“Hayatta bazen öyle hesap hataları yapıyoruz ki, ne kadar düşünsek te bir türlü içinden çıkamıyoruz. Birçok örnekten, sadece iki ‘hesap hatası örneği’ vereceğim ki konumuz iyice anlaşılsın.
”
Benliğinizde fırtınalar kopacak
Hayatta bazen öyle hesap hataları yapıyoruz ki, ne kadar düşünsek te bir türlü içinden çıkamıyoruz. Birçok örnekten, sadece iki ‘hesap hatası örneği’ vereceğim ki konumuz iyice anlaşılsın.
Bu eğlenceli ve basit zannedeceğiniz örnekler bana, öyle önemli bir GERÇEĞİ hatırlattı ki, hayretler içinde kalacaksınız ve benliğinizde FIRTINALAR KOPACAK…
- Müşteri, garsondan bir tost istiyor. Tostun 9 TL olduğunu öğrenince 10 Lira veriyor. Garson ona 1 Lira iade ediyor. Müşteri, 2 TL olan bir şişe SU istiyor.
Müşteri garsona, sadece iade aldığı 1 Lirayı veriyor.
Garson itiraz ediyor; “efendim su 2 lira, siz 1 lira verdiniz.”
Müşteri, “tost 9 Liraydı; + 2 lira da su = 11 Lira eder. Benim sana verdiğim 10 TL + 1 TL. =11 TL. Eee, sen hangi bir lira eksik diyorsun?” (…?…)
- Köylünün 17 adet devesi vardı. İKİ evlâdına “Develerin 2’de biri büyük oğlumun, 3’te biri diğer oğlumun, 9’da biri de annenizin. Çünkü annenizi siz bakacaksınız” diye vasiyet ediyor…
Adam ölünce vasiyet uygulanırken, bakıyorlar ki 17 deve bölünemiyor.
Cami imamına gidip, durumu anlatıyorlar.
İmam; “..evet doğru, 17 buçuksuz bölünmez. Benim devemi de size vereyim ki, probleminiz çözülsün.” diyor ve devam ediyor:
“Şimdi 18 devenizin 2’de biri 9 deve büyük oğlunun, ortancaya develerin 3’te biri 6 eder, annenize de 9’da biri 2 eder. Şimdi tekrar hesaplayın: Büyük oğlunun 9 + ikinci oğlunun 6 + annenizin 2 deve = 17 eder.
Şimdi benim devemi geri alıyorum” der… (Hesap doğru, acaba bir deve nasıl arttı?)
KISSADAN HİSSE: “Müslüman, çıkış formülü olmayan meselelerde, çözümler üreten insandır…”
Şu iki örnekte de görülüyor ki; bazı hesaplamalar bizleri şaşırtabiliyor, fakat bizlere pek zararı olmuyor.
OYSA DİĞER YANDAN:
Bizler, öyle çok önemli hesap hatası yapıyoruz ki, Dünya hayatımızda MÜTHİŞ zararları olduğu gibi, SONSUZ ve SINIRSIZ olan Ahiret hayatımızı ise CEHENNEME çeviriyor.
- BU HESAP HATAMIZ; “SONSUZ ve SINIRSIZ ifadelerini İDRÂK edememektir, anlayamamaktır”.
SONSUZ ve SINIRSIZI, BİR NEBZE ANLAMAYA ÇALIŞALIM:
SONSUZ ve SINIRSIZ ∞, ‘303 sıfırlı SENTİLYON’ rakamı ile mukayese edilse, bu 1’in sağındaki 303 SIFIRLI rakam bile, SIFIR hükmüne düşüyor ∞…
Bu gerçekler ışığında baktığımızda da SONSUZ bir Ahiret HAYATININ YANINDA, 100 senelik (hatta 1000 senelik bile olsa) bir Dünya hayatı da SIFIR hükmünde değil mi?..
İşte bu iki kelimeyi bizler; sanki “çok uzun bir, gaip zaman dilimi” zannediyoruz. Yani, gaip (bilinmeyen), belki var fakat çok uzun yıllar sürecek bir zaman olarak algılıyoruz. Üstelik de ta Kıyametten sonra yaşanacak!
Oysa ‘KÜLLİ ÂTİN KARÎB’DİR. (Her gelecek yakındır.)
100’lerce sene, hatta 1000 sene yaşayan Peygamberler, Krallar, Hükümdarlar, kavimler ve topluluklar NEREDE? Onlar için de ‘KÜLLİ ÂTİN KARÎB’Dİ…
İşte YANILGIMIZIN İSPATİ: En çok 100 senelik dünya hayatımız için, 15-20 sene tahsiller yaptığımız gibi, evlâtlarımız için de aynı gayret ve hassasiyeti gösteriyoruz.
FAKAT “SONSUZ ve SINIRSIZ olan Ahiret hayatımız için, Dünya tahsilimizin kat kat fazlasını yapmamız gerekirken, MAALESEF YARISINI BİLE yapmıyoruz.
- Bazen bunu bile gereksiz görüyoruz.
Şayet bu “SONSUZ ve SINIRSIZ” ifadelerini idrak etmiş olsak ve de Ahirete zerre kadar ÎMANIMIZ olsa, bu gaflete asla düşmeyiz.
- Eğer bizler özellikle de Ahiretimize ait tahsillerimizi İHMÂL edip bu gaflete düşüyorsak, Allah’ın EMİR ve YASAKLARINA uymuyorsak, vayy bizim hâlimize!
ÇÜNKÜ dilimizle olmasa da, ÂHİRETİ ‘FÎLEN’ YALANLAMIŞ OLUYORUZ!
İŞTE DOSDOĞRU İLÂHÎ ÎKAZLAR:
“Onlara, ‘Allah’ın huzurunda eğilin’ (namaz kılın) denildiği zaman eğilmezler. O gün yalanlayanların vay hâline!” (Mürselât 48-49. Ayetler.)
“Müşriklerin vay hâline ki, onlar zekâtı vermezler ve Ahireti inkâr ederler.” (Füssılet 6-7.Â.)
“Vay hâline şöyle namaz kılanların ki, onlar namazlarından gâfildirler (Kıldıkları namazın değerini bilmez, namaza gereken titizliği göstermezler). İbadetlerini gösteriş için yapar, Zekât ve diğer yardımlarını esirgerler, vermezler. (Mâûn 4-7. Ayetler.)
“O gün yalancıların vay haline! Onlar ceza gününü(ÂHİRETİ) yalanlarlar. ” (Mutaffifîn, 10-12. Ayetler.)
- Evet bahtiyar dostlarım, iddialarımda zerre kadar abartı yokmuş, değil mi?
Allah cc kelâmından sonra, BAŞKA SÖZE NE HÂCET. Vesselâm…
YORUMLAR