Recep ÖNCEL
  • 10/10/2022 Son günceleme: 10/10/2022 19:36
  • 2.545

Artık başörtüsü ile ilgili yazı yazmam diyordum. Çünkü millet olarak hepimizin bu konuda çok acı anıları vardı. Bende bir daha tekrar aynı acıları hatırlamak istemiyordum.

Sağ olsun CHP Genel Başkanı Sayın Kemal Kılıçdaroğlu bu konuda da bir sürpriz yaptı.

Geçtiğimiz günlerde şu anda sanki başörtüsü problemi varmış gibi, sanki AK Parti ve Sayın Recep Tayyip Erdoğan bu problemi çözmemiş, bu iş için mücadele etmemiş gibi yaparak  ‘başörtüsü sorunun çözümü için’ bir kanun teklifinden bahsetti.   

Hepimiz CHP’nin geçmişini bildiğimiz için bu işin gerçekte bir helalleşme teklifimi, yoksa bir seçim yatırımı mı olup olmadığı hususunda tereddüde düştük.

Mevcut durum karşısında Sayın Cumhurbaşkanı ‘bu işi kanunla değil, Anayasa ile çözelim’ diye bir karşı teklif yaptı.

Bu arada, benim aklıma geçmişte inananlara yapılan zulümler geldi.

Malum CHP şeflik döneminde satılan camiler oldu. İnsanlar samanlıklarda Kur’an okumaya mecbur edildi. Ezan Türkçe okundu. Yapılanlar milletin hafızalarında yaşıyor.

Yakın tarihler 1980’lerde bendeniz üniversite öğrencisiydim. Başörtüsü meseleleri (türban - sıkmabaş söylemleri ) üniversitelerde kız öğrencilere yapılan zulümleri hiç unutmadık.

Daha dün 28 Şubat Sürecinde yapılanlar, Mecliste başörtülü bir hanım milletvekili Merve Kavakçı’nın yemin etmesini engelleyenler hep aklımızda.

AK Partinin yaptığı düzenlemelerin iptali için Sayın KıIıçdaroğlu’nun başı çekmesi ve Anayasa Mahkemesine iptal müracaatları hepimizin gözü önünde duruyor.

Başörtüsü mücadelesi içinde mağdur olan hanımların pek çoğu bu gün yaşlandılar.

Star Gazetesinde, başörtüsü mağdurlarından yazar Sibel Eraslan hanımefendinin “Çul”’ başlıklı bir yazısını okudum.

Sayın yazar şöyle yazmış;

‘’2008 yılında bir profesörün başörtüsü için ‘ben ona türban demeyi de kendime yediremiyorum, bu örtündükleri çuldur, çul diyorum’’ demişti.

Bendeniz, CHP’nin sopası altında yetişmiş ve yaşamı tüketmiş bir kadınım. 1987 ‘de başörtülülerin İstanbul Üniversitesi’ne girmelerinin yasaklandığı zamanlar, bizi ortadan ikiye biçti, delik deşik etti.

Bu hüzün hastalığı hiç gitmeyecek. Şu satırları yazarken bile ‘ağlayan bir babaanneyim ben.’

Hazırladığınız kanun teklifinin ne olduğu belli değil.

Çekin ellerinizi örtülerimizin üzerinden” diye yazmış…

Doğrusu yazıları okurken benim de gözlerim yaşardı.

Şimdi soruyorum;

 Acaba CHP bu işte samimi mi?

İçinde başörtüsü ifadesi dahi geçmeyen, 4 maddelik kanun teklifinden ne anlaşılır?

CHP’liler Sayın Erdoğan’ın; ‘gelin bu işi Anayasa ile çözelim’ resti karşısında bir çözüm üretemediler, kayda değer bir şey söylemediler.

Sanki CHP başörtüsü işine hazır değil gibi görünüyor ve Kılıçdaroğlu’nun kurmaylarıyla dahi bu işi konuşmadığı düşünülüyor.

CHP taraftarları herhangi bir çözüme karşı çıkıyor!

CHP milletvekili ve gurup başkan vekili Özgür Özel, sorunun Anayasa ile çözülmesine karşı olduğunu söyledi.

Eski CHP milletvekili ve Atatürkçü Düşünce Derneği Genel Başkan Hüsnü Bozkurt, ‘Anayasanın 24. Maddesi orada durduğu sürece sen türbana özgürlük için yasa çıkaramazsın’  dedi.

Yine eski CHP milletvekili Serra Kadıgıl ise, ‘başörtüsü yasal düzenlemesi için avucunuzu yalarsınız’ diye beyanat verdi.

Muhalif basın bile bu konuda tepki gösteriyor.

Hülasa, CHP’nin tiyatro yaptığı meydana çıktı.

Açıkçası AK Parti’den gol yediler.

Demek ki dürüst olmak gerekiyor.

Karşınızda siyasi deha olan Tayyip Bey var, ona göre adım atmanız lazım.

Sayın Kılıçdaroğlu,  Sayın Erdoğan’ın  ‘samimiysen başörtüsünü Anayasa ile çözelim’ teklifiyle köşeye sıkıştı.

Bizler, geçmişte çok zor dönemler yaşadık.

Bendeniz, 28 Şubatta bir vakfın başkanıydım.  Emniyete ifade için çağrıldım. Açacağımız özel ilköğretim okuluna, ‘lavabolar şadırvana benziyor’ diye bir yıl müsaade edilmedi.

28 Şubat bin yıl yaşayacak demişlerdi.

Ama çok şükür bitti,

Bu günkü kazanımlarda Erdoğan’ın çok emeği var!

Şimdi Türkiye’de şartlar değişti.

Sol partiler bile dindar muhafazakâr insanlardan oy almak için çabalıyorlar.

Eskiden sağ partileri istismarla suçlarlardı.  Zamanımız da kendileri işin alasını yapıyorlar.

Hâlbuki istismar, inanmadığı bir şeyi kullanmaya çalışmaktır. Söyledikleri ile hiç bir yaşantıları uyuşmuyor. Seçim zamanı camilere geliyorlar.

Halka şirin görünmek için yarışa giriyorlar.

Ancak ilk fırsatta yine bildiklerini yapıyorlar.

İstanbul Büyükşehir Belediyesinde bu örnekleri gördük.

Biz artık sahte şovlara itibar etmiyoruz.

Samimiyetlerini görmek istiyoruz.

Sayın Cumhurbaşkanının çağrısına uyarak, bu işi Anayasal zeminde halledip, ‘temel bir insan hakkı olan başörtüsü meselesini’ tamamen çözmek gerektiğini düşünüyoruz.

Olaylara bir bütün olarak bakıyoruz.

Ve 2023 seçimleri çok önemli diyoruz.  

 

 

Yazarın Yazıları