Sağlık

Aşurenin Şifrelerini biliyor musunuz?

Aşurenin Şifrelerini biliyor musunuz?
2014.11.13 00:00
| | |
4945

Dost Beykoz, hem dini açıdan, hem sağlık açısından; hem de aşurenin yapılışını araştırdı ve sizler için bir sayfada tümünü topladı. İşte aşurenin şifreleri:

Hicri Takvime göre Muharrem ayının onuncu günü yapılan tatlıya 'aşure' denir. İbrahimi Dinler'den olan Musevilik, Hıristiyanlık ve İslam'da sözü geçen Tufan Peygamberi Nuh'un karaya ayak bastığında elinde kalan son malzemeyle bu tatlıyı yaptığı söylenir. Ermeni ve Rum kültürlerinde de 'anuş' ve 'koliva' adlarıyla aşurenin yeri bulunmaktadır. Öte yandan Alevi kültüründe de Kerbela Savaşı'nda Hazreti Muhammed'in torunu Hüseyin'in öldürüldüğü günde aşure pişirilir ve içerisinde hiçbir hayvansal ürünün olmaması ile arasında bağlantı kurulur. Aşure'yle birlikte şiddetin genel olarak protesto edildiği ifade edilir ve yine Aleviler Muharrem ayında 12 boyunca hiç et tüketmeyecekleri bir oruç tutarlar.

Dost Beykoz, hem dini açıdan, hem sağlık açısından; hem de aşurenin yapılışını araştırdı ve sizler için bir sayfada tümünü topladı. İşte aşurenin şifreleri:

Müftü Demirtaş: “Kâinatın kilit taşı Kâbe’dir”

Beykoz Müftüsü Sayın Hüseyin Demirtaş ile Beykoz Belediyesi'nin aşure dağıtımında söyleşiyoruz. Öncelikle kendisine Hac'dan yeni geldiği için hissettiklerini soruyoruz. Şöyle diyor Müftü Demirtaş: "Kutsal topraklar, yeryüzünün maneviyat merkezi. Hani binaların kilit taşı vardır, kâinatın da kilit taşı Kâbe'dir, Beytullah'tır." Ardından da ekliyor: "İslâm Dünyası'nda sıkıntılar var, problem var. Çünkü bizde bir problem var. Beytullah aynı zamanda vahiy inen topraklardır. Vahiy bir mesajdır, anlamdır, sevgidir, şefkattir ve merhamettir. Fakat İslâm Dünyası, Rabbimizin indirmiş olduğu Kur'an-ı Kerîm'in manasından, amacından, gayesinden uzaktır. Onun için Cenab-ı Allah İslâm Dünyası'na bedel ödetiyor. Amaşunu söyliyeyim: Elhamdülillah, ülkemiz Türkiye Cumhuriyeti, İslâm Dünyası içerisinde gerçekten şu anda bir barış adası gibidir."

Aşure yediğimiz için Muharrem ayını soruyoruz Müftü Demirtaş'a... Şunları anlatıyor:

"Bu Muharrem ayı, ay olarak 'Haram Aylardan' birisidir. Bunun ifade etmiş olduğu anlamı dile getirmek gerekirse de, nasıl ki bazı SİT alanları vardır, oraya dokunmanız mümkün değildir; bu da zamansal anlamda SİT alanını ifade ediyor. Yani kavga etmeden, dövüşmeden barış içerisinde yaşamayı ifade ediyor. Bugün pek çok Peygamberin büyük mazhariyetlere ulaştıkları çok değerli ve anlamlı bir gündür. Hz. Adem’in cennette yasak meyveyi yedikten sonra Havva annemizle ayrı dünyaya indirilişinden sonra tövbe ederek tövbelerinin kabul edilişi on Muharrem Aşura gününe rastlar. Hz. Nuh’un gemisinin Cudi dağında karaya oturması ve inananların kurtulması, tufandan kurtuluş yine on Muharram’e rastlar. Hz. İbrahim’in oğlu İsmail ile müjdelenmesi, Hz. Musa’nın Firavun’un elinden kurtulması, Hz. Yakup’un, Hz. Yusuf’un hasretiyle kaybettiği gözlerini Hz. Yusuf’un gömleğiyle tekrar kazanması, Hz. Davut’un tövbesinin kabulü, Hz. Eyüp’ün uzun ve amansız dertten sonra şifaya kavuşması, Hz. Yunus’un balığın karnından çıkıp tövbeyle karaya dönmesi, Hz. İsa’nın semaya çıkışı yine on Muharrem Aşura gününe rastlar.

Bu mübarek Aşura günü gelin görün ki, ilahi bir imtihan olarak 10 Ekim 680 yılına tesadüf eden 10 Muharrem Aşure günü müminlerin yüreklerini dağlayan, gönüllerini inciten acı bir olayla sarsıldı. Peygamberin ‘Reyhanım’ dediği ehlibeytin ilkleri arasında saydığı Hz. Hüseyin Efendimizin adaleti, hakkı ikame etmek için canını ortaya koyarak çıktığı mücadele yolunda şehitlik şerbetini içtiği, kendisinin ve etrafındaki ehlibeytten 70 kişinin şehit edildiği bir gündür."

Müftü Hüseyin Demirtaş: “Zalimin de mazlumun da mezhebine bakılmaz!”

Kerbela konusunda da düşüncelerini dile getiren Müftü Hüseyin Demirtaş, İslam coğrafyasını birlik ve beraberliğe davet etti. Kerbela'da yaşanan acıların karşısında tüm İslâm mezheplerinin aynı duyarlılıkta olduğunu vurgulayan Müftü Demirtaş, şöyle dedi:

"Kerbela’yı anlamak Hüseyince yaşamaktır. Kerbelâ, hakkın hatırını her şeyin üzerinde tutmaktır. Yürekleri hiçbir zaman sahra-i Kerbelâ’ya dönüştürmemektir. Kerbelâ’nın acısını yüreğinde hisseden hiçbir Müslüman, Kerbelâ şehitlerine bu zulmü reva gören Yezidler gibi düşünemez, Şemirler gibi davranamaz, Zülcevşanlar gibi yaşayamaz. Hele hele Kerbela’nın kerbu belasını bugüne asla taşıyamaz. Hz. Hüseyin’in en büyük gayesinin, kendisinden sonra yeni Kerbelalar yaşanmaması olduğunu bilir. 

Kerbelâ’da bize düşen vazifelerden biri de bu acı hadise üzerinden İslam coğrafyasında bir ayrılık-gayrılık değil bir birlik-beraberlik çıkarmaktır. Bir sevgi, bir muhabbet devşirmektir. Unutulmamalıdır ki; ne Kerbela’da şehit olanlar sadece Şiîliğin temsilcisidir, ne de Kerbela faciasını yaşatan zalimler Sünnîliğin referansını temsil ederler. Zalimin de mazlumun da mezhebine ve meşrebine bakılmaz. Kerbelâ’da yaşanan acı hadise karşısında Sünnî olan da Şiî olan da aynı duyarlılığı gösterir. Bu hadise üzerinden İslam coğrafyasında ayrılık ve gayrılık var etmek, kitlesel çatışmanın referansını oluşturmak İslâmî kardeşlik ve vahdeti bozma çabalarına prim vermek olacaktır. Mümin her nerede olursa olsun zalime karşı mazlumun yanında duran vicdanlı insandır."

Dost Beykoz olarak aşure konusunda görüşlerine başvurduğumuz Beykoz İlçe Sağlık Müdürü Dr. Berk Topuz ise sağlık açısından aşurenin son derece faydalı olduğunu söyledi. Aşurenin içerisinde yer alan ürünlerin demir, kalsiyum ve çinko açısından zengin olduğuna dikkat çeken Dr. Berk Topuz, verdiği bilgileri şöyle özetledi:

Dr. Berk Topuz: “Aşureye şeker yerine pekmez ekleyin”

"Muharrem ayında Anadolu’nun hemen her yerinde kaynatılan aşure, insanlar arasında dostluk köprülerini artırdığı gibi içerdiği besinlerle de kalp hastalıklarından, barsak problemlerine, gebe anne adaylarından küçük çocuklara kadar bir çok faydası bulunuyor. Yöresel farklılık olsa da 7 ya da 10 çeşit gıdadan hazırlanan aşure içinde daha çok tahıllar, kuru baklagiller, yağlı tohumlar ve kuru meyveler bulunuyor. Yağlı tohumlar ceviz, fındık, badem de aşurenin içinde zenginliktir. Kuru baklagil ve kuru meyvelerin posa oranlarının çok yüksek olması nedeniyle hazımsızlık ve kabızlık yaşayan kişilere aşure bire birdir.

Aşure bitkisel protein içerdiği için kolesterol içermez ve Ceviz, fındık ve badem gibi yağlı tohumlar nedeniyle sağlıklı yağ asitleri içerir. Kalp damar hastalıklarına karşı koruyucu etkisi vardır. Demir, kalsiyum, çinko, omega-3, E vitamini ve B grubu vitaminler gibi vücut direncini arttıracak maddeler içerir. B grubu vitaminler zihin yorgunluğu ve sinir sistemi için önemlidir. Aşure depresyon savar bir besindir. Yapılırken şeker yerine pekmez kullanılırsa demir oranı yükselecektir. Kansızlık yaşayan kişilere de pekmez ile pişirirlerse çok daha iyi olur.

1 kâse aşurenin kalorisi 350-400 kalori civarındadır. Bu yüzden daha dikkatli tüketim yapmalıyız. Yüksek kalori içeriği nedeniyle aşureyi özellikle gebeler, emziren anneler, gelişme çağındaki çocuklar ve yoğun performans gerektiren işlerde çalışanlara tavsiye ederiz. Diyabet şeker hastalığı olan fazla tavsiye etmeyiz."

‘Aşure nasıl yapılır?’

Aşurenin yapılışı konusunda araştırma da yapan Dost Beykoz, içerisindeki malzemeler ve yapılışıyla ilgili olarak uzmanların bilgisine başvurdu. Buna göre aşure yapılırken içine konulan malzemeler ve yapılış şekli şöyle belirdi:

Malzemeler:

3 bardak ıslatılmış buğday

1,5 bardak haşlanmış fasulye

1,5 bardak haşlanmış nohut

1 çay bardağı fıstık

1 çay bardağı dövülmüş fındık

1 çay bardağı dövülmüş ceviz

1 çay bardağı kuru üzüm

1 çay bardağı dövülmüş yeşil fıstık

5-6 adet kuru incir

5-6 adet kuru kayısı

1 tatlı kaşığı portakal kabuğu rendesi

5-6 adet karanfil

1 adet nar

6 bardak şeker

Yapılışı:

Buğday tencereye boşaltılır ve buğdayın iki katı (6 bardak) su eklenir. Pişene kadar kaynatılır. Buğday piştikten sonra haşlanmış fasulye ve nohut ilave edilir. 10 dakika daha pişirilir.

Yine buğdayın iki katı (6 bardak) şeker ilave edilir. Eriyene kadar karıştırılmaya devam edilir. Fıstık, üzüm, kayısı, portakal kabuğu, karanfil de eklenir ve 10 dakika kadar daha pişirilir.

Son olarak incir ilave edilir. Ancak incirlerin kararmaması için aşureyi fazla kaynatılmaması gerekir. Bu nedenle artık ocağın altı kapatılır.

Tabaklara konan aşurenin üzerine sırasıyla dövülmüş fındık, dövülmüş fıstık, nar ve dövülmüş yeşil fıstık eklenerek servis yapılır.

Anahtar Kelimeler: Beykoz Yerel Haber, Aşure, Faydaları, Hüseyin Demirtaş, Dr. Berk Topuz, İlçe Sağlık Müdürü, Beykoz Müftüsü

0 Yorum

Bu içeriğe henüz yorum yapılmadı

Yorum yaz

DOST BEYKOZ

"Beykoz'un Hür Gazetesi"