Makaleler

Ayrılıkta sevdaya dahil…

25.03.2019 18:40
| | |
4155

Ben Türk'üm Türk esir olmaz

Ben Türk'üm Türk bayraksız olmaz

Ben Türk'üm Türk devletsiz olmaz

Ben Türk'üm Türk ezansız olmaz

Ben Türk'üm Türk hürriyetsiz olmaz...

                         Şehit Muhsin Yazıcıoğlu

 

Baş önemli dostlar, hem de çok önemli. Komik gelebilir belki ama her iki el ve bileğimde yaşadığım ağrı sonrası düşündüm bunu. Malum engelim sebebiyle ayaklarıma ait birçok tamamlayıcı görevi de el ve kollarımla yapan ben, bu durumda hayli zorlandım. Ancak sorunun kaynağı başparmağımdı ve onun aldığı hasar sonrası tüm bileğime ve koluma acı yayılıyordu. Bedenimde 4 santimlik bir başparmak hastalandığında bu denli canım yanıyorsa koca bir oluşumun, toplumun başı ve/veya başparmağı zede alsa, yaralansa, deforme olsa varın siz düşünün olacakları. Şairin dediği üzere "Ayaklar baş, başlar ayak olmasın." 

Yenidünya düzeni

Venezuela'ya ABD darbesi, siber savaşlar, çöken elektrik şebekeleri, Rusya'ya yaptırım, Kore'yle sıcak buluşma, doların yükselişi, terör örgütlerine namus timsali gruplarmış gibi manalar yükleme, fetögillerin hala bitmeyen umudu, hangi coğrafyada hangi değerli kaynak varsa akbaba misali oraya üşüşmek için bahaneler bulup saldırma, tüm dünyada Müslümanları sürekli katletme, Armegedon Savaşları için çırpınmalar vs... Bence bu değil yeni düzen. Yenidünya hiç değil. Bunlar eskiden beri asla bitmeyen tertipler, oyunlar...

İşyerimde tefekkür etmek için çok sebebim, çok malzemem oluyor. Çalışma odamın hemen 3 metre ötesindeki yoğun bakımdan çoğu gün bir kul gerçek âleme göç ediyor, ailesinin feryatları arasında yolcuğunun ilk kilometreleri başlıyor. Belki ilk önce morga, oradan da evine, köyüne. Ya sonra? Al sana yenidünya düzeni. Evet, dostlarım bu yıl çok yüzleştik sevdiklerimizi kaybetme duygusuyla. Belki bu sebeple içimdekileri yazıya dökeyim istedim. Gideceğiz,  nizam bu. Peki ya neler yapacağız, nasıl hazırlanacağız, neler bekler bizi, nerede kalacağız, kimlerle muhatap olacağız, hangi sorulara maruz kalacağız düşünüyor muyuz? Sonsuz o âlem belli ki, dönüşü de olmayacak... Demek ki bizler için hem yenidünyamız hem asıl dünyamız oralar.

"Bütün sırların yoklanacağı günü hatırla."

                                                           Tarık Suresi 9.Ayet

"Akıllı, nefsini hesaba çeken ve ölümden sonrası için çalışan kişidir."

                                                           Hz. Muhammed (S.A.V)

Efendimizin buyurduğu üzere orada çok hararetli, çok hareketli ve aktif bir hayat başlayacak. İçinde sualler, ödüller ve daha neler var neler? Ben âcizane her yaptığımız işte, amelde, iki dünya düzeninde de ecirler alacağımız bir yolcu olmayı Rabbimden niyaz ediyorum. Daha bu dünyada gördüğüm yeniliklerle bocalarken her şeyiyle sade, açık-net, yalın ve çetin o yeni hayata karşı nasıl sudan çıkmış balık olmam? Bunun üzerine kendi tezimi hazırlıyorum. Çünkü bu hayatımdan mutlu bir geçişle ötelerde de çok çok mutlu olmak istiyorum.

YOLCUYUZ

Elhamdülillah yol yöntemi gösteren Rabbime ki, nasıl gidelim yenidünya düzenine diye bizi besliyor. Kur-an ile besliyor, hatta doyuruyor. Açıp okuduğumuzda sanki özyurdumuza daha önce gitmişiz hissiyle dolup taşırıyor. Hepimizin yaşına, yaşadıklarına, idrak kabiliyetine, her şeyden önemlisi ilgisi ve Rabbimin o ilgi karşılığında bildirdiği nispette bir dünya kitapçığı oluşmuştur sanırım. Âcizane benim cep kitabımda özetle;

Her nimeti Allah’u Teâlâ’nın lütfüyle yaşadığımızı her daim idrak ve itiraf etmek, kısacası aczimizi, kulluğumuzu kabullenmek

Bizlere bu dünyada düzenimizi nasıl sağlayacağımızı anlatan Kur'an-ı Kerim ile tanışmak, kaynaşmak

Efendimizin bizlere örnek olarak yaşadığı ve bizleri sağlıklı, neşeli, huzurlu bir hayata çağırdığı sünnetine tabi olmak

Birbirimizi sevmek ve saygı, nezaket üzere sosyal hayatı sürdürmek

Karşılıklı canımıza, malımıza, namusumuza, kutsalımıza, fikirlerimize özel davranıp, kabullenmek, yargılamamak, zarar vermemek

Kibirden, riyadan ve  yalandan uzak olmak

Mukaddeslerimiz söz konusu olduğunda zerrelerimize kadar birleşmek, ortaya bütün halde çıkmak

Selamlaşmak, yardımlaşmak, bölüşmek (acı, mutluluk, yeme-içme-giyme ne varsa)

Gaz ile çalışmayıp gönül gözüyle olaylara eğilmek, tepkiler vermek

Tebessümü asla eksik etmemek

Nereden gelip nereye gideceğimizi aklımızdan çıkarmamak var. 

Hepimiz kitabımızın sayfalarını arttırırız, azaltırız ama aklın yolu birdir be dostlar. Buyurun işte geldik, yaşıyoruz ve kim bilir ne zaman gideceğiz?

 "Altı üstü bir metrelik bez için..." der Barış Manço Ağabey...

Muhsin Ağabey ise: "Bir saniyesine bile hükmedemediğimiz bir dünya için; bu kadar fırıldak olmaya gerek yok!" 

Her gün dayatılan teranelere inanmak, gayri ahlaki değirmenin taşları arasında öğütülüp unu fak olmak zorunda değiliz. Yüreğimizle sevsek, kalbimizle görsek, aklımızla da bildiğimiz doğruları yaşasak bitti-gitti. Kim böler, kim dağıtır ki bizi? Hem ne yalan söyleyeyim nefret sevmekten çok daha zor... Ne enerjisi kalıyor insanın ne de hayat sevinci... O sebeple gelmeyelim dostlar gaza. Biz bize yeteriz, biz bizi severiz, biz bize kıyamaz ve kıramayız. Bırakın televizyondaki şişirme tartışmaları, en doğrusu gözünüzün ve gönlünüzün gördüğü değil mi? Komşum, akrabam, eşim-dostum ben seni benim bildiğim gibi biliyorum, elalemin tarif ettiği gibi değil demek çok mu zor? En son hangi düğünde eğlenip, cenazede ağlamıştık seninle? Babam hastalandığında hastane koridorlarında beni yalnız bırakmayan sen değil miydin dostum? Oğlumun sünnetinde kirvemdin değil mi? Beykozspor'un son maçında ne tezahürat yapmıştık seninle? Bu liste uzar gider.

Bölemezsiniz, ayıramazsınız, ayrıştıramazsınız, ey zırva güçler siz bize dokunamazsınız. Bizim yüreğimiz hatıra dolu, eski-yeni. Kim bilir daha da ne kadar biriktireceğiz son günümüze kadar... Biz fırtına boranda sallansak da yıkılacak çınarlar değiliz. Hatta dayattığınız ve kabullenmeye zorladığınız kin tohumları, bizi birbirimize daha fazla yapıştırır pelesenk misali. Size ise iç çekmeler ve yerle yeksan olmalar kalır sadece.

Ben bu kıştan bahara, temiz bir yürek, tertemiz bir amel defteri, tertemiz dostluklarla çıkabilmek üzere kurdum kendimi. Elbet kişilik haklarıma saldırı, mukaddesime sövmeler beni kışkırtır. Ama dua ederim çünkü gerçekten yakın geleceği görmek için az biraz geçmişi irdelemek yetiyor. "Bir mümin aynı delikten ikinci kez aynı yılana sokulmaz" buyurur Efendimiz. Bizler de sokulamayız aynı yılana. Dost kalmak, kardeş olmak, saygıyla tartışmak... Hepsi bu kadar bence. Sonra varıp gideriz hep beraber seçime, geçime, düğüne-derneğe, pikniğe... Gönüller bir olsun yeter. 

Baki Huda’ya emanet olun dostlar.

DAVET

Dörtnala gelip Uzak Asya'dan

Akdeniz'e bir kısrak başı gibi uzanan

                               Bu memleket, bizim.

Bilekler kan içinde, dişler kenetli, ayaklar çıplak

Ve ipek bir halıya benzeyen toprak,

                               Bu cehennem, bu cennet bizim.

Kapansın el kapıları, bir daha açılmasın,

Yok, edin insanın insana kulluğunu,

                               Bu davet bizim.

Yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür

Ve bir orman gibi kardeşçesine,

                               Bu hasret bizim...

                              Nazım Hikmet Ren

 

Anahtar Kelimeler:

reklam
0 Yorum

Bu içeriğe henüz yorum yapılmadı

Yorum yaz
Diğer Yazıları

DOST BEYKOZ

"Beykoz'un Hür Gazetesi"