“Günümüz medya düzeninde çoğu zaman bir haberi okumak için yalnızca birkaç saniye ayırıyoruz. Bu birkaç saniye de genellikle başlığa ve varsa alt başlığa gidiyor;
”
Başlıkla değil, içerikle karar ver
Günümüz medya düzeninde çoğu zaman bir haberi okumak için yalnızca birkaç saniye ayırıyoruz.
Bu birkaç saniye de genellikle başlığa ve varsa alt başlığa gidiyor;
Metnin tamamı ise okunmadan geçiliyor.
Oysa!
Gazetecilikte başlık, haberin özü değil, dikkat çekici bir davettir.
Asıl gerçek ise çoğu zaman satır aralarında, bağlamda ve ayrıntılarda saklıdır.
“Geçenlerde gerçekleştirdiğimiz bir programla ilgili aldığımız tepkiler, haberin içeriği okunmadan yalnızca başlığına bakılarak yorum yapıldığını gösteriyor.
Başlık ve alt başlıkla yetinerek kanaat oluşturmanın ise yanlış yorumlara kapı araladığı kaçınılmaz hale gelmiştir.”
Özellikle bağlamdan koparılan haberler, okurda hatalı çıkarımların oluşmasına neden olabiliyor. Bu alışkanlık, kişisel bir okuma tembelliği olmaktan çıkıp toplumsal bir sorun hâline gelmiş durumda. Yanlış anlaşılmalar, eksik bilgiler ve yüzeysel değerlendirmeler, kamuoyunda bilgi kirliliğini besliyor.
Bu nedenle bir haberi yalnızca başlığıyla tüketmek değil, tamamını okuyarak anlamlandırmak hem kişisel farkındalığın hem de sağlıklı bir kamuoyu oluşmasının temel koşullarından biridir.
Kısaca Okumuyoruz.
Televizyon ve Tartışma Programları
Televizyon kanallarındaki haber bültenleri ve tartışma programları ise bu karmaşayı derinleştirmekten başka bir işe yaramıyor.
Aynı anda konuşan, birbirini dinlemek yerine bastırmaya çalışan konuklar arasında gerçekler hızla kayboluyor. İddialar, doğruluğu sorgulanmadan “bilgi” gibi sunuluyor; yorumlar, kanıttan çok ses tonuyla değer kazanıyor.
Oysa ortaya çıkan tablo, izleyiciyi aydınlatmak değil, taraf tutmaya zorlamak. Bu yayın dili, sağlıklı tartışma kültürünü beslemek yerine kutuplaşmayı körüklüyor; toplumsal gerginliği artıran gereksiz polemiklere zemin hazırlıyor.
Sosyal Medyanın Tehlikeli Rolü
Sosyal medya, günümüzde işin en tehlikeli boyutu haline geldi. Artık sadece bir iletişim aracı değil; algı yönetiminin en hızlı ve kontrolsüz sahası.
Gerçek dışı haberler, montajlanmış videolar ve manipülatif görseller üzerinden toplumun milli ve manevi değerleri hedef alınıyor.
Duygulara hitap eden bu içerikler, eleştirel bir süzgeçten geçirilmeden paylaşıldığında yanlış bilgiler hızla “gerçek” muamelesi görüyor.
Özellikle siyasiler, bu yöntemi ustaca kullanıyor.
Peki, biz ne yapıyoruz?
Çoğu zaman sadece izliyor, paylaşıyor ve tepki veriyoruz; oysa sosyal medyanın bu manipülatif gücü, bilinçli kullanım ve eleştirel yaklaşım gerektiriyor.
Bugünlerde Bakış Açısını Değiştirmenin Önemi
Medya kuruluşları ve dijital platformlar, toplumun reflekslerini çok iyi tanıyor.
Bu nedenle kamuoyunu yönlendirmek çoğu zaman karmaşık yöntemler gerektirmiyor. İnsan, doğası gereği bazı olaylar karşısında hızlı ve duygusal tepkiler verebiliyor.
Hepimiz zaman zaman algı yanılgılarına düşebiliyoruz.
Toplum olarak dikkatimiz çoğunlukla parıltılı ve çarpıcı olanlara yöneliyor.
Medya, ünlülerin skandalları, partileri ve magazinsel dedikodularıyla gündemimizi meşgul ediyor.
Oysa tiyatro sahnesinin önüne adeta siyah bir perde çekilmiş durumda.
Gerçekler, toplumsal meseleler, kültür ve sanatın dönüştürücü gücü çoğu zaman bu perde arkasında kalıyor.
Ama aklı başında olan bir toplum, sadece görmeyen gözlerle sınırlı kalmaz.
Perdeyi açamasak da sessizliği duyar; sahnenin ardındaki gerçeğin çağrısını hisseder.
Bakış açısını doğru yöne çevirmek yeterli olacaktır.
Sonuç olarak asıl sorun ise burada başlıyor:
Karar alma ve yönlendirme sorumluluğu taşıyan kişilerin de bu tuzağa düşmesi.
Haberleri derinlemesine incelemeden, yalnızca başlıklar üzerinden kanaat geliştirmek; televizyon ekranlarında dolaşan bilgi kirliliğini sorgulamamak, sosyal medyada servis edilen manipüle edilmiş görüntülere kapılarak aceleci tepkiler vermek…
Bunlar artık kişisel hatalar değil, toplumsal sonuçları olan ciddi zaaflardır.
Bugün her zamankinden daha fazla şuna ihtiyacımız var:
Okumaya, anlamaya ve sorgulamaya. Başlığa değil içeriğe, iddiaya değil kanıta, duyguya değil akla yaslanan bir bakış açısına.
Çünkü sağlıklı bir toplum, ancak sağlıklı bilgiyle mümkün.
Sağlıcakla Kalın.
Tebrik ediyorum sayın çalık Kalemine sağlık
Emeğinize teşekkür ederiz. Sayın başkanım.. çok haklısınız. herzaman doğru olanı yazdınız. Emeğine sağlık eksik olmayın
Tebrikler baskan
Yapay zekaya yazdırdığınız o kadar belli ki yazıyı, sizi tanıyan biri olarak, söylüyorum. Yazının içinde anlamını bilmediğiniz kelimeler olduğundan eminim.
Okudum güzel yorumlarini sayın Çalık baskan
Tebrik ediyorum başkan senin öngorun kafa yapın 4 ünuversite bitmiş gibi insan her yaşta kendini yenileyebilir sevgi ve saygıyla selamlıyorum dostça kal
Kalenine saglık başkanım manavi abim
KALEMİNE SAĞLIK BAŞKANIM