Alaattin Köseler: 2024 Yerel Seçimleri yapılmayabilir

  • 0
  • 5126
Alaattin Köseler: 2024 Yerel Seçimleri yapılmayabilir
Alaattin Köseler: 2024 Yerel Seçimleri yapılmayabilir
Alaattin Köseler: 2024 Yerel Seçimleri yapılmayabilir
Alaattin Köseler: 2024 Yerel Seçimleri yapılmayabilir
Alaattin Köseler: 2024 Yerel Seçimleri yapılmayabilir
Alaattin Köseler: 2024 Yerel Seçimleri yapılmayabilir
Alaattin Köseler: 2024 Yerel Seçimleri yapılmayabilir
Alaattin Köseler: 2024 Yerel Seçimleri yapılmayabilir
Alaattin Köseler: 2024 Yerel Seçimleri yapılmayabilir
Alaattin Köseler: 2024 Yerel Seçimleri yapılmayabilir

Uzun süredir gözlerden uzak duran 4. Dönem Beykoz Belediye Başkanı Alaattin Köseler içini Dost Beykoz’a döktü.

Belediye Başkanlık koltuğunu devrettikten sonra geçen 18 yıllık süreçte siyasetten kopmasa da, siyasi ortamlarda bulunmamaya özen gösteren Köseler, siyasetin dışında mimarlık mesleğini devam ettiriyor.

Dost Beykoz’a için döktü

Dost Beykoz’a vermiş olduğu röportajda hayatında tartışmalara neden olan bütün sorulara cevap veren Köseler, CHP Beykoz İlçe Başkanlığının çalışmalarını, 2023 Genel Seçimlerini İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu ve 2014 yılında MHP’de aday oluş sürecini tüm içtenliğiyle Kader Gür’e anlattı. 

Alaattin Köseler kişisel hayatında neler yapıyor?

Mesleğim olan mimarlıkla ilgileniyorum villa ve daire dekorasyon projeleri ve uygulamaları, özellikle şehir dışında çiftlik evleri ve butik otel projeleri yapıyorum. İşten kalan zamanımda da siyasete, aileme ve sevdiklerime vakit ayırıyorum.

Sosyoloji bölümünde okuyan 21 yaşında bir oğlum var. İsmi Ali Eren. Baba/oğul fanatik Fenerbahçeliyiz özellikle basket ve futbol maçlarını kaçırmıyoruz. Beykoz 1908 de yaklaşık 12 yıllık bir basketbol geçmişim olduğu için spordan kopamıyoruz.

Konu spora gelmişken Beykozspor’a değinmeden geçmeyelim?

Ben bir dönem Beykoz 1908 de kulüp başkanlığı da yaptım. Tepe Grubu çekilince futbol yönetimini de devraldık.  O dönem 2. Ligde mücadele ediyorduk, son maça kadar 2.liğimizi devam ettirdik. O tarihte bir üst lige tek takım çıkıyordu o sebeple 1. Lige çıkamadık. Belediyenin maddi ve manevi gücünü arkasına alan ilçe takımlarının başarı yakalama şansı fazla olur. Günümüzde bunun birçok örneğini görüyoruz. Diğer türlü, şahısların uhdesinde olan kulüplerin başarıda devamlılıklarını sağlamak oldukça zor. Çünkü ciddi külfetleri olan süreçler yaşanıyor. Beykoz 1908’in şuandaki konumunu değerlendirdiğimizde Türk futbol tarihinde kurulmuş en eski 4. kulüp olmasında rağmen, şanlı tarihine yakışmayan bir durumdadır. Bir Beykozlu olarak bu duruma çok içerliyor ve üzülüyorum. Bugünkü ekonomik şartlarda; Fenerbahçe, Galatasaray, Beşiktaş, Trabzonspor gibi büyük taraftar kitleleri ve ciddi reklam ve tesis gelirleri olan kulüpler bile iflasın eşiğindeyiz açıklamaları yaparken Beykoz 1908’in ayakta kalması çok zor. Belediye Başkanının bu duruma kayıtsız kalmasını da anlamış değilim. Beykoz spor kulübüne ve ilçenin diğer tüm amatör kulüplerine koşulsuz sahip çıkılmalıdır. Çünkü Beykoz da farklı siyasi görüşten insanlar vardır. Ancak Beykoz 1908 hepsinin ortak değeri ve birleştirici gücüdür. Murat Aydın’ın spora ilgisi oldukça fazla ama Beykoz 1908 bu sürecin içinde olamadığı müddetçe Beykoz arzulanan spor kenti olmaz. Spor ormanı yapmakla spor kenti olunmuyor.

Spordan siyasete geçelim?

Beykoz’daki sıkıntıları çocukluğumdan beri yaşayan ve içselleştiren biri olarak bölgemizdeki problemleri minimize etmek için siyasete girme arzusu içinde oldum. Genel siyaset ülke gündemini belirliyor. Yerel siyasete de yön veriyor. Yerel siyaset de, halkın beklentilerine cevap verebilmenin önemli olduğunu, genel siyasetle birlikte çözümün daha hızlı ve kolay olacağını düşündüm. 1999 yılında DSP İlçe Başkanı rahmetli Eczacı Metin Birgören ve çevremin desteğiyle siyasete girdim. O dönem DSP İstanbul İl Başkanı Hasan Fehmi Yavuzalp beni önce İlçe Başkanı olarak düşünmüş ama süreç öyle bir noktaya geldi ki; 18 Nisan 1999 yerel seçimlerinde DSP’nin Beykoz Belediye adayı gösterildim. O dönem ülke genelinde ve Beykoz genelinde DSP’ye ve Allah mekânını cennet eylesin, rahmetli Bülent Ecevit’e büyük bir teveccüh vardı. Bu durum bizim kazanmamızda etkili oldu.

Başkanlık sürecine değinelim biraz?

2 aylık seçim sürecini alnımızın akıyla ve Beykoz halkının teveccühüyle kazandık. Hizmet üretmek için hedefler belirledik, uygulamaya koyduk. Öncelikle çağını yaşayan bir ilçe olması için mülkiyet sorununu çözmek, planlarını tamamlamak ve uygulama aşamalarına başlamak hedefiyle yola çıktık. İlk olarak tapu dağıtımını Tokatköy mahallemizde gerçekleştirdik. 800 aileyi ilgilendiren tapulandırma çalışmamızda, halkın % 52’si tapularını aldı. % 48’i kara propaganda yüzünden tapularını almadı. O dönemin muhalif bir takım siyasileri ‘sahte tapu dağıtılıyor’ diyerek halkı manipüle etti bu durum yüzünden diğer mahallelerimizde tapulandırma çalışmalarımıza devam edemedik. Hâlbuki tapular şerhsizdi. Beykoz’uz sosyoekonomik hayatının bel kemiği olan; Deri Kundura, Şişecam ve Tekel kapandığı zaman üretim yapan emekçi işçi ve ustalar ne yapacaklardı? Beykoz’un fabrika bacaları bir bir sönerken bu tabloyu nasıl pozitife dönüştürebilirdik?  Geri görünüm bölgelerinde, hazine arazilerinde küçük sanayi siteleri kurulabilirdi. Fakat bunun için Büyükşehir Belediye Başkanı ve Meclisi 1/5000’lik planlara sanayi sitesi ile ilgili alanı işlemeliydi ki; biz İlçe Belediyesi olarak 1/1000’liklerde uygulamasını gerçekleştirelim. Böylece Beykoz’un ustaları, say acılık, cam işçiliği, tezyinat üretim atölyelerindeki deneyimlerini, gelecek nesillere aktarabilirdi. Bunu bilinçli olarak engellendiğini düşünüyorum. Beykoz’da yaşayan halk bu bölgenin sahibi değil kiracısı olsun pozisyonu alındı.

Hizmet binalarını iyileştirdik, birçok hizmet binası açtık, hayvan barınağı kurduk, Paşabahçe’ye aş evi yaptık, Belediye kültür binasında sinema salonları açtık, parklar ve rekreasyon alanlarını hayata geçirdik. Taşeronlaşmaya gidilmeden, mevcut Belediye çalışanlarıyla hizmet ürettik. Araç parkımızı geliştirdik. Başkanlık döneminde hazırladığım, bazılarına onay aldığım, hayallerim vardı. Örneğin; Medistate Hastanesi ve Gülsan binalarının projelerini ben yaptırdım. 20 sene öncesinin şartlarını göz önünde bulundurursak bu projeler şuan ki inşaat projeleriyle hala daha yarışır durumdadır. Amacımız Belediyeye sürekli gelir getiren bir iş merkezi kazandırmaktı bunun gibi 5-6 büyük projemiz vardı. Burada söylemek istediğim; yaşanabilir, modern ve canlı bir şehir ortaya koymaktı, Gençlerin de ihtiyaçlarını kendi İlçelerinde karşılayabilecekleri ve ulaşım problemi olmayan, Beykozlu olmaktan gururlanacakları bir İlçe.

CHP’ye geçiş?

2003 yılının Ekim ayında CHP’nin TBMM grubunda Sn. Gn. Bşk. Deniz Baykal’ın parti rozetini takmasıyla resmi geçişim oldu. Süreç; daha öncesinde işçi sendikasının Sayın Baykal’a CHP’ye katılımım noktasında önerilerim olmuş. Sebebi de o dönem Belediye çalışanlarımızın saat ücretleri İstanbul da diğer Belediye çalışanlarının çok üstünde olmasıydı. Bu durum Sayın Baykal’ın teveccühüne sebep oluyor. O dönem Kadıköy Belediye Başkan yardımcısı olan Sayın Gürsel Tekin’in aracılığıyla davet edildim. Bu süreçte en temel amacım; o dönem sağda oyların AKP’de toplanması solda da CHP’de toplanması sebebiyle solda birlik adına katkı sunmak için CHP’ye katıldım. 2004 Yerel Seçimlerinde yaptırdığım anket sonuçlarında kazanamayacağımı bilmeme rağmen, CHP oylarının artışına ufakta olsa bir katkı sunmak için aday oldum.

2009 yerel Seçimleri?

29 Mart 2009 seçimlerinde anketlerde önde görünüyorduk. Fakat AKP hükümeti bu durumu değiştirmek için, Çavuşbaşı beldesini Beykoz ilçe sınırlarına dâhil etti. Bu durum İstanbul’un birçok İlçesinde uygulandı. Örneğin; Eminönü İlçesinde Saadet Partisi’nin kazanacağı kesin gibiydi. İlçe statüsü iptal edildi Fatih ilçesine bağlandı. Bazı yerlerde bu durum terste tepti. Örnek; Kadıköy’den ayrılan Ataşehir ilçesi gibi. Ama Beykoz’da bu durum AKP’ye yaradı.

2014 Yerel Seçimleri öncesinde neler oldu?

Dönemin ilçe Başkanı partili olmayan, İlçe dışından hatta İl dışından mükerrer üyeler yaparak temayülde kendi ismini 1. Çıkartmayı başardı Edirne kız öğrenci yurdundan otobüslerle insanlar taşındı bunlar temayül yoklamasında oy kullandılar. Buna rağmen ben 2. Oldum bu kontrolsüz üye kaydını bilen biliyor.

MHP’ye geçiş?

Tabi bu süreç bizde ciddi bir kızgınlık, kırgınlık ve öfke oluşturdu. Bunun üzerine MHP Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli’den de aracılar yoluyla teklif gelince MHP Belediye Başkan Adaylığımız gerçekleşti. O tarihte MHP ve Sayın Bahçeli, AKP karşısında muhalefet yapıyor miting meydanlarında ip atıyor, ‘sen Cumhurbaşkanı olamazsın!’ diyerek miting alanlarında Sayın Erdoğan’a haykırıyordu. Hatırlarsanız benim MHP’den aday olduğum 2014 yerel seçimlerinin peşinden yapılan ilk Cumhurbaşkanlığı seçiminde MHP ve CHP ortak adayla Sayın Erdoğan’ın karşısındaydı. Yani benim aday olduğum MHP ile şu anki MHP’nin arasında ciddi bir fark var. Buna rağmen o dönemdeki geçişimi büyük bir hata olarak görüyorum. Ancak siyasette Mansur Yavaş örneğini unutmayalım.

CHP’ye dönüş?

MHP’nin politikalarındaki ciddi kırılmalar sonucunda istifa ettim. Uzun bir süre partisiz kaldım. Ancak muhalif duruşum devam etti. 2019 yerel seçimleri öncesinde Sayın Coşkun Tosun’un talebi ile Tokatköy ve Yenimahalle’de CHP adına sahada çalışma yaptım. Ayrıca tekrarlanan İBB seçimlerin dede CHP için mücadele ettim. Büyükşehir seçimlerinin kazanılmasından sonra, Sarıyer SKM’de CHP Genel Başkan Yardımcısı Seyit Torun beyle karşılaştım. Benim sahadaki çalışmamı duymuş, CHP’ye tekrar üye olmam gerektiğini söyledi. Bende noterden istifa ettiğim için normal üyelik başvurusunda bulunamayacağımı kendisine ilettim. MYK’dan onay gerektiğini ancak bu şekilde üye olabileceğimi belirttim. Kendisi de, “sen müracaatta bulun, genel merkezde konuyu takip edeceğim” dedi. O şekilde MYK’dan üyeliğim geçti, CHP Genel Başkanı Sayın Kılıçdaroğlu’nun imzası ile tekrar CHP üyesi oldum.

Murat Aydın’ı nasıl değerlendiriyorsunuz?

Beykoz’da mülkiyet ve imar başta olmak üzere çok büyük sorunlar var. Halk burada Sayın Murat Aydın’a değil Cumhurbaşkanına teveccüh etti.  Sorunların çözümleriyle ilgili büyük bir beklenti oluştu. Sonuç olarak beklentinin karşılanmadığını düşünüyorum. Ayrıca bu durum iktidar partisinin Beykoz’daki kadrolarının, Sayın Erdoğan nezdinde Belediye Başkanlığı yapabilecek liyakatte kimsenin olmadığını göstermektedir. Yerel kadrolar yetersiz görülmüş ki adeta Zeytinburnu’ndan Belediye Başkanı İthal edildi. 

CHP’yi Beykoz’da nasıl görüyorsunuz?

Sayın Kılıçdaroğlu’nun gösterdiği yaklaşım örnek alınmalı. Bireysel hırslardan uzaklaşılıp, toplumsal refah ve huzur için mücadele verilmeli. Bu bizim Beykoz halkına karşı sorumluluğumuzdur. CHP’yi büyütmemiz lazım, CHP’nin üye bazın dada büyümesi şart. Ayrıştırıcı dil yerine bütünleştirici olmalıyız. Mahallelerde etkin çalışmalar yürütmeliyiz. İktidarın genel ve yereldeki olumsuz uygulamalarına daha sert tepkiler koyulması gerekiyor. Tünelden önceki son çıkış olan bir seçime gidiyoruz. Belki de Cumhuriyet tarihimizin en önemli seçimini yaşayacağız. Şayet bu seçimi Cumhur İttifakı kazanırsa belki İlçelerde bir daha Belediye Başkanlığı seçimleri yapılmayacak, şube müdürlüklerine dönüştürülecek.

CHP’yi Beykoz’da yetersiz mi buluyorsunuz?

Genel Başkanımızın birleştirici ve yapıcı siyaseti maalesef Beykoz’da vücut bulmadı. Evet, ben bu endişeyi taşıdığım için bu ifadeleri kullanıyorum. CHP İlçe Başkanlığını aktivitelerde gözlemliyorum. Partimizin aldığı oy oranıyla ters orantılı bir şekilde temsil ediliyor. Toplumsal olaylarda CHP’nin üye sayısına orantılı bir tepki gösterilmiyor. Millet ittifakı ortaklarıyla birlikte hareket edilmiyor. Tokatköy örneğinde olduğu gibi sadece birlikte basın açıklaması yapmak yeterli değildir. Belediye meydanında bir miting tertip edilebilirdi. Maalesef pasif kalındı. Muhalefetin öncü, birleştirici, uzlaştırıcı gücü başta CHP Beykoz İlçe Başkanının görevidir. Bu sorumluluk duygusuyla hareket edilmelidir. Hümanist ve olgun bir yapıya sahip olunmalıdır. Sayın Genel Başkanımız Kemal Kılıçdaroğlu’nun ortaya koyduğu samimiyeti ve özveriyi, helalleşme ve kucaklaşmayı maalesef İlçe Başkanımız ve yönetiminde göremiyoruz. Beykoz İlçesinde iktidar partisinin 40 bin üyesi var. CHP’nin 6 bin civarında, Aradaki bu büyük farkın kapatılması için seferberlik ilan edilmesi lazım.

Millet İttifakı’na bakışınız nedir?

Millet ittifakı çok kıymetlidir. Çok önemlidir. Güç birliğini etkili bir şekilde yansıtmak gerekmektedir. CHP’nin başlattığı “bir” olma mücadelesini İlçe bazın dada sorumluluk alarak genel siyasete katkı koymak zorundayız. Kişisel hiç bir hırs ve ego yapmadan 2023 seçimlerine amasız, fakatsız, büyük bir sinerji ve motivasyon ile çalıştığımızda kazanılacak zafer kaçınılmazdır.

İBB’nin çalışmalarını ve Ekrem İmamoğlu’nun nasıl değerlendiriyorsunuz?

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu büyük bir toplumsal mutabakat ile seçildi. Herkesi kucaklayan anlayışla seçimi kazandı. Bundan sonraki süreci ve İBB’deki yapılanmaları inceldiğimizde CHP ve ittifak bileşenlerinin tabanlarını oluşturan kadrolarına çok görev verilmediğini görüyoruz. Bu bir eksiklik mi? Bakış açınıza göre değişir. Bu süreçte buna neden olan konuları irdelemek lazım. Bunlardan biri şu, Sayın İmamoğlu ve Sayın Mansur Yavaş, anketçiler ve basın tarafından devamlı Cumhurbaşkanı adayı olarak lanse edildiler. Buda mevcut sistemdeki çalışan kadrolarda değişikliğin önüne geçti. Bu yaklaşım beklentileri karşılamadı. Cumhurbaşkanlığı ve Milletvekili seçimi sonrası, yaklaşan yerel seçimlerde CHP ve ittifak bileşenlerinin liyakatli kadrolarına görev verilmesi, yetişkin kadro oluşmasını sağlar. Seçimlerde motivasyonu arttırır. Moralleri düzeltir. Bu uygulanırsa oy veren insanların morali düzeltir. Herkesi kucaklamak olumlu bir davranış ama her koşulda CHP için mücadele vermiş insanların haklarını gözetmek daha adaletli olur.

İBB meclisinde AKP’nin meclis çoğunluğu var. Bu nedenle; Sayın İmamoğlu meclisten her konuyu geçiremiyor. Cumhurbaşkanının söylediği gibi “topal ördek” konumunda hizmet vermeye çalışıyor. Bende 1999 da Beykoz Belediye Başkanlığım esnasında 13 meclis üyesiyle azınlıktaydım. Bunun ne kadar zor bir durum olduğunu bizatihi yaşamış bir insanım. Çözüm nedir derseniz? Toplumu 1. Dereceden ilgilendiren konuları sosyal medya ve basından daha fazla paylaşmak. Bu kısmen yapılıyor ama yeterli görmüyorum. Sıkıntılar parti teşkilatıyla koordineli bir şekilde paylaşılmalı ki örgütün gücüyle halk nezdinde kamuoyu oluşturulmalı. Kısacası; Belediyenin parti teşkilatıyla senkronizasyonunun güçlü olması lazım. 

Kılıçdaroğlu’nun adaylığını destekliyor musunuz?

Sayın Genel Başkanımız millet ittifakının mimarıdır. Gerçekten çok zor bir iş başardı. İYİ partiye yapılan milletvekili desteği sonrasında Sayın Meral Akşener ile güçlü bir birliktelik sergiledi. Büyük bir ortak akıl yürüterek 6’lı masanın oluşmasını sağladı. Hayatına kastedildi, linç edilmek istendi ama yılmadı. Hak, hukuk ve adalet haykırışlarına devam etti. İnsan hak ve hürriyetlerini, milli dayanışmayı, sosyal adalet, kişinin ve toplumun huzur ve refahını gerçekleştirmeyi ve teminat altına almayı mümkün kılacak, demokratik hukuk devletini kurmak için, güçlendirilmiş parlamenter sisteme dönme hedefiyle mücadele ediyor. Bu mücadeleyi takdir ediyorum ve adaylığını tüm kalbimle destekliyorum.

HDP ile iş birliğine yönelik düşünceleriniz nelerdir?

Kritik seçim sürecine girerken mecliste ve toplumsal yaşamda temsil hakkı olan tüm partilerin fikrinin alınması önemlidir. Her fırsatta dillendirdiğim şeyi tekrar ediyorum. Herkes bu seçimde daha adil, daha özgür ve daha mutlu bir ülke için var gücüyle çalışmalıdır. Ötekileştirmeden, kişisel hak ve özgürlüklere saygı göstererek bunu başaracağımıza inanıyorum.

Önümüzdeki yerel seçimlerde aday olmayı düşünüyor musunuz?

Kader bey; az öncede ifade ettiğim gibi, 2023 seçimleri ülkemizin 2. Yüzyılı için tarihi bir önem taşımaktadır. Cumhur ittifakının kazanması durumunda 2024 yerel seçimlerinin olmaması ihtimalinden bahsediyorum. Böylesi bir durumda benim adaylığımın konuşulmasını anlamlı bulmuyorum. CHP’nin bir üyesi olarak, 2023 genel seçimlerinde, CHP’nin başarısı için üzerime düşen sorumluluğu yerine getirmekle vazifeli olduğuma inanıyorum. Partim bana bu vazife çerçevesinde nasıl bir görev verirse versin, sorumluluktan kaçmadan, ter dökmeye hazırım. Geçmişte Belediye Başkanı olduğum dönemde kazanamayacağımı bile bile sırf CHP’nin oylarının bir nebze artmasına vesile olabilmek adına Belediye Başkan adayı olmuş bir kişiyim. 2023 seçimlerinde de hiçbir hesap yapmadan Sayın Genel Başkanım Kılıçdaroğlu’nun Cumhurbaşkanı olması için Beykoz halkından kapı kapı dolaşarak oy isteyeceğim. CHP’nin bir neferi olarak Beykoz’un tüm sokaklarını arşınlayacağım.

Son olarak ne söylemek istersiniz?

Hayat pahalılığı, kapanan iş yerleri ve üretim noktalarının getirdiği işsizlik, vatandaşı yoksullaştıran tabana yayılmayan bir büyüme modeli, bunun getirdiği sonuçla bozulan gelir dağılımı ve yapısal ekonomik sorunlarla boğuşan halk kitlesi, 1994 yılından bu yana TL’nin alım gücü en düşük seviyede. Üstüne Suriyeli sığınmacılar başta olmak üzere dünyanın 100’den fazla ülkesinden göç alan bir ülke. TC anayasasını bilmeyen, Türkçe konuşamayan fakat vatandaşlık alıp bizim yaşamımıza vereceği oyla müdahale edebilecek ithal seçmenler. Kendini 2. Sınıf vatandaş gibi gören Türkiye Cumhuriyeti’nin öz vatandaşı. Emeklimiz açlık sınırının altında yaşam mücadelesi veriyor. Gençlerin gelecek umutları olmadığı için imkânı olanın kaçmak istediği bir ülke. Küçük esnaf, çiftçiler ve işsizler çaresizlik içinde çözüm bekliyorlar. Daha birçok sıkıntı sıralayabiliriz.

Ülkemizin refah düzeyini arttırarak mutlu ve huzur içinde insanca yaşamayı tekrar sağlamamız gerekmektedir. Az önce ifade ettiklerim tüm yurttaşlarımızın ortak sorunu, birlikte hareket etmeliyiz. Başaracağımızdan eminim.

Dost Beykoz / Özel Röportaj - Kader Gür

Sendika siyaset ilişkilerinin mağdur işçileri
Önceki Sendika siyaset ilişkilerinin mağdur işçileri
Fazıl Say da Beykoz Adliyesinde boşandı
Sonraki Fazıl Say da Beykoz Adliyesinde boşandı
Yorumlar (0 Yorum)

Bu içeriğe yorum yapılmadı, yorum yapmak ister misin?

Yorum Yaz