Makaleler

Ata’nın partisi dibe vurmasın

2014.07.20 00:00
| | |
9256

Atasözlerinin her biri, gerçekten bir yaşanmışlığın, bir tecrübenin kısa ve özlü bir anlatımıdır. Sözlü kültürde yaşarlar, meşhurdurlar ve tecrübe kokarlar.

 Atalarımız, bunları,  kültürümüze öyle bir mıhlamış ki, benzer olaylarda evlatlarımız ve torunlarımız hataya düşmesin diye.

Ama dinleyen kim? İnadına aynı hatalar, inadına yanlış uygulamalar… Tabii sonuç yine hüsran… Yine atalarımızın deyimiyle, “Ne edersen kendi kendine…” ve “Gün olur devran döner, keser döner sap döner…” CHP lideri Deniz Baykal, Eyüp ve Gaziosmanpaşa’da, partisine katılan başörtülü kadınlara rozet taktı ve grup toplantısına kattı... hayırlı olsun.

Ama Deniz Baykal, Müslüman mahallesinde salyangoz satılmayacağını unutmuş gibi gözüküyor... Yoksa sadece seçimler öncesi mi başörtüsüyle barışıyor. Sonra yine salyangoz satmaya devam edecek mi?

Dikkatli okuyucularım hatırlayacaklardır, 18.08.2007 tarihli, “Biraz da millete uğrayın beyler!” başlıklı yazımda, bütün parti, kurum ve kuruluşlara şöyle bir uyarıda bulunmuştum: “Bizden uyarması… Halkın sağı solu da olmaz… Sağ sol aydınlarda var… Halk kendisine teveccüh gösterene yönelir…” Evet, bizim bu uyarımızdan aylar sonra CHP’nin aklı başına geldi. Ama nedense tam da yerel seçimler öncesi!..

Şaka bir yana, aslında, Baykal’ın, başörtülü kadınlara parti rozeti takması eleştirilecek bir şey değil. Olması gereken budur zaten. Herkesi olduğu gibi kabullenmek…

Bizim kültürümüzde tövbe öncesi yapılan hiçbir hata dikkate alınmaz. Yok sayılır. Asıl olan tövbe sonrasıdır. Yapılan tövbeye uyulmasıdır. Yapılan tövbe samimimidir? Yoksa seçim tövbesi midir? Seçim sonrası eski günahlara devam edilecek midir? Şimdi CHP, tam bir sınav arifesindedir. CHP’nin halk nazarındaki yerini bundan sonraki politikaları belirleyecektir.

Evet, CHP’liler siz; bundan sonra da, genel başkanınızın ifade ettiği, “Türban Kur'an-ı Kerim'in emri değil. 1400 yıllık İslam tarihinde türbanın yeri yok. Yerli değil, dışarıdan ithal.”düşüncesindeyseniz; Ankara Milletvekiliniz Nesrin Baytok’un dediği gibi, “Yapılacak anayasa değişikliği, kadınlara baskıyı, Hizbullah ve El-Kaide terörünü, yobazlığı getirecek. Domino taşlarının son durağı Afganistan olur.” beklentisindeyseniz; İzmir Milletvekiliniz Canan Arıtman’ın, “Türban bayrağı adı altında bir karşı devrim hareketi yapılmak isteniyor. Türban masum bir bireysel özgürlük ve eşitlik meselesi değil. Bu sistemde ne yazık ki kadınlar, hem figüran hem de kurban durumundadır.” şeklindeki aslı astarı olmayan fikrine destek verirseniz; İstanbul Milletvekiliniz Nur Serter’in, “Türban, kadını ikinci sınıf birey konumuna indirgeyen, kadın-erkek eşitliğini ortadan kaldıran, ikinci sınıf bir giyim tarzıdır.”fikrince hareket ederseniz ve en önemlisi de % 95’i Müslüman olan bir ülkede hâlâ salyangoz satmaya devam ederseniz, ihtimal ki, bir dahaki halk tarafından düşürülüşünüz düz bir zemine değil, dibi derin içinden çıkılmaz bir kuyuya olacaktır.

Hem CHP’nin, başörtüsünün üniversitelerde serbest kalmasını sağlayacak Anayasa değişikliğinin reddi için Anayasa Mahkemesi’ne başvurmasını da anlamak mümkün değil… Ne biçim anlayıştır bu? Eğer siz, Atatürk İlke ve İnkılâplarının gerçekten yanındaysanız, onları çok iyi anlayıp uyguluyorsanız, karşısında gördüğünüz başörtülü kızların anlamadığını ve laikliğe aykırı davrandıklarını düşünüyorsanız; işte gelmişler üniversite kapısına, anlatın onlara da…

Konferanslar düzenleyin, konuşmacılar davet edin, hediyeler verin, ikramlar yapın, bir şekilde onların gönlünü alın; Atatürk’ü anlatın, ilke ve inkılâplarını anlatın, cumhuriyeti anlatın, laikliği anlatın vs. Anlayacaklardır çünkü aklın yolu birdir… 

Kovmakla ne kazanacaksınız ki? Onu kov, bunu kov, ona kız, buna kız… Ne kaldı elde?.. Yüzde yirmi!.. Yakında onlara da bir kulp takarsınız, onları da kaçırırsınız… Elde kalır yüzde sıfır… Sen, ben, bizim oğlan anlayışıyla siyaset yürümez. Doğrularınızı anlatmazsanız anlaşılamazsınız.

Tuncay Özkan, genel seçimler sonrası yazdığı “BEN BİR HALK DÜŞMANIYIM” adlı yazısında şöyle diyordu: “Bugün Türkiye'de yapılması gereken Türkiye'nin savunulmasıdır. Bunun için AKP'liye de , CHP'liye de MHP'liye de DP'liye de, ÖDP 'liye de ihtiyaç var.

Yeni bir Türkiye için çalışacağını vaat edenlerin yorulmaya hakları yoktur. Halkla kavgaya hakları yoktur. Anlatmak ve yeniden inşa olmak zorundayız. Her şey yeniden başlıyor.”

Tespitin, kimin tarafından yapıldığı değil, doğruluğu önemlidir!.. Söyleyene değil söyletene bak… Evet, CHP her şeye yeniden başlamalıdır… Yeni bir anlayışla, yeni bir vizyonla… Herkesi kucaklayarak… İşte o zaman Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün partisi layık olduğu yere gelecektir… Bundan hiç kimsenin şüphesi olmasın.

Yine tekrarlıyoruz: “Bizden uyarması… Halkın sağı solu da olmaz… Sağ sol aydınlarda var… Halk kendisine teveccüh gösterene yönelir…” Tabi ki Müslüman mahallesinde salyangoz satıp Ata'nın partisini dibe vurdurmazsanız!...

Anahtar Kelimeler: Kader Gür, Dost Beykoz, CHP, Deniz Baykal, MHP

Diğer Yazıları

DOST BEYKOZ

"Beykoz'un Hür Gazetesi"