Muharrem ERGÜL
  • 25/08/2022 Son günceleme: 25/08/2022 19:17
  • 1.479

Hep deriz ya "ortak akıl", "ortak akıl" diye. Deriz demesine de, iş karar verme aşamasına gelince ortak aklı bir kenara bırakıverir kişisel tavrımızı despotça ortaya koyarız.

Lafa gelince ortak akıl

İcraata gelince benim aklım.

Evde tek karar verici kim? İşyerinde tek karar verici kim? Yaşadığımız yörede tek karar verici kim? Devlet yönetiminde tek karar verici kim? İstisnaları olmakla birlikte bu soruları sora sora gidelim.

Sonuçta göreceğiz ki, bütün bu soruların cevabı maalesef genellikle "ortak akıl" dışında bireysel karar vericiler olarak karşımıza çıkıyor.

Bireysel aklın putlaştırılması ve tabu haline getirilmesi acaba birilerimizin hoşuna mı gidiyor diye sormaktan da kendimi alamıyorum.

Oysa demiyor muyuz? "Bir elin nesi var, iki elin sesi var" diye. Kişileri ve kurumları kutsallaştırmak ve onları tartıştırmamak toplumu kör, sağır ve dilsiz hale getirebileceğini düşündük mü? "Ortak akıl" ortak toplumsal yapıların oluşmasında kişileri ve kurumları geliştirici önemli bir motor gücü olacaktır.

"Söz gümüşse, sükût altındır" diye yetiştirilen bir nesiliz.

Konuşmayı eleştirmeyi ve fikri katkı sağlamayı ayıp sayan çocukluk ve gençlik yaşadık. Oysa bunun geçer akçe olmadığı bugün tüm gerçekliğiyle ortadadır.

Bugünkü gençlik, düşünen, okuyan, eleştiren bir gençlik olarak, bambaşka bir dünyaya yelken açıyor.

Gençler her konuda fikir beyan edebiliyorlar.

Yanlış bile olsa düşündüklerini söyleyebiliyorlar. "Orta akla" çok daha yatkın olduklarını bizlere hissettirebiliyorlar.

Yarını "ortak aklı" önceleyen farklı görüşlerine rağmen, bir arada yaşayan gençler inşa edeceklerdir.

İşte o farklı gençlerden biri de bizlere vatan, hürriyet ve milliyet kavramlarını aşılayan Tanzimat aydını Namık Kemal'dir. (1840-1888)

Yaşadığı dönemde "ortak akıl" kavramını önemseyen "Genç Osmanlı Hareketinin" önemli mensubu olan Namık Kemal bugün hepimizin kulağına küpe olacak o sözleri yıllar önce ne güzel ifade etmiş.

"Barika-i hakikat, müsademe-i efkârdan doğar"

Sözün bugünkü Türkçesi şöyledir:

"Fikirlerin açık ve net olarak tartışılmasından hakikat güneşi doğar"

Bu söz günümüzde gerçek anlamda ortak akıl kavramına verilebilecek en güzel örnektir.

Sağduyulu, ön yargısız olduğu sürece herkes fikrini beyan edebilmeli, karar vericiler de bu fikirleri dikkate alabilmelidirler. Velev ki, yanlış şeyler de ifade etseler bu ifadeler saygıyla karşılanabilmelidir.

Çünkü "ortak akıl" sen, ben, bizim oğlan anlayışıyla aynı şeyleri söylemekte değildir. Her fikrin ve düşüncenin tartışılıp kendini ifade edip karşılık bulduğu kavramdır "ortak akıl."

"Ortak akıl"da ancak özgürce tartışılıp, fikirlerin korkusuzca ifade edilmesiyle kurulacaktır.

Yani, "Barika-i hakikat, müsademe-i efkârdan doğacaktır"

Bu biline ve yol haritamızı ona göre şekillendirmeliyiz.

Yoksa ellerimizi başımızın arasına alıp çok düşünürüz.

Önceki Geçim derdi / Seçim derdi
Sonraki Selanik içinde sala okunur