Makaleler

Alışmak zorunda değiliz

18.03.2016 19:32
| | |
5025

Yazılarımı takip edenler bilir. Çoğunlukla yazılarımda özel ilgi alanlarım olmakla birlikte tarih, sanat, edebiyat, eğitim ve sosyal medya konularını ele alırım.

Günümüz siyasetini tartışmak ve eleştirmek için adil bir zemin olmaması, insanların karşıt görüşlere yeteri kadar tahammülü olmaması ve siyasetin günden güne çirkinleşmesi, beni pek de sevmediğim siyasallaşma hareketimden her zaman uzak tutmuştur.

80’lerde doğan çocukların üzerinde etki etmiş bir ebeveyn tavsiyesi olan "Aman siyasetten uzak dur" cümlesinden etkilendiğim ya da çekindiğimden sanmayın bu mesafemi… Sadece insanları siyasetten önce sanatla beslemek gerektiğini düşünüyor ve Atatürk‘ün "Bir millet sanattan ve sanatkardan mahrumsa tam bir hayata malik olamaz. Böyle bir millet bir ayağı topal, bir kolu çolak, sakat ve alil bir kimse gibidir. Sanatsız kalan bir milletin hayat damarlarından biri kopmuş olur" sözü ile fikrimi desteklemek istiyorum.

Üniversite yıllarında tanışırsın aslında "özgürlük" kavramıyla… Lisedekinden farklıdır artık. Kitap okumanın, bir şeyler bilmenin ve aktarmanın, düşüncelerinin dibine kadar savunmanın gururunu yaşarsın. Sessiz kalmamayı, susmamayı bu yıllarda öğrenirsin. Haksızlığa başkaldırır, haklının yanında, haksızın karşısında olmaya başlarsın. Artık anladıklarınla, okuduklarınla yetinmez, dünyayı değiştirmeyi bile hedeflersin.

İşte bende tam da bu noktadan gelip bugün maalesef susamıyorum.  Bugün memleketinde, insanlar  sokakta durup dururken ölüyorsa, doğmamış çocuklar, yaşlılar, geleceğe umutlarımızı taşıyan gençler terör kurbanı oluyor, insanlar terör korkusundan kalabalık ortamlarda özgürce dolaşamıyorsa, ben bu duruma susamam.

Aman "etliye sütlüye bulaşma ortalık kötü" mantığından acil ayrılıp, toplum olarak kendimize gelmeliyiz. Bu bir kısır döngüdür. Yarın bunların senin başına gelebilme olasılığı yok mu ? Unutmayın sustuklarınız bir gün sizin de korkunuz olabilir.

Beş ay içinde yaşanan terör olaylarını bir düşünün… Ankara’nın göbeğinde üç ayrı patlama oluyor ve 150'den fazla kişi hayatını kaybetti. Nasıl umutsuzluğa kapılmayalım? Terör saldırıları üst üste… Klasikleşen açıklamalar art arda…Artık kelimeler, tepkiler, cümleler, yüz ifadeleri bile aynı… Sonra birileri çıkıyor "terörle yaşamaya alışmalıyız" diye saçma bir cümle ortaya atıyor… Hayır! Terörle yaşamaya kimse alışmak zorunda değil.

Millet olarak tek istediğimiz; geriye kalan dertli insanları, buram buram Anadolu kokan hikayeleri, dökülen göz yaşlarını görmemek… Temennimiz devletin yaşama hakkımızı koruması…

Anahtar Kelimeler: Beykoz, Köşe Yazısı, Güliz Köksal Gürpınar, Ankara, Terör

Diğer Yazıları

DOST BEYKOZ

"Beykoz'un Hür Gazetesi"