Röportajlar

BEDES Başkanı Gülay Demirel siyasete neden girdi?

BEDES Başkanı Gülay Demirel siyasete neden girdi?
31.07.2015 23:25
| | |
4835

BEDES Başkanı ve Beykoz Belediye Meclisi CHP Grup Başkan Vekili Gülay Demirel, Dost Beykoz'un sorularına cevap verdi.

Neden siyasete girdi?

Siyasette umduğunu bulabildi mi?

CHP neden hep muhalefette?

STK ile siyaset arasındaki çizgiyi nasıl ayarladı?

BEDES'in yeni projeleri neler olacak?

BEDES kaç öğrenciye burs veriyor?

Beykoz Eğitime Destek Derneği Başkanı Gülay Demirel, 30 Mart 2014 Yerel Seçimleri'nde aktif siyasete girdi. Başkanı olduğu derneğin çalışmaları sekteye uğrar düşüncesiyle; yakın çevresinden telkinler alsada, daha geniş bir kesim siyasete girmesine destek verdi. O çoğunluğun talebine uysa da sosyal çalışmalarına hiç siyaseti bulaştırmadı.

Beykoz Korusu'nda karşılaştığı Dost Beykoz Başyazarı Kader Gür'e gündemi ve Beykoz'u değerlendiren Gülay Demirel gerek şahsı, gerekse çalışmalarıyla ilgili tartışmalara da cevap verdi.

Gülay Hanım sizdeki bu sosyal hizmet sevgisinin nedeni nedir?

Almanya'dan Türkiye'ye döndüğümde Beykoz'da ki STK anlayışının benim düşüncelerimle örtüşmediğini gördüm. Dolayısıyla bu alanda kendimi daha mutlu hissedeceğim için ilk etapta sosyal çalışmaların içinde olmak istedim.

Beykoz'un sosyal dokusunda tam bir Anadolu kültürü olduğunu fark ettim ve bu kültürün korunması gerektiğini düşündüm. O nedenle ilk olarak Çiğdem Mahallesi Sağlık ve Sosyal Yardımlaşma Derneği'nde çalışmalara başladım.

Bir süre sonra oradaki sosyal çalışmalarla birlikte Beykoz'da ciddi bir eğitim eksikliği olduğunu gördüm... Terör olayları, kadına şiddet ve uyuşturucu... Bunlar toplumuzun en önde gelen sorunlarıydı. Ve bu sorunların nedeninin de eğitimsizlik olduğunu düşündüm.  

Peki, siyasete neden girdiniz?

Beykoz'da aktif siyasete girmiş olmam belirli bir kesim tarafından yadırgandı... Bir diğer kesim tarafında ise girmem konusunda bana aşırı baskı yapıldığı için siyaset girdim. Bana daha önce de siyasete girmem konusunda teklifler gelmişti. Ama o zaman reddetmiştim. Bunun nedenleri de, bulunduğum çevreyi çok iyi tanımıyor olmam ve siyasetin kolay bir şey olmadığını düşünüyor olmamdı. Yeterli olmadığımı da düşünmüştüm o zaman.

Belirli zaman sonra sosyal çalışmalarımı hayata geçirebilmek için siyasetin bu çalışmalara katkı sağlayacağını düşündüm. Sonuçta siyaset ve sosyal aktivite hep iç içe zaten... Bununla birlikte hoşuma gitmeyen bazı şeylerde vardı siyasetin içinde. Mesela; STK'lara sadece seçim dönemlerinde önem veriliyordu. Seçim dönemlerinde dernek üyelikleri artıyordu. Ama seçim bittiği zaman her şey bitiyor. Bu anlayışta beni çok rahatsız ediyordu. STK'ların güçlenmesi gerektiği gibi siyasete yönelik algınında değişmesi gerektiği kanaatindeydim. Toplumsal sorunlara çözüm üretme adına proje üretiyorsunuz. Ama bunun kaynağı da siyasetten geçiyor. O zaman o alanda izleyen değil de, değiştiren, etkileyen konumda olma zarureti doğuyor. Dolayısıyla yapılan baskıları da ciddiye alarak, CHP'den yapılan teklifi değerlendirdim. 

Peki, AK Parti'den de teklif gelseydi değerlendirir miydiniz?

Bu soruya şu anda cevap vermek oldukça güç. O zaman ki düşüncelerim çerçevesinde CHP'den gelen teklifi değerlendirdim. Bununda doğru bir karar olduğunu düşünüyorum. Doğrusunu söylemek gerekirse siyasi partilerin sistemlerine baktığınız zaman birbirlerinden farkları olmadığını anlıyorsunuz.

Seçmen partisine sahip çıkmıyor

Burada şunu da fark ettim. Türkiye'de hangi partide olursanız olun, partilerin seçmenleri partilerine sahip çıkmıyor. Sadece oy veriyor ve ondan sonra hiç bir şekilde sorgulamıyor, araştırmıyor, verdiği oyun hangi amaç için kullanıldığına bakmıyor.  Buda partilerin dar bir alana ve belirli kişilerin elinde kan kaybetmesine yol açıyor. Seçmenin seçtiği isimlerin kendi iradelerini temsil etmediğini düşünüyorum. Her partinin kendine özgü bir ideolojisi var, fakat içerdeki işleyiş ve sistem bütün partilerde aynı. Yani seçmen oy verdiği partiye üye olsun. Sorgulasın, araştırsın ve demokrasiye, değişime katkı sağlasın. Ben bunu istiyorum. Parti içi dinamikleri de bence seçmen belirlemeli.

Siyasetten umduğunuzu bulabildiniz mi?

Herkesin bir değer yargısı vardır. Toplumumuzun da bir değer yargısı vardır. Hangi partide olursa olsun, toplum sizi değer yargılarınızla bir yere oturtuyor. Dolayısıyla o manada yeni olduğumu düşünüyorum. Benim sosyal projelerim var ve bunları gerçekleştirmek benim hedefim. Mahallelerde çocuk yuvalarının açılması gerektiğini her platforma savundum ve bunu istedim. Belediye Başkanımızda bunun farkında... Fakat muhalefette olduğunuz zaman işiniz biraz daha zor oluyor. Bu talepleri dile getirdiğiniz zaman karşınıza imar, öngörünüm ya da arsa tahsisi gibi sorunlar geliyor.

Aslında bunları ben mazeret olarak kabul etmiyorum. Beykoz'da bizim bilgi evlerimiz vardı. Ne oldu o bilgi evlerine?  Yani her şey samimiyetten geçiyor. Yer yoksa kiralama yoluna da gidilebilir.

Beykoz'da gençliğe yönelikte hiç bir aktivite olanağı yok. Ne yapıyor Beykoz'un çocukları. Kadıköy ve Beykoz'a gidiyorlar. Bu durumda ailelerin aklı fikri çocuklarında kalıyor. Ya da burada ailenin maddi imkânları kısıtlıysa çocuklar uyuşturucunun kucağına düşüyor. 

CHP'de siyaset yapmış olmanız size sorun oldu mu?

Doğrusu ilk başta öyle bir tepki olabilir endişesini taşıyordum. Onun için dernek başkanlığından istifa ettim. Fakat Yönetim Kurulu üyesi arkadaşlarım ve destekçilerimiz buna karşı çıktı.  Kaldı ki biz toplumda bilinen insanlarız. O derneğin kapısından girdiğimizde bizim siyasi kimliğimiz dışarıda kalır. Salim Öztürk'te bizim derneğimizin kurucularındandır. AK Partili ve Beykoz Belediye Başkan Yardımcısıdır.  Biz Beykoz'da bir aydınlanma çalışması yapıyoruz. Sivil inisiyatifin gücünü toplum menfaatine kullanma adına bir köprüdür BEDES. Buna zarar vermek bizim işimize gelmez. 

CHP neden hep muhalefette bunu hiç sorguladınız mı?

Bunu sorgulamamak mümkün mü? Sorguluyorsunuz ve üzüntüsünü de yaşıyorsunuz... Bence bu toplumun yapısıyla ilgili bir sonuç... Türkiye geneli ve Beykoz'un siyasete özgü farklı kıstasları var. Hep söylerler ya, 'dış güçler' diye. Ben onunla baş edebileceğimizi düşünüyorum. Türk milleti bu tarz şeylerle baş edebilecek güçtedir. Ancak Beykoz’da CHP'nin muhalefette kalması; hükümetin AKP'li olmasıyla ve 2B Kanunuyla direkt alakalıdır. Seçim sonrasında da seçmenlerin endişesinin bu olduğunu, CHP'nin Beykoz'da ki imar konusunda etkili olamayacağını seçmenler bana söyledi. Çünkü Merkezi Yönetim AKP'nin elindeydi.

Genel siyasete baktığınız zaman, benim görüşüme göre CHP'ye oy veren seçmenin partisine üye olmaması partinin dar bir alana sıkışmasına yol açıyor. Herkes söylüyor, ben partiye oy verdim ama... Ama yok işte, eğer sen partiye oy verdiysen, partiye üye olacaksın ve parti içi dinamikleri de belirleme adına çalışacaksın. Öyle olmayınca partiler belirli insanların elinde kalıyor ve buda partilerde değişimin önünü kesiyor. CHP bunu yeni yeni algıladı... Çok yeni projeler ve politikalarla bence güzel bir gelecek bizi bekliyor diye düşünüyorum.

Gülay Hanım BEDES'te yenilikler olacak mı?

BEDES'te yenilikler oluyor her zaman. Biz ilk etapta 20 yoksul öğrenciye burs vermek amacıyla yola çıktık. 20 öğrenciyle başladığımız burs sayısı ilk yılda 365 oldu. BEDES olarak bu öğrencilerin eğitim kalitesini yükseltmek için ikinci yılda bir takım çalışmalar yaptık. Kendi kurduğumuz abla, ağabey projelerimiz oldu. Dershaneler kurduk. 3. yılda yaptığımız en önemli projede anaokuluna giden çocuklara burs verdik. Beykoz'da yedi tane anaokulu açtık... Ve o okullara maddi sıkıntılar nedeniyle gidemeyen küçük yavrulara biz burs verdik. Dünya'da belki de ilk kez BEDES yaptı bunu. Amacımız, okul öncesi çocuklara; eğitimde fırsat eşitliğini sağlamaktı. Beykoz Kaymakamı Aydın Ergün ile birlikte çok güzel çalışmalar yaptık.

Meşale Anneleri projesini yaptık. O projede kendini ifade edebilen bir kadın görüntüsü oluşturmaya çalıştık. Bu çalışma kapsamında da ilkokul diploması olmayanlara diploma aldırdık...  Onlara diğer alanlarda da destek verdik. Siyasete ya da iş hayatına atılmak isteyenlere rehberlik yaparak destek verdik.

Dünya da yine tek olan bir başka projemizde Sultaniye Parkı'nda ki okuma parkımız. Beş yıldan beri aralıksız, haftanın altı günü hizmet veriyor ve binlerce okuyucu kitlesi kazandık. İnsanların çok önemli bir yarasına merhem oluyorsunuz.

Yine bu yılda yeni projemiz. Kişisel gelişim... Toplumun tüm katmanlarına hangi alanda olursa olsun kişisel gelişim seminerleri vermeye başladık. Hepsine de kendi şartları çerçevesinde programlar hazırlıyoruz.  Bu programlarla kişiliğimizi güçlendirip, gelişime destek veriyoruz. Ötekileştirmeye karşı, diğer görüşlere saygılı olma, çatışma ortamında barış dilini kullanma gibi birçok eğitim semineri veriyoruz. Dolayısıyla bu programların uygulama aşamasında bizde kendimizi yenilemiş oluyoruz. BEDES'in bu kadar uzun süre ayakta kalmasının en önemli nedenlerinden birisi de sürekli kendini yenilemiş olmasıdır.

BEDES olarak yıllık bütçeniz nedir?

Biz yılda 400 - 500 bin TL arası bir bütçe çeviriyoruz... Bunu nasıl sağlıyoruz? Burs verdiğimiz öğrencilerin her birinin bir destekleyicisi vardır. Bu destekleyiciler Beykoz'un dinamikleridir. Aylık 150 liradan 200 öğrenci 30 bin TL'dir. Bunun dışında yine bize inanan 16 bayan arkadaşımız var. Bu hanımların yürüttüğü bir tiyatro kursu var. Bu kurslarda yetişen öğrencilerimizin yılda iki defa gösterileri oluyor ve bunlara katılım ücretli oluyor.

İki yıldan bu yana da elde ettiğimiz en önemli gelir kaynağımız, kurumsallaşma adına Voltron diye bir şirketle anlaşma yaptık. Elektrik satan kuruma aracılık yapıyoruz. Bizim bu anlamda 700-800 kişiye yakın abonemiz var. Buda bize ayda yedi sekiz bin TL'lik bir katkı sağlıyor.

Aslına bakarsanız her STK kendi kaynağını kendi yaratmalı. Gidip Kaymakamlıktan Belediyeden; ‘bana şunu yap, bunu yap’ dememeli. Ben buna karşıyım. Beykoz'da birçok STK'ya bu sistemleri anlattım. 

Spor kulüplerine de destek veriyoruz

Tokatköy Spor Kulübü'nde yeniden yapılandırılması adına çalışmalar yaptık. Kulüpte bir kütüphane, bir bilgisayar sınıfı oluşturma gibi kulüplerin çocuklarını da sistemin içine alma adına çalışmalar yürüttük.

Ailelerin böylece kendi değerlerine sahip çıkmalarını sağlamaya çalışıyoruz. Yenimahalle Spor Kulübü'nün bir ecza dolabı bile yoktu. Onlara çok güzel imkânlar sağladık ve birçok konuda destek olduk.

Yenimahalle Spor Kulübü'nün arsa tahsisiyle ilgili bir yanlış anlaşılma oldu. Onun çalışmalarını bizzat ben yaptım. Orası zaten orman vasfını yitirmiş bir yer. Yenimahalle Spor Kulübü için orda bir tesis yapılacak. Planları ve projeleri de hazır. Ona kaynak yaratma adına da birçok hayırseverle bizzat ben görüştüm.

Biz önergeye hayır vermedik

Oylamada, Yücel Bey çok usta bir siyasetçi olarak 1/5000'lik planlarla, Yenimahalle Spor Kulübü için tesis arazisini aynı anda oyladı. Bunu da tutanaklara istedikleri gibi yazıyorlar. İşi oldubittiye getirdiler. Karar teklif olarak geçsin diyoruz. Sen 68 bin oy aldıysan bizde 58 bin oy aldık... Halk, 'birlikte çalışın' dedi. Bize planları bile göstermiyorlar.

Gülay Hanım BEDES'ten burs alabilmenin kıstasları nelerdir?

Bunu açıklamakta fayda var. Birincisi biz özel okullara giden çocuklara burs verme taraftarı değiliz. Bu konuda kız çocuklarına ayrıcalık tanıyoruz. Bir çocuk şehir dışında bir üniversite kazandıysa, oradaki masraflarıyla kendi şehrinde bir özel okulda okuyabiliyorsa bunu değerlendiriyoruz...  Bu konudaki tek şartımız Beykoz'da ikamet eden bir ailenin çocuğu olmak. Onun dışında tüm değerlendirmeler Yönetim Kurulu'nun yetkisindedir. Öğrencilerin okuduğu bölümde iş yapıp yapmayacağını da önemsiyoruz... Birde şartımız öğrencilerimizin Beykoz'da bir sosyal proje içinde bulunması ve bunu BEDES'te uygulaması. Şu anda 130 öğrenciye burs veriyoruz.

Dost Beykoz / Özel Röportaj

Anahtar Kelimeler: Beykoz Haberler, BEDES, Gülay Demirel, CHP, Grup Başkan Vekili, Röportaj, Burs, Siyaset, STK, Meclis, Belediye

0 Yorum

Bu içeriğe henüz yorum yapılmadı

Yorum yaz

DOST BEYKOZ

"Beykoz'un Hür Gazetesi"