Röportajlar

Başkan Dilmaç: Cumhurbaşkanımızı yüzde 70’le seçmeliyiz

Başkan Dilmaç: Cumhurbaşkanımızı yüzde 70’le seçmeliyiz
09.06.2018 01:26
| | |
9377

Foto galeri

İlk röportajını Dost Beykoz’la gerçekleştiren AK Parti İlçe Başkanı M. Hanefi Dilmaç, “Cumhurbaşkanımızı yüzde 70’le seçmeliyiz” dedi.

Açıklamalarında “Beykoz’un bütün sorunları bizi ilgilendiriyor” ifadelerinin altını çizen Başkan Dilmaç, Kader Gür’ün sorularına cevap verdi.

Beykoz’da her ne olursa olsun, sorunların hepsiyle ilgilendiklerini ve bütün sorumluluğun kendilerine ait olduğunu söyleyen Hanefi Dilmaç, “imar, eğitim, sağlık, mülkiyet, bürokrat, yoksul, zengin, gazi, şehit, güvenlik ve asayiş hepsi bizim sorumluluğumuzdadır. Çünkü biz vatandaşın oylarıyla iktidara gelen AK Parti’nin Beykoz’da temsilcileriyiz… ” şeklinde konuştu.

“Beykoz’da Türkiye ortalamasının 5-6 puan üzerinde oy alacağız”

“İlçe Başkanlarının görevi sadece seçimlerde teşkilatı sevk ve idare etmek değildir, ilçe başkanı iktidar adına sorumlu olduğu ilçenin her şeyiyle ilgilenmek durumundadır” diye konuşan AK Parti Beykoz İlçe Başkanı M. Hanefi Dilmaç, Beykoz halkının AK Parti’nin hakkını teslim edeceğini ve 24 Haziran Seçimleri’nde Türkiye ortalamasının 5-6 puan üzerine oy alacaklarına inandığını söyledi.

“Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi, kaliteli hizmetin önünü açacaktır”

Açıklamalarında, 24 Haziran Seçimleri ile birlikte Türkiye’nin geçeceği Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ni de değerlendiren Başkan Dilmaç, “Bu sisimle birlikte Meclis’in güçlendiğini ve kanunların hükümetin değil milletvekillerinin teklif ettiğini, Cumhurbaşkanlığı ile birlikte Meclis Genel Seçimi de aynı gün yapılıyor, Cumhurbaşkanı’nın partisi ile ilişiği kesilmiyor, üst düzey kamu görevlilerini Cumhurbaşkanı atıyor, Kurumlar ile ilgili idari düzenlemelerin Cumhurbaşkanlığı kararnamesi ile yapması gibi birçok yeni düzenleme geliyor.

Dolayısıyla bürokratik vesayetin ortadan kalkacak olması hizmet kalitesini arttıracak ve daha hızlı sonuç alınacaktır diye düşünüyorum” şeklinde konuştu

Devlet yönetiminde nasıl faydaları olacak?

Bakanlıkların sayısını azaltılacak ve bakanlar direk Cumhurbaşkanına bağlı olacak. Cumhurbaşkanı istediği zaman bakanlar kurulunu toplayabilecek. Daha hızlı karar verebilecek. Yani hantal devlet yapılanması daha hareketli bir hal alacak. O anlamda güzel işler ortaya çıkacak.

24 Haziran seçimlerinde Beykoz sonuçlar?

Beykoz'da Türkiye ortalamasının üzerinde bir oy alacağımızı düşünüyorum. İlk tur diye bir endişemiz olmadığını vatandaşımızın bilmesini istiyorum. Biz burada, “güçlü başkan, güçlü meclis” diyoruz ya Meclis'te güçlü olabilmek için gayret gösteriyoruz. Başkanlıkla ilgili herhangi bir sıkıntımız yok. Yapmış olduğumuz çalışmalar tamamen bu yönde ilerliyor. Hem Genel Merkezimiz, hem İl Merkezi'nde SKM'nin oluşturmuş olduğu bizlerden istediği şey şudur. Biz Meclis'te nasıl daha güçlü oluruz, Milletvekili sayımızı nasıl arttırabiliriz? Stratejimizi onun üzerine oluşturduk. O anlamda çalışmalarımızı şekillendiriyoruz.

Türkiye ortalamasının daha önce yapılan Cumhurbaşkanlığı seçiminden 5-6 puan üstünde bir sonuç bekliyoruz. Beykoz'da bu sonucun üstüne de 5-6 puan daha koyabiliriz. AK Parti olarak ise Cumhurbaşkanımızın alacağı oyun 5 puan altında oy alırız. Bu da MHP'nin bize sağlayacağı katkıyı ortaya çıkaracaktır.

İlçe Başkanı olduktan kısa bir süre sonra henüz yapılanmanızı oluşturmadan erken seçim kararı alındı. Bu sizin ilçe başkanlık stratejilerinizi nasıl etkiledi?

Ben seçildim henüz resmi mazbatamı almamıştım, erken seçim kararı alındı. Bu bizim teşkilatımız anlamında olumsuz değerlendirilebilir. Yeni seçilmiş bir teşkilat, ‘bu teşkilat seçim sürecini nasıl geçirecek’ diye endişeyle bakıldı. Şahsım olarak hiçbir endişem olmadı.

“Tecrübeli bir siyasetçi olarak ben buna hazırdım”

Genç yaştan itibaren siyaset yaptığım için AK Parti siyasetinin hiyerarşik yapısını da iyi bildiğim için bundan hiçbir endişe duymadım. Biz bir seçim bittikten sonra diğer seçime hazırlanmaya başlarız. Hızlı bir teşkilatız. Göreve gelmeden önce çalışan teşkilat vardı. O teşkilatın içinde değişiklikler yaptık. Köklü değişiklikler yaptık, bizimle çalışan arkadaşların birçoğu siyaseti bilen arkadaşlardır. Aktif siyaseti bilmeyen genç arkadaşlarımızın olmasına rağmen endişe duymadım. Endişe duymamamın haklı bir düşünce olduğunu da gördüm. Yaklaşık olarak biz bir aydır arazide çalışıyoruz. Tecrübeli bir siyasetçi olarak ben buna zaten hazırdım.

Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın örnek aldığınız politikasını söyleyebilir misiniz?

Birincisi çok çalışmak, çalışmazsanız olmuyor. Denetlemek, bu da benim için çok önemlidir. Bunlardan belki de daha da önemlisi insanlarla iletişim kurmak, onlara dokunabilmektir. Cumhurbaşkanımızın en büyük özelliği en üst seviyeden en alt seviyedeki insana herkesle iletişim kurabiliyor. Ben onu kendime örnek alıyorum.

Bunca yıl sonra üst düzey görevlerde olmanıza rağmen İlçe Başkanı olma fikri nasıl gelişti? 

Ben siyaset yapıyorum ama bazen bunu söylüyorum. Ben gönül adamıyım. Benim için siyasette makam mevki bir yerlere gelmek bu teferruattır. Biz insanlarla bu toplumda birlikte yaşıyoruz. Öldüğümüz zaman da bu insanlar bizi mezara koyacak. Benim düşüncem bu insanlara nasıl faydalı olabilirim?

“İlçe Başkanlığı benim için üst düzey bir makamdır”

Ben Belediye Başkan yardımcılığı yapıyordum. Bıraktıktan sonra insanların kafasında benimle ilgili farklı düşünceler oluştu. Bizi Milletvekilliğine de yakıştıranlar olmuş, İlçe Başkanlığına da yakıştıranlar hatta Belediye Başkanlığı için söyleyenler dahi olmuş. İnsanlar kendi düşüncülerinde bize yer ayırmışlar. Bu insanlara ben teşekkür ediyorum. İlçe Başkanlığı benim için çok yüce, üst düzey bir makamdır. İlçe Başkanı olmak, parti içerisinde güçlü bir siyasi partinin İlçe Başkanı bana göre saymış olduğumuz o makamlardan daha katkı sağlayabilecek bir makam olarak görüyorum.

Hiçbir zaman için şu makam, şu görev illa benim olmalı, o makama ulaşmak için siyaset yapmadım. Bana görevi verdiler. Ben Belediye Başkanlığı yapmış olan birisi olarak Başkan yardımcılığı yaptım.

İnsanlarımız buna hoş görüyle bakmaz. Partinin yetkili organları bana o gün bu görevi uygun gördüler. Eğer amacımız hizmet üretmekse, makamının neresi olduğu çok önemli değildir. Benim siyasete başladığım görüş bize hep bunu öğretmiştir. Ben başarılı bir İlçe Başkanı olacağım. Görevimi en iyi şekilde yapacağım ve bizden sonra gelen arkadaşlara sağlam bir teşkilat bırakacağım.

İlçe başkanı olurken oluşturduğunuz yönetim kadrosunda nelere dikkat ettiniz ve bu kadroyu oluştururken neyi hedeflediniz?

Partimizin bizden istediği bazı ölçüler vardı… O ölçülere uyarak oluşturabileceğim en iyi yönetimi oluşturdum. Eski yönetimde görev yapan arkadaşlardan almam gerekiyordu. Belli bir oran verildi ve uymam gerekiyordu. Kadın ve gençlik kollarından almam gerekiyordu. Ben oluşturmuş olduğum teşkilatın genç bir teşkilat olduğunu, yüzde 40 oranında tecrübeli arkadaşları değerlendirdik, yüzde 60 oranında da yeni yüzlere yer verdik.

Bu yapıyı oluştururken, en dikkat ettiğim husus, teşkilata uzun vadeli hizmet edebilecek insanları tespit edebilmekti. Biz belki 10 yıl sonra bu işi bırakacağız. Yönetimimi oluştururken, bizden sonra Beykoz'a uzun yıllar hizmet edecek en az 6-7 arkadaşımız olmalı diye düşündüm.

Bu düşüncenizin sebebi?

Beykoz, İstanbul'un incisi diyoruz. Bizde hala Anadolu kültürü yaşanır ve herkes birbirini tanır. Özellikle Beykoz’da siyasetçi sıkıntısı var. Bunu zenginleştirmemiz lazım. Beykoz'un bağrından çıkmış, bizi TBMM’de temsil edecek siyasetçisi yok mesela.

Bunu sadece AK Parti için söylemiyorum. Bütün partiler için eksikliktir. Bizim şunu yapmamız lazım, bizden sonra gelenler bu ilçeyi mecliste temsil edebilmelidir.

Sizce demokrasi nedir? Parti içi demokrasi olmalı mıdır? 

Demokrasi, toplumda yaşayan tüm bireylerin yönetime katkı sunmasıdır. Bunu biz parti olarak ne kadar uygulayabiliyoruz diye sorarsanız biz Türkiye'de en büyük sivil toplum örgütüyüz. Genel Başkanımızdan mahalle örgütünde görev yapanlara kadar hatta sandıklarda görev yapacak müşahitlerimize kadar tamamen kılcal damarlara nükseden bir partiyiz.

Her kademe de yapacağımız görevlendirmeyi istişare ile yaparız. Bana göre demokrasinin en üst seviyesi istişaredir. Sandıkta görev yapacak arkadaşa bile görev verirken, mahallesindeki yönetici arkadaşlarla istişare ederiz.

Demokrasi kültürü en üst seviyede AK Parti'de işler. Ben ilçe başkanı olurken sadece teşkilat içerisinde değil, Beykoz’da sivil toplum örgütlerinden, toplumun değişik kesimlerinden ve kamu görevlilerinden de görüş alındı.

“Ben söyledim oldu mantığı yok”

Ben kendimle ilgili yapılan çalışmaları bildiğim için söylüyorum. Mahalle başkanı dahi atayacağım zaman, bu görevi yapan arkadaşların ve mahalle yönetimindeki arkadaşların görüşlerini almalarını söylüyorum. Orada şu anda sandıklarda görev yapan arkadaşların da görüşlerini alın, onları bir araya toplayıp oylama yaparak atama yapılıyor...

Tek adamlık...

Muhalefetteki insanlar kendilerinin çok demokrat olduklarını söyleyerek yapılacak olan çalışmalarda masa sandalye havada uçuşuyorsa buna demokrasi diyorlar. Aslında bu demokrasi falan değil sadece kavga ortamıdır. Bizim gelmiş olduğumuz dünya görüşümüz, İslam medeniyeti bize istişareye açık olmamızı ama liderimizle birlikte yürümemizi söylüyor. Cumhurbaşkanımızla ilgili sokakta söylenen bazı şeyler var. İyi bir lider, güçlü bir lider ama her zaman için istişareye açık, kademelerinde görev vereceği insanları muhakkak sorarak görevlendirme yapıyorsa bu insana diktatör denilemez.

Mesela Kemal Kılıçdaroğlu, ‘Muharrem gel buraya...’ Bu demokrasi mi? Küçük düşürücü bir üslup kullanılıyor. Anlayış bu mu? Siyasi partilerde tabanın benimsemediği insanları talimatla atamak bizde yok.

Eleştiri?

Ben bizi olgunlaştıracak ve katkıda bulunacak eleştirilere her zaman için açığım. Bu on bin kişi önünde de bana söylenebilir. Eleştiri yapılırken amaç zafiyet oluşturup başka bir şey elde etmekse onlara da karşıyız. Benim eksiklerimi, işgal ettiğim makamla ilgili beklentiyi karşılayamıyorsam ben onlara her zaman açığım.

AK Parti ekseninden Beykoz seçmeninin duruşu ve sorunlarla ilgili ne düşünüyorsunuz?

Beykoz'daki insanlarımız Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’a güven duyduklarını her fırsatta dile getiriyorlar. Yerel ölçekte bizim insanımızın yüzde 70'i muhafazakâr bir görüşe sahiptir.

Beykoz halkı Cumhurbaşkanımıza güveniyor ve o güven üzerinden bizleri tercih ediyorlar. Bizim buna katkı sağlamamız lazımdır. Ben İlçe Başkanı olarak, Cumhurbaşkanımızın kendi oyuna omuz atarak arttırmalıyım. Bunu becerebilmemiz lazımdır.

“Beykoz'un kendi konumuyla alakalı sorunlar var”

Mesela boğazda olması bir sorundur. Dünyanın en güzel yerinde yaşıyoruz ama yaşamış olduğumuz alanı korumak durumunda olduğumuz için bazı sıkıntılarla karşılaşıyoruz. Boğaziçi Öngörünüm, Boğaz Yasası, bunlar üretmemize engel durumlar. Hemen arka tarafa baktığımız zaman içme suyu havzamız var. Havzanın korunması gerekiyor. Bundan sadece Beykoz değil, bütün İstanbul faydalanıyor. Burada imar anlamında sıkıntılar yaşanıyor. Coğrafi konumumuzla ilgili sıkıntılar var. Biz burayı hem koruyacağız, hem kalkındıracağız.

İlçe Başkanı olarak Beykoz’da sorunların çözümüne yönelik girişimleriniz oldu mu?

Ben ilçe başkanı olalı yaklaşık olarak 40 gün oldu. Seçildim hemen arkasından mazbatamı almadan seçim çalışmalarına başladık. Teşkilat sadece seçimle ilgileniyor diye bir şey söz konusu değil. Bölgenin sorunlarıyla ilgili ciddi çalışmalarımız var. Bakanlıklar, Büyükşehir Belediyesi ve İl teşkilatı onun yanında özellikle de İl Başkanımızın büyük destekleriyle imar anlamında ve diğer sorunlarla ilgili birçok şeye el attık. Önümüzdeki günlerde bunları insanlarımız görecekler. Bunlar köklü denilebilecek sıkıntılardı. Bir de vatandaşın direk kendisini ilgilendiren problemler var. Onlarla da ilgileniyoruz.

“İmar Barışı’nın kapsamını genişletmeye çalışıyoruz”

Boğaziçi öngörümde bulunan fakat imar affından yararlanamayan vatandaşlarımız var. Bununla ilgili Beykoz Belediyesi, AK Parti İlçe Başkanlığı ve İl Başkanlığı olarak ciddi bir çalışma yapıyoruz. Bakanlar Kurulu kararı veya çıkacak bir KHK ile çözülebilecek bir konu. Müsteşarımızla da görüşmelerimizi tamamladık. Bu imar affı değildir, imar barışıdır. Bizim öngörünüm dışında, imarsız olan yerler nasıl faydalanıyorsa öngörünüm de olan binalarımızı yalılar hariç faydalanacak şekle getiriyoruz.

Öngörünüm de olan hiçbir yer bundan faydalanamadı. İmar barışı Beykoz halkımızı ciddi manada rahatlatmıştır. İl Başkanımız ile yaptığımız son görüşmede bakanımız aracılığıyla bu sorunun çözüleceği söylendi.

“2B’de sekiz yüz vatandaşımız mağduriyet yaşadı”

Çıkan 2B Kanunu’nda yaşanan başvuru gecikmeleriyle ilgili hak kayıpları vardı. Bunlarla ilgili en son bir madde daha eklendi ve bu madde bizim tarafımızdan konulmuştur. Milletvekilimiz Metin Külünk Bey'in İlçe Başkanı olarak benimle muhataplığı sonrası, problemin ne olduğunu, kaç kişinin bu sıkıntıyı yaşadığını bizden istedi. Bizde bu rakamları kendisine verdik. Yaklaşık olarak 800 kişi mağduriyet yaşamıştı. Resmi gazetede bu yayınlandı.

AK Parti olarak 24 Haziran Seçimlerinde Beykoz’a neleri vaat ediyorsunuz?

Biz bu soruya hep şöyle cevap veriyoruz:  Yaparsa yine AK Parti yapar. Beykozlunun kangren haline gelen sorunlarını AK Parti çözmüştür, bundan sonra da yine AK Parti çözecektir. Mesela mülkiyet problemi en büyük problemdi. Artık bu problem konuşulmuyor. Büyükşehir parsellerin satışı, 2B'den devredilen alanların satışı bunlar Beykoz'a yapılmış olan tarihi hizmetlerdir.

“Vatandaşın kafasında şu var. Yaparsa yine AK Parti yapar.”

Biz nasıl ki bu büyük problemleri çözmüşsek önümüzde büyük problem olarak duran problemleri de öncelik sırasında göre gündemimize alarak gerekli yerlerde çözeceğiz. Bunu vatandaşımın bilmesini istiyorum.

“Vatandaşın tüm sorunu bizi ilgilendiriyor”

Ben İlçe Başkanı olarak vatandaşın tüm problemiyle ilgilenmek zorunda olduğumu beyan ediyorum. Yönetim Kurulu toplantısında ve meclis üyeleriyle yapmış olduğumuz toplantılarda arkadaşlara direk şunu söylüyorum. Beykoz’un bütün sorunları bizi ilgilendiriyor. Bu sorun bizi ilgilendirmiyor. Sağlık Bakanlığı’nın, Mili Eğitim Bakanlığı bakacak diye bir şey yok. Burada AK Parti'yi biz temsil ediyoruz. Vatandaşın tüm sorunu bizi ilgilendirir. İlgili makamları harekete geçirmek bizim işimiz. Vatandaşın sorununu çözmek bizim işimiz. Beni üstlerim buraya vatandaş ile kamu arasındaki sorunları çözmem için gönderiyor. Vatandaşın en büyüğünden en küçüğüne kadar bütün problemleriyle ilgilenerek hizmet etmek zorundayız. Geçmişimde yapmış olduğum, Belediye Başkanlığı, Başkan Yardımcılığı, Belde Başkanlığı, yıllardan beri ortaya koyduğumuz çalışmalar, bundan sonra edindiğimiz tecrübeyi Beykozluların hizmetine sunacağım, nerede olursa olsun.

Vatandaşın kendi ekseninde yaptığı eleştirilerle ilgili şunu söyleyeyim. Bunlar benim için detaydır. Önce biz Beykoz'un geleceğini garanti altına alacağız.

MHP ile ortak çalışma?

Yönetim Kurullarımızı bir araya getirerek bir çalışma yapmadık. Ama İlçe Başkanıyla ben görüşüyorum. Onların bizden, bizlerin onlardan bazı istekleri oluyor. Onları paslaşıyor, birbirimize destek oluyoruz. Seçim stratejimizi birlikte üretmiyoruz. Her parti kendi çalışmasını yapıyor.

24 Haziran Seçimleri’ne yönelik Beykoz halkına mesajınız nedir?

Bu seçim bir kere parlamento seçimi, normal bir seçim değil. Ülkede bir reform yapıldı ve o reform hayata geçecek.

Vatandaştan beklediğimiz şey, bireysel düşünmemesidir. Meseleye büyük bakmak, bakış açımızı uluslar arası boyuta taşımamız şart. Sadece Çubuklu'da yaşayan Çubuklu'yu düşünerek değil ya da sadece İstanbul'u düşünerek değil… Yapılacak seçimin çevremizdeki ülkelerde hangi anlamlara geldiğini düşünmemiz lazım.

21. Yüzyılda nerede duracağız ve biz bu seçimle önümüzdeki yüzyılın kaderini belirleyeceğiz. Ya milli siyaseti tercih edeceğiz, ya da güdümlü siyaset. Ne diyorlar? Yıkacağız! Normalde özürlü insanın söylemeyeceği şeyleri söylüyorlar. Birilerine ağababaları bir şeyler söylüyor ve düşündüklerini zaman zaman ağızlarından kaçırıyorlar. İçerideki ve dışarıdaki güçler birleştiler şu anda Türkiye'nin kaderiyle oynuyorlar.

“Bu iş Tayyip Erdoğan ve Muharrem İnce seçimi değildir”

Bu noktada bizim dünya görüşümüzde olan insanların çok sağlıklı düşünmeleri gerektiği kanısındayım. Bizim Cumhurbaşkanımızı yüzde 70'le seçmemiz lazımdır. Bu iş Muharrem İnce ile Tayyip Erdoğan'ın seçimi değildir. Bu Türkiye'nin var oluşu veya birileri tarafından zapt altına alınma mücadelesidir. Ülkemizin bağımsızlığını sağlam temeller üzerine oturtmak ancak milli bir duruş ve milli bir yönetimle mümkün olacaktır. Dış güçlerin üzerimizde oluşturmak istediği vesayeti asla kabul etmemeliyiz.

Dost Beykoz / Özel Röportaj – Kader GÜR

Anahtar Kelimeler: Beykoz Yerel Medya, m. Hanefi Dilmaç, Röportaj, Seçim 2018, İlçe Başkanı, AK Parti Beykoz, Söyleşi

0 Yorum

Bu içeriğe henüz yorum yapılmadı

Yorum yaz

DOST BEYKOZ

"Beykoz'un Hür Gazetesi"