Annem

  • 25.08.2019 18:55
  • Okunma: 3125 kez

Avcılar Devlet Hastanesi’nin eksi ikinci katındaki morgun, buz gibi soğuk ve bir o kadar ürkütücü katına indiğimiz zaman 60 yıllık hayat serencamım aklımdan ve gözümün önünden geldi ve geçti…

Görevli zat 5 Nolu bülüme geldi. Bir tabut büyüklüğündeki kutuyu çekti. Bembeyaz kefenlerin içinde 90 yılık bir emaneti yavaş yavaş bize doğru getirdi. – İşte dedi, ANNE burada-…

Bir an bayılacak gibi oldum. İrkildim, ürperdim, titredim. Hüzünlendim. Ağlamamak için kendimi çok zor zapt ettim. Karmakarışık duygular içindeydim. Med cezirlerle gelgitlerle dolup dolup boşaldım. Tabut; ben, annem ve kardeşlerim…

9 ay beni karnında taşıyan; 5 yıl sırtında taşıyan, 15 yıl yanında taşıyan ve 60 yıldır gönlünde taşıyan, kalbinin tamamını bana vermiş vücuduyla, kanıyla, canıyla her şeyi ile benim bir parçam olmuş annem. Küçücük bir tabutta 90 yılın yükünü, meşakkatini,  külfetini, elemini, ağırlığını, çilesini, sıkıntısını, derdini, tasasını, varını, yoğunu, dünyalık adına her bir şeyi geride bırakmış olmanın rahat ve huzur içinde nur saçan yüzü ile huzur dolu mütebessim çehresi ile gülümseyerek kapalı gözleriyle dünyanın 5 para etmezliğini ilan edercesine. Ve fakat RABBİSİNE kavuşmuş olmanın hazzı ve mutluluğu ile adeta melekler gibi bir başka âleminde olduğunu hissettiriyordu…

Ve bize “inna lillihi ve inna ileyhi racüun” kutlu fermanını ilan ediyordu;  Yani “O’ndan geldik O nu gidiyorum.”…

Annem o küçücük tabutunda o kadar mutlu ve huzurluydu ki, adeta fani dünyadan baki âleme geçmenin rahatlığını yaşıyordu. O baki âlemde O’nu bekleyen o kadar çok ahbabı ve sevdikleri var ki saymakla bitmez; en başta sevgililer sevgilisi Peygamber Efendimiz SAV, bütün peygamberler, sahabe efendilerimiz, evliyalar, enbiyalar, asfiyalar hepsi ahiret yurdunda…

Annemin babası, annesi, kardeşleri, onlarca akrabası, akranı, sevdiği dostları ve eşi de berzah âleminde O nu bekliyorlar. Kitaplarını okuduğu ve bana da tavsiye ettiği ve benim de üstadım olan Bediüzzaman da orada, onu karşılayanlar arasında olmalı. Yüzde doksanın çoğunluğu ahirete göçmüş, geride kalanlar da sırasını bekliyor. Böyle bir yolculuk istenmez mi?...

“Cennet annelerin ayakları altındadır” mesajı, bize cennet kapısının anneyi sevmekten geçtiğini müjdeler. Anne evi, anne eli, anne sıcaklığı, anne sevgisi, anne merhameti ve şefkati dünyada karşılığı olmayan emsalsiz bir hazinedir. Annelerdeki şefkat öylesine zirvededir ki, aciz bir tavuğu, yavrusuna yapılan bir kötülük karşısında köpeğe ya da aslana saldırtacak kadar yüksektir...

Hani deriz ya; yemedi yedirdi, giymedi giydirdi, aç durdu evladını doyurdu…

Bütün bunlar her türlü anneler için geçerlidir. Yani insan olan anneler de olduğu gibi, hayvan neslinden gelen annelerde aynı duygularla donatılmıştır. Vahşi hayvanların kendi yavrularına gösterdikleri şefkat örnekleri televizyonların belgesel kanallarında en çok izlenen bölümlerdir.

Benim annem de bir şefkat kahramanı idi. Bir merhamet abidesiydi. Bir sevgi sembolü idi. Hayatını gözünü kırpmadan 5 evladı için feda edecek yürekte bir insandı.

Ta mini mini çocukluğumuzdan itibaren bizim manevi ve maddi ve insanı eğitimimize o rehber oldu, yol ve yön gösterdi. İlk elif bayı, ilk namaz sûrelerini, ilk Kuran-ı Kerim okumayı, iyiyi kötüyü, doğruyu yanlışı, güzeli çirkini, helâli haramı bize o öğretti. Yani benim ilk muallimim, ilk öğretmenim, ilk hocam annem oldu…

Annem, ilkokula başlayıp lise bitinceye kadar benimle beraber gece yarılarına kadar ders çalışırdı. Benim derslerimi bilmese bile yanımda oturur bana eşlik eder, manevi güç verirdi. Yani varlığını her daim hissettirirdi. Hastalandığımda her daim benimle beraber hastalanır, sevinçli halimde sevinirdi. O benim annemdi, kaç yaşında olursak olalım, O anne bizler çocuk olduk. 60 yaşında da olsam bana “Aman evladım, terli terli su içme. Sırtını sağlam giyin. Hasta olma…” demeyi ihmal etmezdi. Ve beni benden çok daha fazla seven, koruyan ve düşünen annem idi…

“Ana başa tac imiş… Her derde muhtaç imiş… Bir evlat pir olsa da; gene anaya muhtaç imiş” diye boşuna söylenmemiş...

Allah’ın rahmet ve merhametinin dünyadaki tecellisi, ANNE olsa gerektir.

Her anne mübarektir, mukaddestir. Annenin iyisi kötüsü olmaz.

  • En kötüsü, annesiz kalmaktır!...

Anahtar Kelimeler:

Yorumlar (0 Yorum)

Bu içeriğe yorum yapılmadı, yorum yapmak ister misin?

Yorum Yaz
Yazarın Yazıları