Makaleler

Atalarımız, 'üslub-i beyan, aynıyle insan' demişler…

24.01.2016 16:49
| | |
3877

Halkımız siyasi kavgaları çok sevdiğinden mi nedir, siyaset adamlarının karşılıklı hakarete varan tartışmalarını daha yakından takip ederler…

Siyasilerde yapmış oldukları konuşmalarının haber olacak kısmının bu kavgalar olduğunu yakından bildiklerinden ne yazık ki siyaset seviyesini de devamlı sertleştirirler… Çünkü halkın kimin ne dediğini, buna karşılık ne cevap verildiğini can gözü ile okuduklarını ve can kulağı ile dinlediklerini iyi bilirler…

***

Bir haftadır ülke gündemini 35.CHP Olağan Genel Kurulunda Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu’nun Cumhurbaşkanı Erdoğan’a söylemiş olduğu sözler meşgul etmekte…

Önce söylenen sözleri ve verilen cevapları kısaca hatırlayalım…

Cumhuriyet Halk Partisi’nin 35'inci Olağan Kongresi'nde konuşan Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ı tarafsızlığını korumadığı gerekçesi ile eleştirerek, “ Diktatör bozuntusu adam; senin için şeref ve namus ne anlama geliyor? Oturacaksın, bunun hesabını vereceksin. Ya adam gibi tarafsızlığını korursun, saygı görürsün. Tarafsızlığını korumazsan sana her gün, her dakika namus ve şeref kavramını hatırlatacağım. Soruyorum, sen namus ve şereften ne anlıyorsun? Sen bu yemini niye ettin? Namusum ve şerefim üzerine tarafsız davranacağım diye yemin ettin. Sende namus ve şeref ne anlama geliyor? Ben bunu öğrenmek istiyorum.” dedi.

İlk tepki…

Cumhurbaşkanı Erdoğan'a yönelik “diktatör bozuntusu” sözleri üzerine AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Selçuk Özdağ ve beraberindekiler kongreyi terk ederler...

Kongre çıkışında Selçuk Özdağ “Kılıçdaroğlu'nun konuşması sırasında biraz durakladım ama baktım ki eleştiri dozunu kaçırıyor ve diktatör bozuntusu’nu kullanıyor, benim bunu kabul etmem mümkün değildi ve salonu terk ettim. Kendilerini daha nezaketli, daha dikkatli uslup kullanmaya davet ediyorum, temiz bir dil kullanmaya davet ediyorum. Yüzde 52 oyla seçilmiş olan bir Cumhurbaşkanı'na siz nasıl diktatör dersiniz? Bakınız diktatör ağır bir suçlama, diktatör bozuntusu çok çok daha ağır bir suçlama. Bu, ülkemize ihanet, demokrasimize ihanet.“ ifadelerini kullanır…

İkinci tepki Adalet Bakanı Bekir Bozdağ’dan...

Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan için kullandığı Diktatör Bozuntusu sözlerine sert cevaplar verir : "Sayın Kılıçdaroğlu, kendi seviyesizliğini, edep, terbiye ve ahlaktan yoksunluğunu bu açıklaması ile bir kez daha ortaya koymuştur. Bu açıklamaları şiddetle ve nefretle kınıyorum. Böylesi siyasete lanet olsun diyorum." …

 

Başbakan tepkilere devam ediyor…

Başbakan Davutoğlu’da, Kılıçdaroğlu'nun Erdoğan'a yönelik sözlerine tepki gösterip, “ Kötü söz sahibinindir. Yaptığı küstahlığı kendisine aynen iade ediyoruz" dedi. Başbakan Davutoğlu, “ Kemal Kılıçdaroğlu CHP'nin olağan kongresinde yaptığı konuşmada çıkmış Sayın Cumhurbaşkanımıza dönük olarak gerçekten bir siyasi lidere yakışmayan bir üslupla, bir nezaketsizlikle tepki göstermeye kalkıştı. İthamda bulundu. Mesnetsiz suçlamalarla Cumhurbaşkanımızı itham etmeye kalktı. Kötü söz sahibinindir. Cumhurbaşkanımıza yaptığı küstahlığı kendisine aynen iade ediyoruz ” ifadelerini kullandı.

Bir tepkide Kültür Bakanı’ndan…

Kültür ve Turizm Bakanı Mahir Ünal’da “ İki kişiden birinin oyunu almış Tayyip Erdoğan'a utanmadan, sıkılmadan diktatör bozuntusu deme terbiyesizliğini gösterdiler “ dedi…

Savcılık Soruşturma Başlatıyor…

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu hakkında, kurultayda Cumhurbaşkanı Erdoğan’a yönelik söylediği sözler sebebiyle soruşturma başlatır…

Cumhurbaşkanı cevap veriyor…

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 19’uncu Muhtarlar Toplantısı'nda Kılıçdaroğlu’na konuşmasında : “Aslında söyleyene bakarak kesinlikle girmemem gerek mevzu var. Cevap vermediğimde kendisinin hakkı olduğunu düşünecek ve buna inanacak cahil ve ahlaksız olduğunu bildiğim için cevap vermem gerek.

Sabır, sabır, sabır. Yine çirkin yüzünü gösterdi. Bu zat şahsımla, ailemle ilgili, ağzına ve kişiliğine yakışmayan şekilde namus ve şeref edebiyatı tutturmuş gitmiş. Kazandığım tazminatlar artarak devam ediyor. Kendisine karşılık veremeyeceği şekilde defalarca ifade ettim. Ama bazı insanlar var ki yüzüne tükürsen yağmur yağıyor sanır, bu da öyle pişkin bir tip. Hiçbir sözün kafi gelmediğini görüyoruz.

…. Siyaset bilmiyor, hesap da bilmiyor. Bahsettiği konunun ne yemin, ne anayasa ile ilgisi yok. Türkiye'nin geleceği için güçlü bir parlamento yapısını temenni etmem bu zatı niye rahatsız etti bilmiyorum. Aslında bu zatın karın ağrısını da ortaya döküyorum ama hicap duyarım. Bunca sıkıntı varken, bu namus ve şeref fukaraları için zaman harcamak bana zul geliyor. “ ifadeleri ile Kılıçdaroğlu’na cevap verir…

Bir tazminat davası da Cumhurbaşkanı’ndan…

Cumhurbaşkanı Erdoğan ayrıca CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu’na 100 bin liralık manevi tazminat davası da açar…

Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanı seçilmeden önce, Kılıçdaroğlu’nun “ Hırsızdan Cumhurbaşkanı olmaz “ demesi üzerine daha öncede tazminat davası açmıştı... Kılıçdaroğlu’nun avukatları, 17- 25 Aralık yolsuzluk dosyalarının incelenmesi için bilirkişi tayini talep etmelerine karşılık Erdoğan’ın avukatları buna karşı çıkınca, dava o tarihlerde düşmüştü… 

Kılıçdaroğlu’dan cevap gecikmiyor…

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu “ Sayın Cumhurbaşkanı ile aramızda özel bir tartışma var. Geçen gün muhtarlarla buluşmasında kullandığı sözleri ben utandığım için kullanamıyorum. Kişi kendi iç dünyasında nasılsa o diline vurur. Aslında bu zatın asıl karın ağrısını ortaya koyarım ama ben bu konuları açıklamaktan utanıyorum diyor. Sana salı gününe kadar süre. Hepsini açıkla. Tek tek belgeleriyle. Konuşurken karından atma yok. Açık ve net tüm belgeleriyle ortaya koyacağım. Karın ağrısı çekme salı gününe kadar açıkla. Bakarsın salı günü ben de sana teşekkür ederim. Ama açıklamazsan hepsinin cevabını alırsın. “ diyerek kamuoyuna aslında bu tartışmanın kısa sürede sona ermeyeceği izlemini vermiş oldu…
 

***

 

İtirazım var…

Neye mi?...

Cumhurbaşkanı, anayasamızın 104. Maddesinde belirtilen yetkileri kullanmak üzere seçilmiştir. Alınan yüzde 52’lik oyun, 12 Eylül Cuntacısı Kenan Evren’in 1982 yılında halktan almış olduğu yüzde 91,37 oyun çok çok altındadır. Bu yüzden meşruiyeti lütfen alınan oylarla değil, anayasanın 104. maddesine göre yorumlayalım…   

***

Sonuç olarak…

Bu tartışmalarla ilgili olarak bende; sayın Kemal Kılıçdaroğlu’nun CHP Olağan Kongresindeki konuşmasında geçen Diktatör Bozuntusu ifadesini hiçbir şekilde tasvip etmiyorum. Kılıçdaroğlu kongrede yapmış olduğu tespitlerini bu ifade ile silip götürmüştür. Ayrıca bu ifade Kılıçdaroğlu’nun kurumsal birikimine de yakışmamıştır. Tabii kendisine cevap veren iktidar yetkililerine de…      

Evet, halkımız siyasi kavgaları can gözü ile okur, can gözü ile dinler demiştik…

Siyasetin seviyesi gün geçtikçe düşmekte…

Bu ortamı da hazırlayanlarda ne yazık ki siyasi liderler ve kadroları…

Sahi hangimiz devlet büyüklerinin yukarıda geçen ifadelerinden birini onaylarız ?...

Bir şahsın ahlâkı, terbiyesi, kalitesi, seviyesi yapmış olduğu eleştirilerinden belli olur…

O yüzden atalarımız "üslûb-i beyan, aynıyle insan" demişlerdir…

Selam ve dua ile…

Anahtar Kelimeler: Melih Perçin

reklam
Diğer Yazıları

DOST BEYKOZ

"Beykoz'un Hür Gazetesi"