağlık reformu hiç bir ülkede göremezsiniz. Üniversite sayısını 190’a çıkardık. 500 bin olan üniversiteli sayısını 2 milyona çıkardık. Bütün bunlar sıradan olaylar değildir. Bu ülkenin çocukları artık sınıfların kapısından içeri girdiklerinde kitaplarını masanın üstünde buluyorlar. 12 sene öncesinde çocuğu okula giden ailenin kendisini nasıl kitap kuyruklarında beklediklerini bizler biliyoruz. Kitap kuyruğu Cağaloğlu’ndan başlar, Eminönü Vapur İskelelerinin orada son bulurdu.

Ekonominin atar damarı ulaşımdır ve bu konudaki başarımız ortadadır. 10 yılda yaklaşık 17 bin kilometre bölünmüş yol yaparak Cumhuriyet tarihinin rekorunu kırdık. Bölünmüş yollarla elde ettiğimiz tasarruf ise 15 milyar dolar.  Yüksek Hızlı Tren, Havaalanları, Tüneller, Köprüler, Deniz ve hava ulaşımında yolcu ve sefer sayılarının onlarca, yüzlerce kat artması. Sağlık alanında yapılan devrim niteliğinde atılımlar ve daha niceleri. Tüm bunlar 80 yıllık Cumhuriyet tarihinde yapılanların kat be kat fazlasıdır ve sadece 10 yılda başarılmıştır. Hal böyleyken ve 2002’den bu yana başarılanlar ortadayken vatandaşlarımız gerçekleşmesi imkânsız uçuk vaatlere değil, ayağı yere sağlam basan, istikrar ve güvenin kaynağı olan söylem ve kurumlara itibar edecektir.

CHP’nin İmam Hatiplere kilit vurulmasına yol açacak eğitim projesi ile HDP’nin “Diyanet’i kaldıracağız” açıklamalarını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Diyanet’in bu ülkede kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’tür. O gün kurulan CHP Türkiye’nin ortak partisiydi. Sonraki CHP ise bu ülkenin kalburüstü insanlarının, imkânı bol olanların parasıyla ortak oldukları bir parti oldu. Akabinde ilk ayrışmada halk hemen etkisini gösterdi. Kendisinin bu ülkenin kurucusu olduğunu söyleyen partiyi önce 1946’da ardından 1950’de halk ciddi bir bozguna uğrattı. Bu ülkenin kurucusu olduğunu söyleyen bir parti nasıl böyle bir şey söyleyebilir. Şunu söyleyebilir; ‘Halk Mustafa Kemal’in CHP’sini silmedi, halk İnönü’nün CHP’sini sildi. Mustafa Kemal’in CHP’si 1938’e kadar devam etti. 1938’de partinin başına İnönü’nün gelmesiyle milletten giderek uzaklaşan, halkını hakir gören bir parti haline geldi. Ezanla başlayan bu süreç din kitaplarının toplatılmasıyla devam etti. O gün Süleymaniye Vakfı’nın, Laleli Camii Vakfı’nın on binlerce arazisinin gayrimüslimlere nasıl satıldığını biliyoruz. Ezanın 13 yıl Türkçe okutulduğu, Kur’an-ı Kerim’in yasaklandığı, camilerin söylemekten hicap duyduğum mekânlara çevrildiği zulümleri gördü bu millet.

“Asker vesayetini kullanıp ülkeyi onlarca yıl geri götürdüler!”

Dolayısıyla halk bunu gördüğü için ilk önce 1946’da ciddi bir ders verdi. 14 Mayıs 1950’de de CHP’nin suratına çok ağır bir tokat vurdu. Ülkenin devlet gücünü her zaman kullanan bu vesayetçi kesim elbette boş durmadı. Fitne ve fesatlarla ülkeye 1960 ihtilalini yaptırdılar. Halktan intikam almak istediler. Halkın seçtiği Menderes, Polatkan, Zorlu gibi çok özel insanları darağacına gönderecek kadar kindar ve gözü dönmüş bir tutum sergilediler. Sonuçta onların da kurdukları koalisyon hükümetleri kısa zamanda çöktü. Her defasında yaptıkları hain planlarla bu vatanın insanlarına sıkıntılar yaşattılar.  Adalet Partisi’nde vatandaş tekrar birleşti. Buna da tahammül edemediler. 1968 Gençlik Hareketleri başladı. 1970’e kadar bu hareketler devam etti. 1971’de tekrar bir muhtırayla ülkeyi yine bir bunalıma sürüklediler. Her defasında asker vesayeti kullanarak bu aziz vatanın kaynaklarını sömürüp ülkeyi onlarca yıl geri götürdüler.

1980 İhtilaliyle kan gölüne dönen ülkeyi tekrar çıkmaza sürüklediler. Yetmedi! 1982 Anayasası’nı getirerek kadın-erkek, genç-yaşlı birçok vatandaşın hakkını gasp ettiler. Milletle ters düştüler. Silah zoruyla yüzde 92 gibi bir oyla bu cunta Anayasasını millete kabul ettirdiler. Özal’ın başlattığı bir özgürlük hareketi vardı. Arkasından da 2001’e gelindiği zaman AK Parti!

“400 kızımız başörtüsü yasağından dolayı tıp eğitimini bırakmak zorunda kaldı.”

28 Şubat krizini bu ülke yaşadı. Bu ülkeye, bu ülkenin evlatlarına ayrımcılık yaptılar. Başörtülü-başörtüsüz diye ayrımcılık yaptılar. İstanbul Üniversitesi’nde 400 tane başörtülü kızımız sırf başörtüsü yasağından dolayı Tıp Fakültesi’nden ayrılmak zorunda kaldı! 27 Nisan e-muhtırasını, 2001 krizini gördük biz. Ama bunların hepsi 2002’ye kadar devam etti. 2002’de vatandaş AK Parti’nin gelişini fırsat bildi ve AK Parti bu emaneti yere düşürmeden, 12 yıldır şerefle taşıyor. Bu kadro bu ülkeye hamdolsun kriz yaşatmıyor. Çünkü yönetim halkla anlaşarak, dertleşerek, konuşarak ilerledi bu zamana kadar. Halk bunun farkında. Kendisiyle oturup konuşan, derdine ortak olan, çözüm arayan bir yönetim var. 2005’ten bu yana da Cumhurbaşkanımızın attığı adımlar var. O adım Türkiye’de bitmek tükenmek bilmeyen kan ve gözyaşına umut oldu.  Şehit cenazeleri üzerinden siyaset yapan insanlar vardı bu ülkede. Bunları yaşadık biz. Her şehit cenazesini fırsat bilerek sloganlar atan insanlar gördük. Bundan dolayı ‘Çözüm Süreci’ni halkın önüne getirdik. 2014’te üzerine basa basa “çözüm süreci” dedik ve halk bize destek verdi. Cumhurbaşkanlığı Seçimleri’nde Çözüm Sürecini sonuçlandıracağız dedik halk yine bize destek verdi. Bizim olduğunu düşündüğümüz insanlar dış güçlerle iş birliği içerisinde olursa, hainlik yaparlarsa biz elbette zorlanacağız ama asla bu işin peşini bırakmayacağız. HADEP gibi ve özellikle Paralel Yapı gibi oluşumlar Türkiye’de barış olmasını istemiyorlar. Çünkü ellerindeki imkânlar gitti. Millet bunların farkına vardı. Onlar da şu anda HADEP ile birlikte hareket ediyorlar. Kurban eti dağıtan Yasin’in hunharca katledilmesini unutturmaya, PKK’nın yaptığı katliamları masum göstermeye çalışıyorlar. Ama vatandaş bunlara taviz vermeyeceğinin en net yanıtını 30 Mart’ta ve 10 Ağustos’ta gösterdi. İnanıyorum ki bu seçimde çok daha farklı bir şekilde gösterecektir.

SP ve BBP ittifakı Beykoz’da sonuçları ne kadar etkiler?

Büyük bir etkisi olacağını düşünmüyorum. Ama bunlar sonuçta bir siyasi kadrodur. Belirli bir kitleleri vardır. O oy oranına elbette ulaşacaklardır. Ama bu seçimde ben Büyük Birlik Partisi’nin Beykoz’da 30 Mart Seçimlerinde aldığı oyu alacağını düşünmüyorum. Ülke genelinde de alamayacaktır.

Daha önce rahmetli Muhsin Yazıcıoğlu’nun şahsından dolayı sempati duyan belli bir kitlesi vardı. Ama şu anda ne Saadet Partisi Rahmetli Erbakan’ın partisidir, ne BBP rahmetli Muhsin Yazıcıoğlu’nun partisidir. Erbakan’ın partisi olmadığının kanıtı muhterem hocamızın evlatlarının bu parti dışında bırakılmış olmasıdır. Diğer partinin de her ne kadar Muhsin Yazıcıoğlu’nun partisidir deseler de Yazıcıoğlu’nun ailesinin unutulmuş olması öyle olmadığını gösteriyor. Muhsin Yazıcıoğlu’nun dün tavır koyduğu yerlerle o partinin bugün ittifak yapar hale gelmiş olması da bu partinin Muhsin Yazıcıoğlu çizgisinden uzaklaştığını göstermektedir. Dolayısıyla ben dün aldıkları oyu bugün alma şansları olduğuna inanmıyorum. 30 Mart’ta bir arkadaşımıza bölgesel anlamda bir teveccüh oluştu. Bugün her ne kadar iki parti birleşmiş olsa da bir partinin aldığı oyu bile alamayacaklardır. Tabii bu en nihayetinde milletimizin tercihi olacaktır.

Sayın Başkan biraz da Beykoz’a ve Belediye’ye dönelim;

30 Mart'ta kamuoyuyla paylaştığınız Film platosu, Şahinkaya Spor Kompleksi ve teleferik projeleri hangi aşamada?

Bu projeler uzun vadeli projelerdir dolayısıyla öyle bir günde bitmesi mümkün değil. Beykoz’un hukuki yapısını dikkate aldığınızda bitiremiyorsunuz. Biz Kılıçlı’yı aldık. Büyükşehir’e ortak bir protokolle devrettik. Onlar da bazı şeyleri çözmeye çalışıyorlar. Şu anda bir film platosu kuruluyor oraya. Bittiği anda Beykoz kazanacak. Böyle bir proje daha önce düşünülmüş bir proje değildi.

Şahinkaya projesi yine bizim belediye olarak kotardığımız projelerden bir tanesi. Öncelikle Orman Bakanlığı’ndan tahsisi noktasında gayret sarf ettik. Projelendirmeyi yaptık ve inşaat başladı. Ama işte her yerde olduğu gibi 15-20 ağacın yerinin değiştirilmesi gerekiyor. Malum biz ağacı sökerek yerini değiştirmeye gayret ediyoruz. Yalova’da köprülü kavşak için 158 yetişkin ağacı kesen CHP’li belediyeyle kıyaslayınca Beykoz’da gösterdiğimiz hassasiyeti milletimizin takdirine bırakıyorum. Dolayısıyla ağaçların yerinin değişmesi gerektiğinden yeni çizimler gerekiyor. İhale yapılırken projeyle bir bütün olarak yapılmıştı. İhaleden sonra bağımsız bölgeler ortaya çıkınca bir kopukluk meydana geldi şu anda onun düzeltilmesiyle alakalı bir çalışma yapılıyor. Temeli atılan bu alanda başka bir şey yapılma şansı yok. 2-3 sene içerisinde bu projenin biteceğine inanıyorum.

“Sadece izinleri sonuçlandırmak bir yıl sürüyor!”

Karlıtepe Mesire alanı da bitmek üzere. 2 aya kadar orayı da tamamen kullanılabilir hale getirmeyi planlıyoruz. Bir tek teleferiği kalıyor. Onu da şu anda ihale aşamasına getirdik. İnşallah o da en kısa sürede bitecek. Ama tabii dediğim gibi Beykoz’da bir iş yapmak oldukça zor. Çevre Bakanlığı’ndan bir izin almak aylarca sürüyor. Beykoz’da “bu gün bir karar verdim yarın uygulamaya koyayım” gibi bir şey söyleme şansın yok. Biz Doğal Sit Alanıyız. Çevre İl Müdürlüğü bize karışır, Bakanlık karışır, Büyükşehir karışır. Ardından Kültür Bakanlığı’na bağlı birimler karışır. Beykoz öyle diğer ilçeler gibi kolay değil maalesef. Sadece izinleri sonuçlandırmak bir yıl sürüyor. Ben bu projelerle ilgili adım atmadan aşama kaydetmeden duyurusunu yapmış olsaydım bu projeler Beykoz’da 20 yıl daha yapılamazdı. Ben ilk önce projenin adını koyarak kamuoyunu tartıştırıyorum. İlgili kurumların bu konuda dikkatini çekiyorum. İstiyorum ki tartışsınlar ve bu konuda bir karar çıksın. Uygulamaya geçmek ister istemez zaman alıyor. Eğer ben bu konuyu gündeme hiç getirmesem, konuşmasam bu konu 20 sene konuşulacak konu değildir. İllaki bir şeyler alabilmek için beklemek zorundasınız.

Şu anda eğitimle ilgili adımlar atıyoruz. Zorluyoruz kendimizi. 6 tane işin içine girdik Belediye olarak. Elmalı’da ilkokul yapıyoruz şu anda. Cumhuriyet Mahallesi’nde Prof. Dr. İbrahim Canan Anadolu Lisesi’ne yurt yapılması lazım onu biz üstlendik. Şimdi ormanla konuyu çözmeye çalışıyoruz. Üstlendik ama yer tespitiyle ilgili sıkıntı var. Yeri teslim ettikleri anda imara başlayacağız. Belediye olarak yurt yapacağız. Arkasından Riva’da 12 derslikli ilkokul. Şu anda çalışmaları yapılıyor o başlayacak. Arkasından yetmedi, Ortaçeşme’de Halk Eğitim ve Kız Meslek Lisesi’ni yıkarak yeni bir okul yapmayı üstlendik. Çavuşbaşı bölgesinde Ahmet Akça İlköğretim Okulumuz yeterli değil. Ben de dedim ki “burayı belediyeye verin, karşılığında size ormandan bir yer tahsis edelim ve oraya 24 derslikli bir okul yapalım.” Şimdi Milli Eğitim Bakanımız Nabi Avcı vasıtasıyla Orman Bakanlığı’na tahsisiyle alakalı yazı yazıldı, onu bekliyoruz. Geldiği anda taşınmak istedikleri okulu şu an bulundukları okulu belediyeye vermeleri şartıyla biz yapacağız. Oraya da Çavuşbaşı’nın ihtiyacı olan meydan, otopark ve hizmet binası yapalım istiyorum. İşte bakın bunları bir sene iki sene önceden söylüyorum ki kamuoyu bunları konuşmaya başlasın diye. Başka türlü Beykoz’da işler yürümüyor.

“Ben sözümden hiç dönmedim.”

Sedat Simavi’nin başka bir yere taşınmasıyla ilgili bir konu var şu anda. Önce biz burayı farklı bir şekilde düşünmüştük. Şu anda oradaki araziye de 24 derslikli bir okul yapılacak. Bunun bir kısmını da biz finanse edeceğiz. Allah nasip ederse Selahattin Karakaşlı Ortaokulu ile ilgili sıkıntılarımız vardı. Ben şu anda ilköğretim okulunun bulunduğu yere bir kat atarak 20 derslikli İmam hatip Ortaokulu’nu devam ettirmeyi ve mevcut Selahattin Karakaşlı Okulunu da İmam Hatip Lisesi’ne dönüştürerek bölgedeki lise ihtiyacını karşılamayı düşünüyoruz. Bu yapılacak ilköğretim okulunun masraflarını da biz karşılayacağız. Hemen bir başka çalışma daha yapıyoruz. Ferit İnal Lisesi’nin altında bir bina daha var. O bina boşaltıldı. Orayı yıkıp yeniden yapmayı üstlendik. Karşılığında sol üst tarafta bahçe içerisinde bir köşk var. O köşkü onararak sosyal tesis olarak orayı hizmete açacağız. Eğer bütün bunları konuşmasam dile getirmesem bunlar olacak şeyler mi? Vakıflardan aldığımız 3 tane arazi var. Projeleri bitmek üzere, ihaleye çıkaracağız. Kültür Merkezleri olarak yapacağız buraları da. Bunların hepsi bir günde olmuyor. Beykoz böyle bir yer. Mesela Ferit İnal Lisesi’yle ilgili iki yıldır uğraşıyor arkadaşlarım. Milli Eğitim’e yaz, ona yaz, buna yaz, şuna yaz, derken ben zaman kaybediyorum ama millet zannediyor ki ben sözümden döndüm. Hayır! Ben sözümden hiç dönmedim. Aynı kararlılığım devam ediyor. Hizmet yapmak istiyorum.

2B Süreci hangi noktada? Ne kadar talep oldu... Belediyenin kasasına ne kadar giriş oldu?

2B şu anda hareketli bir şekilde devam ediyor. Net olarak söyleme şansımız yok ama yüzde 80’den fazlasını vatandaşa intikal ettirdik. Yüzde 20’lik kısımda ise yeni yeni gelecek yerler var. Mesela Yenimahalle’de daha mahkeme kararı çıkmadığı için 2B ile ilgili bir tane uygulama yapamadım. Buna benzer köyler de var. Elmalı’da, Örnekköy’de ormanla ilgili sıkıntılı olan yerler var. Eskiden açılmış davalar var. O davalar sürdüğü müddetçe Hazine 2B ile ilgili arsanın devrini bize yapmıyor. Proje alanı olmasına rağmen yapmıyor. Dolayısıyla önce onların bize gelmesi gerekiyor. Biz vatandaşa her söylediğimiz sözün arkasındayız. Vatandaşlarımız sadece bazı şeylerin biraz zaman aldığını bazen unutuyor. Bize devredilen hiçbir yeri biz devretmemezlik yapmadık. Beykoz tarihinde bu kadar tapu kadastral iş yaptığı bir ortam görmedi. Tapu Kadastro’daki arkadaşlar yeterli gelmediği için biz şu anda 7-8 personel takviyesi yaptık. Maaşlarını biz veriyoruz. Çalışıyorlar orada. Buna rağmen yetiştiremiyorlar. Ama işleyişi bilmeyen vatandaşlarımız yorumu kafasına göre yapabiliyor. Sıra numarası verilmiş olan vatandaşlardan yaklaşık yüzden 80’inin işlemi bitmiş durumda… Biz bu alımlardan dolayı Milli Emlak’a 250 milyon lira gibi bir para ödemesi yapacağız. Buradan da Belediyemize 500-600 milyon lira gibi bir rakam kalacak. Şu anda maddi olarak imkânlarımız gayet iyi. Beykoz Belediyesi tarihinde olmayan bir rahatlığı, bolluğu ve bereketi yaşıyor şu anda… Bu tabi sürekli böyle gidecek diye bir şey yok. Bu geliri bizim sürekli hale getirecek çalışmalar yapmamız lazım. Onun için adımlar atıyoruz. İnşaatların başlaması, bunlarla birlikte gelecek olan harçlar bizim için ayrı bir gelir kaynağı olacak.

“Özel mülkiyet yüzde 15’lerden yüzde 60’a çıktı”

Şu anda beni asıl sevindiren taraf bizim kasamıza giren paradan ziyade vatandaşın cebinde bıraktığımız paradır. Yaptığımız hamlelerle vatandaşı nasıl rahatlattığımızı, alım gücünü nasıl arttırdığımızı vatandaş çok daha iyi bir şekilde görecektir. Yani biz Büyükşehir’den aldığımız arsalarla 3 bine yakın insanımızı arsa sahibi yaptık. Nerden bakarsan 23-24 bin insan Vakıf Arazileri’nden tapu sahibi oldu. Bu da Beykoz’un yüzde 40’ına tekabül eder. Mülkiyet konusunu çözmeden imar konusunu çözmemize imkân yok. Bunun akabinde imarla ilgili çalışmalara başladık. Birinci etap planlarımız şu anda uygulanır hale geldi. Geri görünümle alakalı son aşamaları gerçekleştiriyoruz onları Bakanlıklara göndereceğiz. Hazine arsalarının devriyle alakalı bir kısım çalışmaları bitirdik, bir kısım çalışmalarımız da devam ediyor. Doğal Sit Alanı’nda yasaya göre devir yapmak mümkün değil. Onunla ilgili uygun kararı Çevre Müdürlüğü’nden çıkarttık. Şimdi ona uygun olarak Milli Emlak Müdürlüğü bir hazırlık içerisinde onlar bu çalışmalar çerçevesinde devri mümkün olan arsaları bize çıkartıyorlar. Devrettikleri zaman biz de vatandaşa satışını gerçekleştireceğiz, böylelikle bölge biraz daha rahatlamış olacak. Dün Beykoz’da özel mülkiyet yüzde 15-20 civarındayken bugün özel mülkiyetin yüzde 60 gibi bir orana çıkmış olması bizi gerçekten sevindiriyor.

Beykoz’da Kentsel dönüşüm projeleri ne zaman hayata geçmeye başlar? Nasıl bir işleyiş olacak?

Bu konudaki işleyiş vatandaşın yüzde 70’inin birlikte alacağı bir karardır. Biz kimseyi zorlamıyoruz. Ancak imar planlarını modern şehircilik ve kentleşme standartlarına uygun hale getirmeye çalışıyoruz. Bundan dolayıdır ki vatandaşımız bireysel yapmaya kalkarsa orası gecekondudan geçilmez. Zira bölgemizde hak sahiplerinin öyle büyük arsaları yok. Mesela bir arsa 2 dönüm olsa vatandaşın inisiyatifine bırakılabilir ama arsaların hepsi 500-600 metrelik. Dolayısıyla bu arsalarda bina üretemiyorsunuz. Çok özel, zevkinize birkaç kişi bir araya gelir yaparsın ama daha iyisinin olabilmesi için çalışıyoruz.

Ben şunu tekrar söylüyorum, “bu belediye halkına hiçbir zaman kötülük yapmadı, yapmaz da.” Halkımızın da bize güvenle bakmasını istiyoruz. Biliyorsunuz Beykoz’da binalar çok eski. Yapılacak Kentsel Dönüşüm çalışmasından sonra Beykoz yapı anlamında daha kaliteli ve güvenilir hale gelecek. Siyaseten vatandaşlarımız farklı şeyler söyleyebilirler; o beni çok ilgilendirmiyor. Bizler buralara hizmet eri olarak geldik, hizmet yapmak için geldik. İnsanlara zulmetmek için, kötü niyetle yaptırımlar uygulamak için gelmedik.

“Beykozlular için sosyal konutlar üreteceğiz”

AK Parti Türkiye’de birçok meseleyi çözüme kavuştururken, köhnemiş, sistemdeki boşluklarla milletin sırtına kambur olmuş birçok uygulamayı da buruşturup çöpe attı. Oluşturduğu çözümlerle de dünyada örnek oldu. Düşünün ki 15 yılda kooperatifler vasıtasıyla ev sahibi olamayan, mağdur edilmiş insanlar vardı. Ama bugün evinizi 2 yılda teslim alıyorsunuz ve 20 yılda geri ödüyorsunuz. Kira öder gibi ev sahibi oluyorsunuz. Şimdi bu kimin işine gelmedi? Bu yıllarca bu toplumu sömürmüş, kandırmış, tüketmiş insanların işlerine gelmedi. Onların miatları doldu. Onların yerine daha güvenilir devlet kurumları yerlerini aldı. Emlak Konut bu konuda yerini aldı. Özel sektör bu konuda ciddi adımlar atıyor. Artık şartlar değişti vatandaşa ‘al binanı kullan, sonra ödemeni yaparsın’ demeye başladılar. Fiyat olarak ta herkesin bütçesine göre yapılar var şu anda ve hepsi yok satıyor. Bu sistem büyük bir başarıyla uygulandığı için dışarıdakiler artık “gel benim ülkemde bunu uygula” demeye başladılar. Bundan önce yapılmayan şeyler 12 yıllık AK Parti iktidarı döneminde yapıldı. Eksik yok mu? Mutlaka vardır. Bu kadar işin içerisinde olmaması mümkün değil ama ciddi oranda halkın memnuniyeti söz konusu. Bu yapılan yerlerde AK Parti iktidarının imzası vardır, bu bir gerçek! Diğer yandan KİPTAŞ’ı kötü göstermek için oyunlar oynanıyor. Ama vatandaş artık bu oyunları görmez, çünkü gerçeğin ne olduğunun bir kere farkına vardı. Ne KİPTAŞ’ın yaptığı bir yer açıkta kaldı. Ne de TOKİ’nin yaptığı bir yer açıkta kaldı. Bu başarısı kanıtlanmış modeli Beykoz’da uygulamak istiyoruz. Beykozlu olarak kendimize sosyal konut üretmek için adımlar atıyoruz. Başta dar gelirli vatandaşlarımız için çok uygun şartlarla konut üretmeyi hedefliyoruz.  

KİPTAŞ’ın Şahintepesi’nde yapmak istediği projeye biz de proje ortağı olduk. Bizim de belli başlı yerlerimiz var oralarda. Oradaki vatandaşlar da bunun ne kadar kıymetli bir şey olduğunun farkındalar. Bazı müteahhitlerle anlaşma yapmış olanlar var. Bazıları geri dönmek istiyor. Vatandaş istedikten sonra biz KİPTAŞ ve TOKİ ortaklığıyla bu işin sonuna kadar takipçisi olacağız. Çünkü bu bölgenin kurtuluşu başka türlü olmaz. Vatandaşlarımızın haklarını koruyarak en doğru çözümü bulacağız.

2B taşınmazlarını Milli Emlak’ten alanlarla ilgili mahsuplaşmalar hangi aşamada?

Hazine’den yerini satın alanlarla ilgili torba yasaya bir madde ekletmiştik. Bu konuda 1591 tane dosya var. Milli Emlak henüz bunlarla ilgili ödemeyi belediyemize yapmadı. Resmi prosedürün tamamlanmasını bekliyoruz. İnşallah bittikten sonra ödemeler tarafımıza yapılacak. Vatandaşlarımız bu arada dosyalarını getirsinler işlemlerini yapalım. Beykoz Belediyesi’nin verdiği sözden yana bir sıkıntısı yok. Sadece resmi prosedürün tamamlanmasını bekliyoruz.

2014 Yılı Faaliyet Raporu'nun onaylandığı oturumda Beykoz Belediyesi'nin borcu olmadığını söylediniz. 2009 yılında 70 trilyon olan borç ödendi mi?

Şu anda Beykoz Belediyesi’nin kişisel borçları yok. Kurumsal borçlar var onları da taksitlendirdik ve belli bir plan dahilinde hepsini ödüyoruz. Hiçbir sıkıntı yok. Beykoz Belediyesi’nin resmi borcu elbette var ama bunun karşılığında kasasında da 300 milyondan fazla para var. Hamdolsun belediye olarak şu anda borcumuzu üçe katlayacak gelire sahibiz.

Okullarda yapmış olduğunuz toplantılardan nasıl duygularla ayrılıyorsunuz? Yeni gençliği nasıl değerlendiriyorsunuz?

Gittiğimiz yerlerde çocuklarımızla ilgili çok olumlu izlenimler edindim. Şu ana kadar 8-9 okul ziyareti yaptım. Malum seçim çalışmalarının yoğunluğu bir de üzerine perşembe günleri gerçekleştirdiğimiz halk günü denk gelince birkaç ziyareti ertelemek zorunda kaldık. Ancak ziyaret ettiğim okullarda çocukları çok ilgili gördüm. Yerel yönetime ilgileri var. Çok samimi bir halleri var gençlerin. Belediye Başkanının onların ayaklarına gidip onlarla hasbihal etmesi, telefon numarasını vermesi tabi onları daha bir motive ediyor.

“Gençlerimizle 253 bin fidan dikeceğiz”

Mayıs ayı içerisinde yeni bir Gençlik Şöleni yapacak arkadaşlarımız. Gençlik Meclisi’ndeki kardeşlerimiz bu işi devam ettiriyorlar. İyi bir çalışma yapıyorlar. Bunun yanı sıra yeni bir kampanya başlattık. Gittiğimiz okullarda kütüphane kurulacaksa destek olmak amacıyla en az bin adet kitap hediye ediyoruz. Okuyan, konuşan ve düşünen bir nesil istiyoruz. Türkiye böyle olmalı. En yetkili ağızların yanında konuşan ve konuşmasını beceren bir nesil olması gerekiyor. Söylenen sözler yerini bulmalıdır. Gençlerin eğitim ve kültürün yanı sıra sporla da ilgili olmalarını istiyoruz. Diğer bir çalışmamız da bir Çanakkale ormanı kurmak istiyoruz. 253 bin fidan dikeceğiz. Gençlik Meclisi’nin bu çalışmayı yapmak suretiyle bereketli bir ortam yakalayacağını ümit ediyorum.

Gençliğimizi askere uğurlama projesini Kaymakamlığımız ile beraber uygulamaya koyduk. Belediye Meydanı ve Beykoz Meydanı’nda düzenlediğimiz programlardan askerlerimiz ve aileleri çok memnun kaldı. Aileleriyle birlikte Kur’an tilaveti eşliğinde Peygamber ocağına yolcu ettik gençlerimizi.

Bildiğiniz gibi 20 Nisan’da Beykoz’da ilk defa çocuk kitapları fuarı açmıştık. Açık olduğu kısa sürede 13 bin insan ziyaret etmiş. Bu ilgiyi görünce çok güzel bir başlangıç yapmış olduğumuzu düşünüyorum. Fuarımıza katılan yazarlar ve yayınevleri de bu sayıyı başarılı buluyorlar. Bunu önümüzdeki yıllarda geleneksel hale getirmeyi düşünüyoruz. Gençlerle ilgili çalışmaları da arttıracağız. Çünkü ne kadar verirsek o kadar alabiliriz diye düşünüyorum.

Sayın Başkan son olarak?

Bu söyleşiyi 7 Haziran Seçimleri dolayısıyla yapmış olduk. 7 Haziran çok önemli bir seçim. Sizin yaptığınız doğru bilgilendirmeler ışığında Beykoz halkının daha hassas davranacağına inanıyorum. Şunu unutmayalım ki devletimiz bize, yani Beykozluya çok ciddi el attı. Mülkiyet konusunda, imar konusunda arkamızda durdu. Beykoz için özel yasa çıkardı ve gerek 2B gerekse İBB taşınmazlarının devriyle 150 bine yakın Beykozluyu devlet olmanın gereğiyle bağrına bastı. 

“Beykozlu vefalıdır”

Bu fedakârlık sonucunda Beykoz halkına yakışan da kendisini bağrına basan devletine vefalı olduğunu göstermesi, destek vermesidir. Bu nedenlerle yüzde 60 oy hedefinin aşırı büyütülecek bir rakam olmadığını tekrar ifade etmek istiyorum. Ben inanıyorum ki Beykoz halkı bu rakamı da aşarak kendisine el uzatanın elini havada bırakmayacaktır. Tabii ki vatandaşlarımızın tercihinin başımızın üstünde yeri vardır. Ama bir Belediye Başkanı olarak burada verilecek destek, gösterilecek vefa benim elimi daha da güçlendirecek ve Beykoz’a yönelik hizmet ve projelerimizde daha çok ve çabuk proje üretmemi sağlayacaktır. Sonuç itibariyle vatandaşlarımız beni ne kadar güçlendirirse, ben de yukarıya karşı o kadar güçlü olurum.

Bu vesileyle Cumhuriyet tarihinin belki de en önemli seçimi olacak olan 7 Haziran seçimlerinin Beykoz’umuza ve ülkemize hayırlar getirmesini temenni ediyorum.

Dost Beykoz ailesine de başarılı çalışmalarının devamını dileyerek teşekkür ediyorum.

Dost Beykoz / Özel Söyleşi

Anahtar Kelimeler: Beykoz Haber, Röportaj, Yücel Çelikbilek, Kader Gür, Büşra Şen, Sinan Kavrak, Gencebay Gür, Seçim 2015, AK Parti

1 Yorum
MEHMET GÜNYÜZÜ12.05.2015 18:40:57

sayın başkan gene kafasına göre uydurmuş SAADET PARTİSİ hocanın partisi değilmiş ERBAKAN hocamızı siyonistlere satıp kaçarken hoca gençlerin önünü açmıyor partiyi oğluna bırakacak diyenlerin şimdi dediğine bak ayrıca bir miting çağlayandaydı bir miting kazlıçeşmede hocamız kazlıçeşmedekiler bizansın askeri çağlayandakiler fatihin askerleri dediğinde öfkeden deliye dönenler şimdi hocamıza sahip çıkmaya çalışıyor peki kazlıçeşmedeki bizans askerleri kimlerdi birde şunu bilin sayın başkan hocamızın evlatları bize menettir size yedirmeyiz onları

Yorum yaz

DOST BEYKOZ

"Beykoz'un Hür Gazetesi"