Ayşe Tunalı ile Beykoz ve Türk Müziği üzerine bir saat

  • Güncelleme: 18.10.2019 11:40
  • Okunma: 6755 kez
  • Yorum: 0
Türk Sanat Müziği'nin usta seslerinden Ayşe Tunalı, Dost Beykoz İmtiyaz Sahibi Kader Gür'e hayatını ve sosyal çalışmalarını anlattı.
Ayşe Tunalı ile Beykoz ve Türk Müziği üzerine bir saat

Yaklaşık 15 yıldır Beykoz'da Acarkent Musiki Derneği'nin başkanlığını yürüten Tunalı, hayatındaki önemli kesitleri anlattığı röportajda, yakalandığı amansız hastalıkla mücadele ederken mezarını satın aldığını söyledi.

Acarkent Musiki Derneği'nin kendisine terapi gibi geldiğini, fakat daha sonra derneğin sınırları fazlasıyla aştığını dile getiren Tunalı, sanatsal değerlerin halka sunulabileceği ortamların olmadığını ve sanatsal değerlere önem veren orta sınıfın yok olmaya yüz tuttuğunu söyledi.

Bir döneme damga vuran Ayşe Tunalı?

Ben Beykoz Gümüşsuyu doğumluyum. Küçük yaşlardan beri müziğe çok fazla ilgim vardı. Doğulu bir ailenin kızıyım. Evde, sadece Türk Halk Müziği çaldığında açarlardı radyoyu. Türk Müziği yada Pop Müziği çaldığında hemen tak diye kapatırlardı radyoyu. Benim içimde hep Türk Müziği vardı, bilmiyorum neden.

"Geçindirmem gereken iki aile vardı"

Annem çok modern görüşlü bir kadındı.  O benim yanımda oldu ve ben Çamlıca Kız Lisesi'nden sonra İstanbul Belediye Konservatuarına girdim. Orada eğitim aldım. Radyoda çok programlar yaptım. Çok istememe ve çok istemelerine rağmen radyoda kadrolu olmadım. O zaman dışarıda çalışmanıza izin vermiyorlardı. Şimdi veriyorlar. Oysa benim geçindirmem gereken iki aile vardı. Annem ve kendim.

"Türkiye'yi bir çok ülkede temsil ettim"

Allah bana her halde acıdı..  Yaptığım albümler, yaptığım tüm çalışmalar halkımızdan yoğun ilgi gördü. Çok aranan bir sanatçı olmayı başarabildim. Çok şükür. Bir çok konser verdim. Türkiye'yi yurt dışında çok temsil ettim. Almanya'da, Avustralya'da, İngiltere ve bir dolu ülkede ülkemi temsil ettim. 13 tane long playım var. İki film ve çok sayıda televizyon programı yaptım. Çok güzel bir sanat yaşamı geçirdiğimi söyleyebilirim.

Şimdiki sanatçılara baktığımda, çok iyiler, alt yapıları çok iyi ama ne yazık ki, çalışacak bir ortam bulamıyorlar. Bizim zamanımızda 11-12 gazino açık olurdu. Her birinde de müthiş sanatçılar assolist olarak çalışır ve ful çakardı gazinolar. Orta sınıf vardı. Her şeyden önemlisi. İnsanlarımız ayda birde olsa matineye giderlerdi. O kültür şu anda tamamen yok oldu. Yok olunca da çalışma imkanları ve çalışma ortamları kayboldu ne yazık ki. Zaten son zamanlarda sanata hiç önem verilmiyor.

"İki tane altın plak kazanmış bir sanatçıyım"

İki tane long playım 500 binin üzerinde satarak, iki tane altın plak kazandırdı bana. Biri "Yağmur Gözlüm", bir diğeri "İmkansız." "Saatler mi Durmuş" plağımda çok satmıştır. Her yaptığım albümde mutlaka bir iki şarkı popüler olmuştur...

"Uzun süre bireysel olarak sanat çalışmalarınıza ara verdiniz?"

Bir dönem o kadar yoğun çalışıyordum ki, menajerime, 'artık bana iş bağlama' diyordum. Yaşım 38 - 40'e geldiği zaman, 'ben ne zaman evleneceğim, ne zaman çocuk yapacağım?' diye düşünmeye başladım.  Bu düşüncemi, yoğun çalışma tempom ve istediğim insanla karşılaşmadığım için sürekli erteledim. Zaten giderek çalışma ortamımızda ortadan kalkmaya, gazinolar azalmaya başlamıştı. Ve bir yozlaşma olduğunu gördüm. Siz ne kadar düzgün sanat yaparsanız yapın, bakıyorsunuz ki, sizin yerinize magazinsel, açık saçık resimli hanımlar tercih edilmeye başlandığında yozlaşmaya başlıyor birazcık.

"Evlendim, bir bucuk sene sonra çocuğumuz oldu"

O zaman dedim ki, karşıma düzgün birisi çıktığı an bu işi bırakacağım. Ve çok genç yaşta, 40 yaşımı bitirmiştim. Eşimle tanıştım. Profesör kendisi. Biz evlendik. Bir bucuk sene sonra da bir çocuğumuz oldu. Ben kendimi çektim. Çektim derken, yardım konserlerinde hep oldum. Müziği bırakmam mümkün değil. O benim yaşam biçimim. Zaten yatırımlarımı yapmıştım. Ticari müzik yaşantımı sonlandırdım. Ama şarkı söylemekten vazgeçemiyorsunuz.

"Koca bir villayla nasıl başa çıkacağım"

Eşimin işi Ankara'da olduğu için oraya yerleştim. Çocuğum orada doğdu. Sonra eşim herhalde beni mutlu etmek için İstanbul'a Beykoz'a geldik. Oğlum üç bucuk yaşındaydı... Buradaki evi aldık. Kocaman bir villa, 'ben bununla nasıl başa çıkacağım' diye düşündüm. Eşime de zaman zaman dert yandım.

"Doktorlar, 'hiç bir şey yok' dediler"

Bir gün göğsümde küçük bir kitle geldi elime. Doktorlar, kontroller, 'hiç bir şey yok' dediler. Bir bucuk sene periyodik kontrollerle geçti. Sürekli kontroller sırasında MR'ye girmek istemediğimi söyledim. Bir gün eşimden gizli doktora, 'açın, ben bu işten kurtulmak istiyorum' dedim. Açtılar, ben bir kitle yakaladım ama altı tane daha varmış.

"O haberi aldığımda çok ağladım"

Ameliyat oldum. Doktor, eşime, 'hocam Ayşe Hanım'ın zoruyla açtık ama bu kanser falan zannetmiyorum' dedi. Bu ifadeler beni çok mutlu etti. Üç dört gün sonra beni hastaneye davet ettiler. Bende her halde, 'dikişleri alacaklar' diye düşündüm. Ama bana sürpriz bir gelişme olduğunu söylediler. O anda hayatımın en büyük şokunu yaşadım. Üç bucuk yaşındayken hastalığa yakalanmışım. Çocuğum oldu beş yaşında. O haberi aldığımda çok ağladım.

"Ben hiç özel bir değilim"

İnsanız ve her şey bizim için. Benim başıma gelen herkesin başına, hatta küçücük bir çocuğun başına bile gelebilir. Ama beni öyle bir hazırladılar ki, yok bir şey. 200 km hızla giderken anında duvara çarpmış gibi oldum. Ve anında ses tellerim yok oldu. Konuşamıyorum. Kendimi kapattım.

Zaman geçti sesim açıldı. Kendimi kontrol ettirmeye başladım. Allah'a şükür erken evreymiş. Bir bucuk sene önce olsaydı, kim bilir belki de hiç kemoterapi almama gerek kalmayacaktı. Ameliyat oldum, sol göğsümü komple aldılar. Ben her şerde bir hayır olduğuna inanıyorum. Ben hiç sağlığıma dikkat eden bir insan değildim. Bu Allah'ın benim kulağımı çekmesidir. 

"Kemoterapi aldığım zaman mezarımı satın aldım"

Kafamda saç yok ben aylarca mezar aradım. Ben mezarlıktan korkan birisiydim. Ama sonuçta aile mezarlığını aldım. Bu süreçte beni sürekli arayan sağlık durumumu soran bir dostum vardı. O bana, 'Acarkent'te sanatsal faaliyet gösteren bir yer yok, açalım mı böyle bir yer' dedi. Ben, 'mümkün değil yapamam' dedim.  Eşim, 'sen yaparsın Ayşe, niye yapmıyorsun' dedi. O doktor olduğu için böyle bir sosyal çalışmanın beni rahatlatacağını, hastalığıma kafamı takmayacağımı düşündü.

Acarkent Musiki Derneği resmi olarak 2006'da kuruldu

Eşim onu düşünerek beni teşvik etti. Çok ta iyi yaptı. Bir şekilde Acarkent Musiki Derneği kuruldu. Derneğimiz 2005'te resmi olarak 2006'da kuruldu.  Benim eşim, fizik tedavi rehabilitasyon hocası. Bir dönem Beykoz Merkez'de muayenehanesi vardı. Oda Beykoz'u çok seviyor. Prof Dr. Sabri Narman...

Beykoz'u nasıl değerlendiriyorsunuz?

Ben Beykoz'u bozulmamış bir yer olarak değerlendiriyorum. Doğal haliyle duruyor, insanları da öyle. keşke böyle kalsa. Şimdi görüyorum, içim acıyor. Büyük firmalar buraları satın almış. Buralara gökdelenler dikecekler diye söylentiler var. Yazık olacak. Beykoz tamamen orijinal haliyle duruyor.  O kadar mutluyum ki ben Beykoz'da.

Acarkent Musiki Derneği'nin kuruluşunda beş bayan arkadaş yola çıktık. Zaman içerisinde çok kalabalık olmaya başladık. Acarkent'te 15 seneden beri çalışıyoruz. Ben 15 yıldan beri başkanlığını yapıyorum. Gittikçe ağırlaşan bir tempomuz var. Türk müziği ile başladık. Arkasından Türk Halk Müziği oldu. Onun arkasından, yağlı boya, İngilizce, dans burası artık bir sanat evi oldu. Burada yaptığımız her şey sanat. Burada böyle bir şeye ihtiyaç var. İsmet Bey bizden kira almıyor ama masraflarımız bayağı yüklü… Allah razı olsun ondan. Bizi bu güne kadar hep destekledi, hep yanımızda oldu. Ve bana hep şunu söyledi: ‘yaptığınız işler o kadar başarılı ki, ben sizi takip ediyorum. Hep arkanızdayım.’

Acarkent Musiki Cemiyeti’ni daha geniş kitlelere açmayı düşünüyor musunuz?

Burada Acarkent ismiyle çalışmamız bize ciddi olanaklar sağlıyor. Dışarıda olsak katılım çok fazla olur. Ben bir sanatçı olarak, halkın en gariban olanının yanında olmayı o kadar çok isterim ki. Dışarıdaki insanların buraya gelmeye bir korkusu var. ‘Biz oraya nasıl ayak uydururuz’ endişesi var insanlarımızda. Bu çok yanlış bir bakış açısı. Bir herkesi kucaklıyoruz.

İTÜ’lü müzisyenlere burs desteği

Biz derneğimizi ilk kurduğumuzda huzur evlerinde konserler verdik. Hiçbir maddi beklenti talep etmeden bila bedel konserler verdik. O kadar güzel geçiyordu ki, duygusal anlar yaşıyorduk. Belli bir zaman sonra sanatı meslek edinmiş öğrencilere burs vermeye karar verdik. İTÜ Devlet Konservatuarında okuyan başarılı maddi imkânı olmayan öğrencilere burs vermeye başladık.

Şu anda 150’ye yakın öğrenciyi mezun ettik… Onlara ayda 300 TL destek veriyoruz. Mezun ettiğimiz öğrencilerimizde her zaman çalışmalarımıza katılıyorlar. Konserlerimizde de öğrencilerimizle çalışıyoruz ve onlara o manada da destek veriyoruz.

Nursaç Doğanışık Türk Halk Müziği dersi veriyor

Türk Halk Müziği koromuzun başında Nursaç Doğanışık var. Çok iyi bir hocadır… Türk Sanat Müziği koromuzun başında da şu an TRT Sanatçısı Melda Kuyucu Kılıç var. Biz marka hocalarla çalışıyoruz.

Bundan sonraki projeleriniz nedir?

Bizim her koromuzun senede iki defa konseri oluyor. Bu demek oluyor ki, yılda 5-6 konser yapmak zorundasınız. Her konserin asgari 15 bin TL maliyeti var. Beykoz Belediyesi aslında bize destek olabilir. Belediyenin aktivitelerine katılabiliriz. Biz konserlerimizi bir yıl önceden programlıyoruz. 10 Kasım haftasında Beykoz'da 25 Kasım'da Kıbrıs'ta konserimiz var. 6 Aralık'ta Eskişehir de konserimiz var.

"İki büyük projemiz var"

Bizim iki tane büyük projemiz var. Bir tanesi İTÜ Devlet Konservatuarı'nda okuyan öğrencilerimize burs projemiz. Bir diğeri, uyuşturucu bağımlılığının önüne geçmek için devlet okullarında, "Bir enstrüman bir hayat kurtarır" projesiyle müzik sınıfları açmak istedik. Ve çok başarılı bir proje yaptık. İki tane Gaziantep'te açtık, iki tane Van'da açtık. bir tane Hatay'da açtık.

Beykoz'da bir çok okulda müzik sınıflarını hayata geçirdik. Mesela, Şehit Ömer Halisdemir Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi, Mehmet Emin Pulatkonak İlkokulu ve Ortaokulu, Akbaba İsmail Özseçkin Ortaokulu, Paşabahçe Ortaokulu, Şehit Hasan Kaya Ortaokulu ve Kavacık Atatürk Ortaokulu bunlardan bir kaçı.

Van'da bizim burs verdiğimiz öğrenci öğretmen olarak atanıyor ve 'sizin bize yaptığınızı bende buradaki çocuklarıma yapmak istiyorum' dedi. Bizde ona bir müzik sınıfı yaptık. Ulaşım çok zor olsa da başardık. Benim bundan sonra yapacağım tek iş hayır işi. Ben yıllarca sanattan para kazandım, bundan sonra da sosyal yolla sanata hizmet etmek istiyorum. Sanat yolunda ihmal edilen, sökülmek istenen taşları tek tek yerine koymak istiyorum.

"Gençler bizim geleceğimizdir"

Biz çocuklarımıza doğru düzgün eğitim vermezsek olmaz. Atatürk ne demiş: 'Sanatsız kalan bir milletin hayat damarlarından biri kopmuş demektir.' İşte bunun için biz sivil toplum örgütü olarak, tuz misali sanat diyoruz. Ve çocuklarımızın hayatına dokunmak istiyoruz.

"Beykoz halkını bekliyoruz"

Beykoz halkının  çekinmeden bizim derneğimize gelmelerini istiyorum. Onları kucaklamak istiyorum. Lütfen gelsinler. Onlar için gerekirse servis bile ayarlarız. Hem Türk Halk Müziği'nde, hem Türk Sanat Müziği'nde ihtiyacımız var. Toplumun her kesimiyle kucaklaşmak istiyoruz.

Ayşe Tunalı'dan Mehmetçiğe mesaj

Sanatçı Ayşe Tunali, Dost Beykoz'a vermiş olduğu röportajın ardından Suriye'de operasyonda olan askerlerimize de moral açıklaması yaptı.

Tunalı açıklamasında, "Barış Pınarı harekatında, askerlerimizin başına hiç bir şey gelmesin. Allah onları korusun. Derler ya,' ayağına taş değmesin' diye, aynen öyle. Güç kuvvet versin Allah ordumuza. Sağ salim evlerine dönsünler. Ve gitmişken de, terörizmin kökünü getirsinler lütfen."  ifadelerine yer verdi.

Acarkent Kültür Müzik ve Dayanışma Derneği

Acarkent Kültür Müzik ve Dayanışma Derneği (AKMD) 2006 senesinde Türk Sanat Müziği Sanatçısı Ayşe Tunalı tarafından, Atatürk ilke ve inkılâpları doğrultusunda toplumsal değerlerimizi muhafaza etmek, müzik ve güzel sanatların tüm dallarında faaliyet göstermek, sanat ve eğitim çalışmaları yapmak ve yapılmasını teşvik etmek amacı ile kurulmuştur.

Derneğimiz bünyesinde yer alan Türk Sanat Müziği, Türk Halk Müziği ve Türk Pop Müzik korolarımız her yıl hayır konserleri düzenlemektedir.

Türk musikisi eğitimine destek vermek amacı ile İstanbul Teknik Üniversitesi Devlet Konservatuarının yetenekli, başarılı öğrencilerine burslar vermekte olan AKMD burs fonunu her geçen yıl geliştirmektedir. Derneğimiz ‘Bir enstrüman bir hayat kurtarır.’ Sloganıyla yola çıkarak Beykoz ve çevre devlet okullarında müzik odaları açmış ve açmaya devam etmektedir.

Acarkent Musiki Derneği'nin açmış olduğu müzik odaları;

Şehit Ömer Halisdemir Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi

Mehmet Emin Pulatkonak İlkokulu ve Ortaokulu

Zafer Sarıyer İlk ve Ortaokulu

Cumhuriyetköy Galip Öztürk Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi

Prof. Dr. İbrahim Candan Anadolu Lisesi

75. Yıl Cumhuriyet ilk ve ortaokulu

Akbaba İsmail Özseçkin Ortaokulu

Paşabahçe Ortaokulu

Şehit Hasan Kaya Ortaokulu

Kavacık Atatürk Ortaokulu

Çavuşbaşı Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi

Beykoz Anadolu Lisesi

Çelebibağı Selvihan İlkokulu   VAN/ERCİŞ

Anadoluhisarı Ortaokulu

Sedat Simavi Ortaokulu

Hacınuman Ortaokulu

Barbaros Hayrettin Paşa Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi

23 Nisan Ortaokulu 

Gönüllü Hizmet Vakfı İnal Aydınoğlu Ortaokulu

Ayetullah Keser Eğitim ve Uygulama Merkezi

Özbuğday Ortaokulu (Hatay)           

Fezvi Çakmak Anadolu Lisesi

Dost Beykoz / Özel Röportaj

Yorumlar (0 Yorum)

Bu içeriğe yorum yapılmadı, yorum yapmak ister misin?

Yorum Yaz