Röportajlar

Akif Hamza Çebi: ‘Beykoz bana enerji veriyor!’

Akif Hamza Çebi: ‘Beykoz bana enerji veriyor!’
2014.11.18 00:00
| | |
16406

Foto galeri

Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkanvekili Akif Hamzaçebi, Ankara’daki Meclis odasında Dost Beykoz’u kabul etti. Dost Beykoz Başyazarı Kader Gür’ün sorularını yanıtlayan Akif Hamza Çebi, yerel ve genel konularda önemli açıklamalar yaptı.

Beykoz’un kendisi için son derece önemli olduğunun altını çizen CHP İstanbul Milletvekili Akif Hamzaçebi, “Beykoz'u ve Beykozluları çok seviyorum. Yüreğim onlarla beraber. Kalbim onlarla beraber atıyor. Ben Akif Hamzaçebi olarak Beykoz'un emrindeyim!” şeklinde konuştu.

  • Cumhurbaşkanlığı seçimleri hakkında ne düşünüyor?
  • Seçim sonrası CHP’deki Olağanüstü Kurultay’ı nasıl değerlendiriyor?
  • CHP’den ayrılıp yeni bir parti kuran Emine Ülker Tarhan için ne diyor?
  • CHP’nin Yerel Seçimlerde Beykoz’daki performansından şikâyetçi mi?
  • Hızır Yılmaz ve Şevket Arıkan hakkında ne biliyor, ne söylüyor?

CHP’nin 30 Mart Yerel Seçimleri öncesinde Beykoz’da en çok görülen isimlerinden olan Akif Hamza Çebi, Dost Beykoz’a çok konuşulacak açıklamalar yaptı. CHP’deki değişimden Beykoz’daki CHP’nin bugünkü durumuna kadar pek çok konunun masaya yatırıldığı röportajda Kader Gür sordu, CHP İstanbul Milletvekili Akif Hamza Çebi yanıt verdi.

İşte o röportajın tam metni ve Akif Hamza Çebi’nin açıklamaları:

Cumhurbaşkanlığı adayı doğru bir aday mıydı?

2014 yılında yaşadığımız Cumhurbaşkanlığı seçimlerini Türkiye ilk kez yaptı. İlk kez bir Cumhurbaşkanı halk tarafından seçildi. Türkiye'deki tüm siyasi partiler bu seçimi ilk kez tecrübe etti. Elbette her siyasi parti her seçime iddialı girer, kazanmak için girer. Hiçbir siyasi parti başarısızlığı gündemine almaz. Cumhuriyet Halk Partisi olarak biz de Cumhurbaşkanı seçimlerinde toplumun benimseyeceği bir aday tarafından bizim de uygun gördüğümüz bir aday tarafından kazanılması olarak gördük ancak sonuçta seçim vatandaşımız tercihini Sayın Tayyip Erdoğan'dan yana yaptı ve Sayın Erdoğan, Cumhurbaşkanı seçildi. Bunun adı seçim. Seçimde kazanmak da vardır, kaybetmek de vardır.

Adayımızın son derece olumlu özellikleri vardı. Sayın Ekmeleddin İhsanoğlu, son derece iyi bir özgeçmişi olan, çalışma hayatı başarılarla dolu olan, halkımızın ortak düşüncesi, ortak değerlerini benimsemiş olan ve toplum tarafından da benimseneceğini düşündüğümüz bir adaydı. Ancak almış olduğu oy Cumhurbaşkanı seçilmek için yeterli olmadı. Dolayısıyla Sayın İhsanoğlu başarılı olamadı. Bunu bir genel seçim ya da yerel seçim olarak almamak lazım. Yani Sayın İhsanoğlu Cumhuriyet Halk Partili bir aday değildir veya Milliyetçi Hareket Partili bir aday değildir. İki siyasi partinin başlatmış olduğu çalışma sonucunda parlamentoda olmayan ama Türkiye'nin siyasetinde yer almış olan birçok merkez sağ ve soldaki partinin mutabakatı sonucunda aday gösterilmiştir. Çok geniş bir uzlaşının adayıdır.

Bunu o halde CHP'nin bir yenilgisi olarak görmek doğru değil midir sizce?

Hayır, ben öyle görmüyorum. Öyle düşünmemek gerekir. Bu Sayın Tayyip Erdoğan'ın almış olduğu oy için de aynı yorumu yapmak lazım. Bu Cumhurbaşkanlığı seçimidir. Toplum, kim Cumhurbaşkanı olabilir görüşünü iki aday etrafında şekillendirmiştir ve tercihini kullanmıştır. Cumhuriyet Halk Partisi seçime girmiş değildir. Dolayısıyla ben Cumhuriyet Halk Partisi'nin yenilgisi, kaybettiği bir seçim olarak almıyorum bunu. Elbette kazanmak olumludur. Bizim gösterdiğimiz adayın kaybetmiş olması dolayısıyla partiyi tamamen de soyutlamıyorum. Bu da yanlış... Ama bir siyasi partinin kendi adayını ortaya koyduğu, kendi programını ortaya koyduğu bir seçim de değildir. Bunu demek istiyorum.

CHP'de Cumhurbaşkanlığı seçimi sonrası kazan kaynadı ve Olağanüstü Seçime gidildi. Parti'nin Merkez Yönetim Kurulu bu konuda ne düşündü? Sonuçta partide bir çatlak oluştu. Bu konuda neler söylenebilinir?

Cumhuriyet Halk Partisi'ni diğer partilerle bir tutmamak lazım… Bizim geçmişimizde, tarihimizde daima bir muhalif kanat olmuştur. Parti’de daima yönetimin uygulamalarını eleştiren ve bunu her ortamda dile getiren arkadaşlarımız olmuştur. Bu bizim ne kadar demokrat parti olduğumuzu gösterir. Parti içi demokrasinin ne kadar güçlü olduğunu gösterir. Zaman zaman bize şöyle eleştiriler yöneltilir: 'Cumhuriyet Halk Partisi'nde her kafadan bir ses çıkıyor. Herkes konuşuyor' gibi... Bu aslında kötü bir şey değildir. Bizim partimizde arkadaşlar fikirlerini çekinmeden söylerler. Genel Başkanı dâhil; eleştirirler. Ancak iş seçime geldiği zaman bütün arkadaşlarımız Genel Başkan altında kenetlenir, seçime gider ve mücadelesini verirler.

Yerel seçimler sonrasında bir Cumhurbaşkanlığı seçimi yaşadık ve bu seçimlerden sonra partiden eleştiri seslerinin çıkması son derece doğaldır. Yönetimi ve Genel Başkanımızı başarısız bulan arkadaşlarımızın görüşlerini ifade etmesi son derece doğaldır. Bu çerçevede bir Olağanüstü Kurultay toplandı. Olağanüstü toplantıda da Sayın Kılıçdaroğlu yeniden güven tazeledi. Sayın Kılıçdaroğlu ile Cumhuriyet Halk Partisi, çok doğru bir istikamete yönelmiştir. Partide çok önemli değişimler gerçekleşmiştir. Bunun sonuçlarını da görüyoruz. Örneğin daha önce partimiz yüzde 19-20 oy tabanındayken, şimdi yüzde 28'lere gelmişizdir. Elbette yüzde 28'i bir başarı oranı olarak ortaya koymak doğru değil. Bu yüzde 28'lik oran Türkiye'de tek başına iktidar olmaya ya da Yerel Seçimleri kazanmaya yetecek bir oy değildir. Ancak değişimin halkta karşılık bulduğunu gösteren bir orandır. Demek ki istikamet doğrudur ve bizim de bu istikamette çok daha ısrarcı bir şekilde devam etmemiz, kararlı durmamız gerekir. Biz mutlaka başarıya ulaşacağız. Bundan hiç kuşku duymuyorum. Kurultay artık geride kalmıştır ve biz artık önümüzdeki genel seçime bakıyoruz.

Türkiye Genel Seçimleri'nde ortaya çıkan tablo, AK Parti, MHP gibi muhafazakâr partilerin aldıkları oy oranı göz önünde tutulduğunda, halkın büyük bir çoğunluğunun muhafazakâr olduğu gerçeğini doğuruyor. Az önce bahsettiğiniz mutlak başarı için CHP'nin AK Parti ve MHP gibi partilerden oy alması gerekeceğinden, Cumhuriyet Halk Partisi için 'muhafazakârlara göz kırpıyor' denilebilir mi? CHP'deki değişimin ardından bunu söylemek mümkün olabilir mi?

Ben Sayın Kılıçdaroğlu'dan önceki dönemi de olumlu olarak değerlendiriyorum. O dönemde biz kendimizi iyi ifade edemedik. Bu değişimden söz ederken, Kılıçdaroğlu'nun öncesinde bu tür düşüncelerin olmadığını söylemek mümkün değil. Partide o zaman da iktidarı hedefleyen bir tutum vardı ama kendimizi halka ifade etmekte bugünkü kadar başarılı olamamıştık. Bizi iktidara taşıyacak şekilde bir adım atamamıştık. Yoksa o dönemde de Cumhuriyet Halk Partisi iyi şeyler yapmıştır. Bugün için Sayın Kılıçdaroğlu'nun liderliğinde iktidarı hedefliyoruz.

Siyaset bir aritmetik işidir. Parlamentoda çoğunluğu sağlayan siyasi parti ya da partiler Hükümeti kurarlar. Türkiye'nin seçmen yapısı bellidir. Türkiye'de Sosyal Demokrat ve Sol seçmen bellidir. Sağdaki seçmen bellidir. Merkezdeki seçmen bellidir. Sonuçta bu aritmetikte sizi iktidara taşıyacak bir toplamı elde etmek zorundasınız. Eğer 'Benim politikalarım doğru! Bu aldığım oy bana yeter!' derseniz, yapacağınız başka hiçbir şey yoktur, olduğunuz yerde sayarsınız. İktidar olmak istiyorsanız, size oy vermeyen kesimlere hitap edecek programlar, projeler üretmeniz gerekir. Biz de bunu yapıyoruz.

O zaman CHP'nin muhafazakârlara göz kırpması şeklinde bir yorum yapılabilinir, öyle değil mi?

Evet, böyle bir yorum yapılabilir. Türkiye toplumu muhafazakârdır.

Peki, CHP'nin bu tutumunu eleştiren kişiler için nasıl bir yorum yapıyorsunuz? Emine Ülker Tarhan gibi isimler partiden ayrılarak yeni bir parti kurdular biliyorsunuz. Bu konudaki düşüncelerinizi bizimle paylaşır mısınız?

Sayın Emine Ülker Tarhan değerli bir arkadaşımızdır. Birlikte Grup Başkanvekilliği yaptık, milletvekili olarak beraber çalıştık. Çok olumlu özellikleri olan bir arkadaşımızdır. Ben kendisinin partiden ayrılmamasını arzu ederdim. Ama o ayrılma yönünde bir tercihte bulundu. Daha sonra siyasi parti kurduğunu biliyoruz. O konuda söyleyebilecek bir şeyim yok Sayın Tarhan'a... Başarılar dilerim...

Cumhuriyet Halk Partisi'nden bir ayrılışın olacağını düşünmüyoruz. Zira ayrılacağı yönünde haklarında haber çıkan CHP'li arkadaşlarımız da 'Biz Cumhuriyet Halk Partisi'nden ayrılmayacağız ve mücadelemizi burada vereceğiz' açıklamasını yaptılar. Dolayısıyla ben başka bir şey söylemek istemiyorum bu konuda...

Sayın Vekilim, Beykoz'u nasıl biliyorsunuz ve nasıl tanıyorsunuz? Bu konudaki düşüncelerinizi öğrenebilir miyiz?

Beykoz'u çok seviyorum. Beykoz'u ve Beykozluları gerçekten çok seviyorum. İstanbul'da hangi ilçeye en çok gittiniz diye bana sorsanız, vereceğim cevap Beykoz'dur. Beykoz’la kendimi adeta özdeşleştirdim. Bir siyasetçi hiçbir ilçeye ait değildir. Hiçbir ile ait değildir. Bütün Türkiye'ye aittir. Ama sonuçta ilişkiler, çalışmalar ve koşuşturmalar içinde daha çok ısındığınız yerler oluyor ve benim için de Beykoz bunların başında geliyor.

Beykoz çok önemli özellikleri olan bir ilçemiz... Beykoz'da bütün Türkiye'yi bulabilirsiniz. Nüfus yapısı öyledir ve öte yandan köy yaşamı vardır, kent yaşamı vardır, kırsal yaşam vardır... Bir yanda köy evleri bir yanda ise iş merkezleri vardır. Bir yanda bulvarları öte yanda yolu olmayan yerleri vardır. İstanbul'un ortasında Beykoz'da hayvancılık vardır. Tarımla uğraşan vatandaşlarımız vardır. Ben Beykoz'da her şeyi yaşıyorum, her şeyi görebiliyorum. Polonezköy'e gittiğinizde farklı bir yaşam olduğunu görüyorsunuz. Görele’ye gittiğinizde farklı bir yaşam görüyorsunuz. Cumhuriyetköy'e Ali Bahadır'a gittiğinizde keza öyle... Ben Beykoz'un her köyünü çok seviyorum. Hepsinde farklı dostluklarım, farklı arkadaşlıklarım vardır. Yani siyasi çalışmalarım orada dostluklara dönüştü.

Muhtarlarımızla çok güzel ilişkilerimiz var. Bize oy vermiş olabilir, vermemiş olabilir; hiç önemli değil. Ben hepsini çok seviyorum. Köylerimi seviyorum. Bana mail atarlar, telefon ederler; ararlar. Beykoz'a çok emek verdik. 2B sorunuyla ilgili mesela...

2B derken... 30 Mart Yerel Seçimleri'nde sizin Beykoz’la ilgilenmenizin en önemli nedenlerinden birisi de 2B'ydi... Sizin TBMM'de 2B'ler konusunu Cumhuriyet Halk Partisi adına yürüttüğünüzü biliyoruz. Ama buna rağmen yerel seçimlerinde CHP'nin başarısızlığı Beykoz'da büyük tartışma yarattı. Siz Beykoz'daki sonuçları nasıl değerlendiriyorsunuz?

Biz Beykoz'da seçimi almak üzere seçime girdik ve Beykoz'a çok emek verdik. CHP olarak çok iddialı olduğumuz bir ilçeydi Beykoz... Ancak sonuçta Beykozlu farklı bir tercih yaptı. Ben Beykozlu vatandaşlarımızın tercihine saygı duyuyorum. En küçük bir kırgınlığım söz konusu değildir. Biz sadece Beykoz'da daha çok çalışmanın ve Beykozluyla daha çok beraber olmanın sonucunu çıkardık bu seçimlerden... Daha çok çalışacağız... Daha çok gideceğiz... Beykoz'u hiçbir zaman unutmayacağız. Seçimden bizim aldığımız mesaj budur.

Seçim öncesi anket çalışmalarında Beykoz'da Cumhuriyet Halk Partisi'nin önde olduğunu biz Dost Beykoz olarak biliyorduk. Yine seçimden bir ay öncesine kadar AK Parti'nin de durumun farkında olduğunu ve telaşlı olduğunu gördük. Ancak seçim sonuçları anketlerdeki gibi çıkmadı. Sizler bu gerçeklik etrafında Cumhuriyet Halk Partisi’nin Beykoz'da belirlediği adayının doğru olduğunu düşünüyor musunuz?

Bu soruyu iktidar partisine de sormak mümkündür bence... İktidar partisinin Beykoz'daki adayının da doğru olup olmadığı sorulabilirdi. Anket konusuna gelince... Bu konuyu biraz daha açmak gerekiyor.

Şimdi, Beykoz'da biz iddialı konumdaydık. Ancak anketlerde AK Parti de iddialı olma konumunu sürdürüyordu. AK Parti'nin Beykoz oyları, diğer ilçelere kıyasla daha düşük seviyedeydi. AK Parti'nin başarılı olduğu ilçeler düşünüldüğünde Beykoz ilçesi, onlara kıyasla daha düşük bir noktadaydı.

Aslında Beykoz'da şunu yaşadık: Beykoz'daki temel sorun mülkiyet sorunuydu. Beykoz'un mülkiyet sorunlarının en temel unsurlarından birisi de 2B'ydi. Başka unsurlar da vardı ama en ağırlıklı olanı 2B'ydi. 2B'de Hükümet, kanun çıkardıktan sonra üç kere değişikliğe gitti. Her kanundan sonra biz Beykoz'daydık. Bütün mahalleleri gezdik, vatandaşlarla toplantılar yaptık. Muhtarlarla görüştük; onlar bana mail attılar, mektup yazdılar. Onların söylediklerini derledim, Parlamento'ya taşıdım; kanun teklifine dönüştürdüm, önergeye dönüştürdüm. Bizim bu noktada attığımız her adım, o sorunların çözümünün ortamını yarattı. Yoksa bir kanun kısa zamanda 3 kere değişmezdi. Bunların 3'ünü de Hükümet, çok şükür Cumhuriyet Halk Partisi'nin çalışmaları sonucu değiştirdi. Buradan kendimize çok açık şekilde bir pay çıkarıyorduk. Bunları anlatırken AK Partililer yalnızca kendilerinin yaptığı şeklinde halka anlattılar. Oysaki bizim de katkımız vardı ve bu da çok açıktı.

Siz Beykoz'da çok Beyefendi ve sakin bir kişi olarak tanındınız. Söylemleriniz gayet yumuşaktı ve eleştiri yaparken bile üslûbunuza dikkat ettiniz. Siz Genel Başkan Yardımcısı sıfatını taşıyorken böyle davrandınız. Ancak Cumhuriyet Halk Partisi'nin Beykoz adayı söylemleriyle, çıkışlarıyla ilçede sürekli bir gerginlik yarattı. Sizce bu doğru muydu?

Ben adaylarımızın çalışma ya da çalışma yöntemleri konusunda bir değerlendirme yapamam. Her aday, kendine göre bir politika izler. Ancak şunu söylemek gerekir ki, insan, tabiatı itibariyle her zaman olumlu şeylerden hoşlanır. Olumsuzluk vaadinden ya da olumsuz konuşmadan hiç kimse mutlu olmaz. Kendimizden düşünelim... Mesela, yanımızdaki arkadaşımız bize her gün olumsuz bir şey konuşursa, biz bu konuşmadan sıkılırız.

Bizim Beykoz'daki adayımız kendine göre iyi bir çalışma yürüttü. Fakat olmadı. Ben birebir adayımızın tüm çalışmalarında bulunmadım. Ama benim de içinde bulunduğum çalışmalarda gayet güzeldi her şey... Adayımızın konuşmaları da güzeldi... Özel Proje Alanları, bizim yani Cumhuriyet Halk Partisi'nin ısrarları, ısrarlı uygulamaları sonucu Belediye'nin ortaya çıkardığı ve geliştirdiği bir şeydi... Başlangıçta projenin kapsamı çok dardı ama sorun büyüktü. Mecburen Özel Proje Alanı'nın kapsamını genişlettiler. Ben orada ‘Özel Proje Alanı sorunu ötelemektir’ derken, seçim sonuna bırakma niyetine vurgu yaptım. Seçim sonrasına koyuyor oysa bunun seçim öncesinde netleşmesi gerekiyordu. Belediye'nin seçim öncesi tapu dağıtması bizim bu ortaya koyduğumuz tavrın bir sonucudur. Mecbur kaldılar, acele ettiler. 'Seçim öncesi tapu verelim yoksa vatandaş inanmayacak' dediler. Biz hiçbir şey demeseydik belki tapu vermek için de acele etmeyeceklerdi ama ben o zaman doğru politika uygulamamış olacaktım.

Dost Beykoz'da yer alan arşivleri incelediğimizde sizin Çavuşbaşı'nda yapmış olduğunuz bir toplantıda söyledikleriniz dikkatimizi çekti. CHP'nin Beykoz'da çok sık ilçe başkanı değiştirmesiyle ilgili ilginç açıklamalarınız vardı o toplantıda... Şu anda ise yine Beykoz'da buna benzer bir durum yaşanıyor. Bunu nasıl değerlendiriyorsunuz?

Demek ki, dinamik bir yapımız var. Başarılı olamıyor ya da getirdiği projeler örgütün büyük bir kısmı tarafından başarılı bulunmuyor ki, yönetim değişiyor. Değişebilir. Arkadaşlar ihtiyaç duyuyorsa, örgüt ihtiyaç duyuyorsa, yönetim elbette değişebilir. Bu tamamen üye arkadaşlarımızın ve Beykoz'daki örgütümüzün vereceği bir karardır ve o karara da saygı duymak gerekir.

Peki, bunu bir istikrarsızlık olarak değerlendirmek mümkün değil mi?

Hayır, asla... Örgüt başarılı olmak istiyor ve bunun için demokratik hakkını kullanıyor. Ben bir sorun görmüyorum.

Şu an için İlçe Başkanı Şevket Arıkan... Kendisi genel olarak Beyefendi bir tablo çiziyor. Sizin Arıkan ile ilgili düşündükleriniz nelerdir?

Sayın Arıkan CHP'nin Beykoz İlçe Başkanıdır ve eski Belediye Başkanıdır. Seçildiği zaman da ben kendisinin başarılı olmasını arzu etmiştim. Şimdi ise örgüt farklı bir düşünce içerisinde… İlçeyi Kongre'ye götürüyorlar. İnşallah Kongre'den tüm örgütü kucaklayacak, Beykoz'da başarılara imza atacak bir yönetim ortaya çıkar. Bunu arzu ederim. Şevket Arıkan da örgütümüzün emekçilerindendir.

CHP'nin son seçiminde 'çarşaf liste' uygulanmıştı. Bunun da işe yaramadığı mı ortaya çıktı sizce?

Yok, hayır; öyle demeyelim. Sonuçta bu örgütün kararıdır. Seçimin çarşaf mı yoksa blok listeyle mi olacağı örgütün kararıdır. Olur, böyle şeyler bizde… Bir yönetim gelir sonra örgüt içerisinde anlaşmazlıklar olabilir. Hepsi doğaldır. Bunları ben doğal karşılıyorum.

2015 Genel Seçimleri konusunda Akif Hamza Çebi ne düşünüyor? Yeniden Beykozluların karşısına çıkacak mı?

Kesinlikle... Beykoz'da çok bulunacağım... Beykoz'da daha yapacağımız çok şey var. Beykoz'un sorunları henüz çözülmüş değildir. Beykozlunun birincisi olarak mülkiyet ve ikinci olarak da işsizlik sorunu vardır. İkisi temel sorundur.

Zamanında Beykoz'da 3 tane fabrika vardı. Paşabahçe, Şişecam ve Beykoz Kundura Fabrikaları... Bu üç fabrika Beykoz'un ekonomik refahını belirlemiştir. Şimdi ise bu üç fabrika kapandı. Bu üç fabrikanın yarattığı istihdamı yaratacak bir başka iş alanı açılmadı. Böyle bir sorun ve bunun olumsuz etkileri var...

2B sorunlarıyla ilgili dolaşırken vatandaşımız bana şunu diyordu: 'Benim aylık gelirim 800 lira... Ben bununla 2B arazimin bedelini ödeyemem! Nasıl ödeyeceğim?' diyordu. 'Buzdolabı bile alırken satıcı bana 10 taksit yapıyor. Neden 2B'de bana taksit yapılmıyor?' diyordu. 'Ben Beykoz'da doğdum ve Beykoz'da ölmek istiyorum. Beni kimse 2B arazimden sürgün etmesin' diyordu. Poyrazköy'deki balıkçı kardeşlerimiz Avrupa Birliği'nin kotası nedeniyle tutması gereken balığı tutamadıklarını söylüyordu. Poyrazköy, bir yandan mülkiyet sorunu yaşarken, öte yandan da Türkiye genelinde balıkçıların yaşadığı sorunları da beraberinde yaşıyordu. Köylere gittiğimizde insanlarımızın işsiz olduğunu ve gelecekten o kadar da umutlu olmadıklarını görüyorduk. Bu insanımızı hak ettiği güzel günlere kavuşturmamız gerekir. Onun için Beykoz'da daha yapacağımız çok şey var...

O zaman Akif Hamza Çebi'nin 2015 Genel Seçimleri'nde adaylığından söz edebilir miyiz bugünden ve Beykoz’a vermek istediğiniz son bir mesajı da sizden alabilir miyiz?

Elbette… Partimiz organları ve Genel Başkanımız uygun görürlerse adaylığım sırasında Beykoz'da çok zaman geçireceğim. Ben Beykoz'dan enerji alıyorum. Beykoz bana enerji veriyor.

Beykoz'u ve Beykozluları çok seviyorum. Yüreğim onlarla beraber. Kalbim onlarla beraber atıyor. Onların sorunu benim sorunumdur. Onların mutluluğu benim mutluluğumdur. Onların acıları benim de acılarımdır. İnşallah acıları değil güzel ve mutlu günleri hep birlikte yaşarız. Buna inanıyorum. Ben Akif Hamza Çebi olarak Beykoz'un emrindeyim. Bütün vatandaşlarımın emrindeyim ancak Beykozlunun ayrıca emrindeyim. Son olarak da CHP'nin Beykoz Kongresi'nde arkadaşlarımıza başarılar diliyorum. 

Dost Beykoz / Özel Röportaj - Kader Gür

Anahtar Kelimeler: Beykoz Güncel Haberler, CHP, Grup Başkan Vekili, Genel Başkan Yardımcısı, Kader Gür, Röportaj, Ankara, TBMM, Akif Hamzaçebi

1 Yorum
Hasan Tas19.11.2014 20:36:47

Beykoz'da 2B sorunu henuz cozulmemistir. Sadece hasialti edilmistir. Kac kisi arazisini alabildi, kac kisi satip gitmek zorunda kaldi, imar planlari ne olacak bunalrin hepsi hala muamma. Birsonraki secime kadar cozulecegini de sanmiyorum.

Yorum yaz

DOST BEYKOZ

"Beykoz'un Hür Gazetesi"