Aşk eri Mevlana

  • 14.12.2021 18:45
  • Okunma: 2179 kez

Recep ÖNCEL


Rahmetli, Sultan’ül Vaizin Konyalı Tahir Büyükkörükçü Hoca Efendi Mevlana’yı anlatırken; ‘Aşk- Eri Mevlana!’ diye bahsederdi.

Mevlana’da çok büyük bir aşk görüyoruz.

Hz. Mevlana, Allah(cc) ve Hz Muhammed (SAV) aşkı ile dolu bir insandır. Buradan referans alan, bu aşkı bu sevgiyi insanlığa aksettiren bir değerdir.

Hz. Mevlana (ks) Hicri 604 yılında Belh’te doğmuş, 68 yaşında 672’de Konya’da vefat etmiştir.

En meşhur eseri Mesnevi’dir. Bu gün Mevlana’nın eserleri Dünya’da en çok okunan eserler arasında yer almaktadır. Mevlana eserlerindeki erişilmez üslubu ve verdiği örneklerle doğumundan 816 yıl sonra bile insanlığa güzel mesajlar verebilmektedir.

Mesnevi, Hüsamettin Çelebi’ye göre söylenilmiştir. Şems-i Tebrizi’ ye göre söylenilseydi, kim bilir nasıl bir eser meydana gelirdi.

O, Mesnevisi’nde sözlerine; Bişnev! Dinle! diye başlar. Usul ve yakın sırlarını anlatır. İslam dininin esaslarından bahseder.

Dinin esası şeriat, şeriatın esası tarikat, tarikatın esası hakikattir!

Osman Topbaş Hoca Efendi de Hz. Mevlana’yı anlatırken, Hazretin çok yönlü bir insan-ı kamil olduğunu ifade ediyor, aşağıdaki örnekleri veriyor.

Hz. Mevlana, Harim-i İlah’ı nihayetsizdir. Oyalanma, Allah rızası için daha ileriye git. Allah’ın füyuzat-ı sonsuzdur’ diyerek Cenab-ı Hakk’a bağlılık ve kulluk mertebesinin önemine işaret ediyor.

‘Fakr’u zaruret içinde boğulan gönüller dumanla dolu bir eve benzer. Sen onların derdini dinlemek suretiyle o dumanlı eve bir pencere aç ki onun dumanı çekilsin, senin de kalbin rakikleşsin, ruhun incelsin’ diyerek fakir ve gurebaya ya ilgiyi tavsiye ediyor.

Ve ‘sen ilkbahar güzelliğine karşı dudak ısıran hayran olan kimse, birde sonbaharın sararmış haline ve soğukluğuna bak! Yani, sen aynadaki son akse bak! Bir güzelin ihtiyarlığındaki çirkinliğini ve binanın harabe haline geleceğini düşünde, aynadaki yalana aldanma!’ diyerek dünya hayatına ibret gözüyle bakmamızı söylüyor.

Ve aşk eri Mevlana; aşk, aşk diyor.

Hz. Mevlana; aşkın ruhi hastalıklarımız için gerekli bir hekim olduğunu ifade ediyor.

Aşk, Eflatun’un felsefe, Calinos’un tababetle yapamadığını yapar, ruhani ve cismani tedavileri gerçekleştirir diyor.

Evet, aşk öyle bir güce sahiptir ki, insanı topraktan semalara çıkartır!

Aşk, Peygamber Efendimizi Miraca yükseltmiştir. Hz. Musa’ya Tur Dağında   aşk tecellisi olmuştur.

Bülbül ile gül arasında aşk irtibatı vardır.

Aşkın derdi, diğer dertlerden farklıdır.

Aşk; İlahi esrarın vaktini tayin eden, irtifa aletidir.

Ama esas olan Allah’a ve Rasulullah’a olan sevgi ve aşktır.

Bütün kıymetli insanlar, başta peygamberler ve hak dostları, Allah aşkı ile feyizlenmiş, saadete ermiş ve şerefyap olmuşlardır.

Bu alemde yüzbinlerce balık ve deniz,  Allah’ın huzurunda secdeye kapanırlar.

Cenab-ı Hak onlara o kadar çok ikram ve iltifatta bulunmuştur ki, denizlerde inciler meydana gelmiştir.

Ama Rabbimize olan aşk o noktada olmalı ki, bil-a kaydü şart teslimiyet ifade etmelidir.

Bu teslimiyet sonunun da bir çok tecelliler meydana gelecektir.

Mevlana; ’hissiz fikirsiz olun ki, ircii hitabını işitesiniz’ diyor.

Bu teslimiyet, insanı Allah rızasına ve cennete götürür. Sonunda Allah ondan razı, oda Allah’tan razı olur.

Allah’ın zat-ı rahimdir, kerimdir. Varlık’ da yoklukta Allah’ın aşkındandır.

Allah’a aşık olanlar büyük nimetlere kavuşacaktır. Çünkü Allah büyükler büyüğüdür, cömertler cömerdidir, güzeller güzelidir.

İnsanda aşk duygusu önemlidir.

Tasavvufta yeni ders almak isteyen talebeye; siz hiç aşık oldunuz mu? diye sorarlar.

 Bunun sebebi yüreğindeki sevgi derecesi nedir, onu tespit etmektir.

Bu sevgi Mecnun’da olduğu gibi önce Leyla sevgisi olup, sonra Mevla sevgisine dönüşebilir.

Sevgi, kişi olgunlaştıkça yönünü derecesini olgunlaştırır.

Sonunda insan, Ya Vedud! sırrına ermeye doğru yol alır.

Sevilmeye aşık olmaya en layık olan varlık Yüce Allah’tır.

Diğer sevgiler bu sevgiye araç olabilir.

Esas olan sevgilerden zincir yapıp, Cenab-ı Hakk’ın sevgisine erişebilmektir.

Hz. Mevlana böylesi bir sevgiden bahsediyor.

İşte ben de Mevlana’nın bu aşkından muhabbetinden etkilendim ve Konya’da olmaktan mutlu oldum. Bu şehirde yaşadığım zamanlarda,   Kapu Camii’nde sabah namazı kılar, sonra Mevlana Türbesinde Fatiha okurdum. Öğle namazını müteakiben türbenin içine girer, Hazrete Fatiha okur, Peygamber Efendimizin sakal-ı şerifini ziyaret edip, oradaki havayı teneffüs eder, ney seslerini dinlerdim. Bilhassa sıcak günlerde türbenin gül bahçesinde oturur,  çiçekler arasında huzur bulurdum. Yatsı namazından sonra,  yeşil kubbeyi ışıklar arasında seyretmekten büyük haz duyardım.

Defalarca, Şeb-i Arus törenlerine katıldım. Hz. Mevlana hakkında makaleler yazdım. Yönettiğim kurumlarda, Hz. Mevlana ile ilgili bir çok etkinliğe vesile oldum.

Şimdi hicret ettim, İstanbul’da yaşıyorum. Ama Hazrete muhabbetim devam ediyor. Mesnevi ile dost olmaya, acılarımı, sevinçlerimi paylaşmaya gayret ediyorum.

Mesnevi okumaları dolayısıyla, bazen göz yaşı, bazen hayranlık,  bazen beğeni ile aldığım notları paylaşmak için ‘Mesnevi’den Mesajlar’ isimli bir kitap yazdım. Kasım 2021 ‘de Ketebe Yayıncılık tarafından, kitabımın basımı yapıldı. İstifadeye sebep olabilirsek ne mutlu!

 

Geçtiğimiz günlerde,  bir Konya seyahatimiz oldu. Mevlana Türbesi ve Hazretin torunu Esin Çelebi hanımefendiyi ziyaret ettik, cuma namazını orada camide kıldık.

Esin hanım şahit olduğu bir hadiseyi anlattı. Koca Pirin aşkının yansımasına örnek olması düşüncesiyle, anlatılanları sizlere aktarmak istiyorum.

Türbenin yakının da bulunan butik otelde bir Portekiz vatandaşı konaklamaya başlar. Dikkat çeken şey; bu insan, her gün sabah erkenden otelden çıkar, akşam geç saatte döner. Hatta otel sahibine; bana dış kapının anahtarını verin;  diye ricada bulunur. Sebebini sorduklarında, ‘sabah erken kalkıp namaza gidiyorum, o sırada kimseyi rahatsız etmek istemiyorum’ diye, cevap verir.

Ve nasıl Müslüman olduğunu gözyaşları içinde şu şekilde anlatır. ‘Rüyada müzik sesi duydum ve   ‘gel’ diye seslenildi. Merak edip, bunu araştırdım, araştırma sonunda müzik sesinin, ney sesi olduğunu ve ‘gel’  kelimesinin Türkçe bir davet olduğunu öğrendim.  Türkiye’ye, Konya’ya Hz. Mevlana türbesine ziyarete geldim. Rüyamdaki aynı ney sesini türbe ziyaretinde duydum ve nihayet Müslümanlığı seçtim.’

Bu olay bana anlatılınca etkilendim ve ben bunu yazabilir miyim diye müsaade istedim. Şimdi de bu hadiseyi sizlerle paylaştım.

İşte Hz. Mevlana böyle Allah ve Peygamber aşığı bir insan ve bir mutasavvıftır.

Ve bu aşk ve sevgi Hazrete öyle bir tasarruf imkanı sağlamış ki, eserleri Dünya’nın her tarafına yayılmıştır.    İnsanlar onun eserlerini okuyarak, o’nun insanlığa sunduğu sevgi ve ‘gel’ çağrısına uyarak, Müslüman olmaktadırlar.

Bu vesile ile Aşk- Eri Mevlana’nın sunduğu sevgiden hepimizin hisse almasını temenni ediyorum.  2021 yılında 748. Şeb-i Arus Vuslat Yıldönümü İrfan Vakti başlığıyla anma yapılıyor. Cenab-ı Hak’tan, Hazreti Pire rahmet diliyorum. 

Anahtar Kelimeler:

Yazarın Yazıları