Aile olmak!

  • 04.01.2020 15:32
  • Okunma: 7565 kez

Nuray AK


Hz. Ömer (radiyallahuanh) halifeliği döneminde iki kardeş, babalarını öldürdüğü gerekçesiyle bir tüccarı tutup kolundan huzura getirirler.

Anlat denir tüccara neden yaptın diye: Ya Ömer ben iki küçük yavrum ve hanımımla ticaret için geldim. İstirahatta iken atım kaçtı, geri dönsün diye bir taş fırlattım, fakat otların arasında bu efendilerin babası yatmakta imiş, taş ona isabet etti ve öldü. Ben böyle olsun istemezdim.

Hz. Ömer adamın oğullarına tekrar sorduğunda davacı olduklarını, kısas istediklerini söyleyince Hz. Ömer tüccara: Suçlusun taşı fırlatmadan bakman gerekirdi.

Bu sebeple had cezası uygulanacak hakkında buyurur. Tüccar ise nolur der, müsaade et Ey Ömer, çocuklarımın haberi yok, çölün ortasında beni beklerler, gideyim onlara 

haber verip döneyim, 3 gün müsaade ver bana. Tabi itiraz eder büyük Ömer, nasıl olur da yollarım seni, nerden bileceğim döneceğini? Tek şartla yollayabilirim, birisi sana kefil olacak, gelmezsen senin yerine idam olacak. Meydanda ses yok, kimse çıkıp demiyor ben kefilim diye. Sonra arkadan bir ses "ben olurum Ya Ömer, bırakın adam gitsin". Ebu Zer El Gifari. Biliyorsun değil mi neye kefil olduğunu? Elbette diyor. Sonra adam dörtnala ata binip gidiyor. İlk gün geçiyor, ikinci gün tüm şehir başlıyor konuşmaya"ya gelmezse", ve üçüncü gün herkes sinirleniyor " neden kefil oldun, gelmiyor işte". Sonra akşam ezanına yakın tüccar çıka geliyor söz verdiği gibi. Herkes şaşkın, herkes anlamakta zorluk çekiyor, hatta Hz. Ömer soruyor" neden döndün be adam, kaçıp gitmiştin neden geldin?"  Ne diyor bu Müslüman tüccar peki? Müslümanlar arasında söz verip de sözünde durulmuyor demesinler diye geldim. Canı umurunda bile değil. İslam zarar görmesin yeter ki. Ölen babanın evlatları söz ister: Ey Ömer biz bu adamı affettik, kısas uygulamayın. Neden, babanızı öldürdü bu adam.

Demesinler ki Müslümanlar arasında merhamet kayboldu. Suphanallah. Peki, Ey Ebu Zer, tanımadığın bu adama sen neden kefil oldun? Demesinler ki Müslümanlar arasında güven, itimat kayboldu. Elhamdülillah. Nasıl bir vakadır ki bu, bugün bize kaybettiğimiz yolumuzu gösterecek büyüklükte.

Özde veya sözde olmak her ne olduk ise. Özde Müslüman, sözde Müslüman, etiket Müslüman, hakikat Müslüman! Hangisiyiz? Kokuşmuş Müslüman mı, canından geçip aman ha Rabbimin emanet ettiği güzel dinime halel gelmesin diye çırpınan Müslüman mı?

Farkındayız değil mi mankurtlaştığımızın, sessiz sedasız ayarlarımızla hatta DNA'mız ile oynadıklarının, ellerinde en büyük küresel silah olan paketli, gdo katkılı gıdalarla? Eşcinsellik ne ya, %4'ten %8'lere çıkmış vatanımızda. Bir ayda 40'a yakın kadın öldürülüyor eski sevgilisi, eski kocası vs.liyle, vahşice. En çok çocuklara tecavüz, taciz ediliyor hem de en çok dayı-emmi tarafından. Engelli yavrular şiddet, darp oluyor en güvenilir yer olan sözüm ona okullarda. Hayvanlar işkenceyle öldürülüyor besleyip, şefkatle sevmek yerine. 

Psikoloji kökenli bu vahşetler, evveliyatında patolojik olarak başlamazsa bu aşamaya bu hızla gelemezdik. Hızlıca, bir elden, virüs yayar gibi hormonlar oynuyor yerinden, fıtri olarak bahşedilen karakter çöküyor, Rabbimizin düşünmek üzere yaratıp emaneten verdiği irademiz sadece kahpeliği planlıyor. Fakat sayı tövbe estağfurullah neredeyse nüfusun yüzde 30'una dayandı sapkınlık oranı. Neler oluyor bize? Adamlar Oktar Babuna'ya ilik bağışı topluyoruz deyip dna'mızı çözmüş, sağa sola çöp diye attığımız özel vücut atıklarımızı toplayıp yine aynı amaca denek yapmışlar, içine mutant hücreler koymuşlar, 2 sarmalı olan dna yapımızı 12 sarmala çıkarmışlar. Buradan dönüş yok, artık insan geni eski haline asla benzeyemeyecek. Günümüzde kullanılagelen bir takım aşılar, insülin ilaçları, bol kimyasallı deterjanlar, kokular, paket gıdalar... Hadi geçmiş olsun, gelsin sapık, hırsız, arsız, lgbt, katil ve bilmem ne bela bir nesil. Rabbim kurtar bizi. Mevla uyarılarını Kur'an-ı Kerim ile bizlere gönderiyor; klonlayacaklar, yaratmaya ve değiştirmeye uğraşacaklar buyuruyor. Nitekim laboratuarlarda da yapıldı, gizli yöntemlerle usul usul bizlere de yapıyorlar mutantlığı. Sorsanız araştırıp size yapay organlar yapacağız, genetik hastalıklarınızı düzelteceğiz derler, yutarız mı tabi yutarız, zaten yuttuk. Hapı! Böylelikle Allah inancı kalmayan, sapkınlıktan utanmayan, tek tip, uzaktan kontrol edilebilen, üreyemeyen, eşcinsel eğilimli.

Ne olacak, kurtulabilecek miyiz bu kısır döngüden? Yoksa bir asır sonra fıtrata uygun Müslüman kalmayacak mı hafazanallah? Rabbimden dileğim-duam: Biz müminler temiz yiyip içsek, eloğlunun çöpüne bile tenezzül etmesek, büyükannelerimizin öğretileri ile sade yaşamlar sürebilsek, göze gösterişlinin aslında zehir olduğunu idrak edebilsek, neslimizi ve nefsimizi koruyabilsek tüm yabancı, zehir-zemberekten, almasak içimize içimizden olmayanı... Lütfen Allah'ım bize basiret, onur, çalışma azmi nasip et. Her sabah haber sayfalarındaki korkunçluklarla kalbimizi terörize ederek korku deryasına bulamaya çalışanlara müsaade buyurma. Âmin.

Aileye gelirsem... Anam-babam, kardeşim, eşim, evlatlarım. Onlar can-ciğer, vazgeçilmez olanlar. Fakat gördüm ki yabancılaşma aile kurumunu da alaşağı etmiş, gözlemledim ki aile diye başlayanlar aslında aldatanlar olmuşlar. Muhafaza uyur Mevla’m.

Bu defa şu geldi aklıma; biyolojik veya hukuki ağ olmadan da aile olmak var mı? Bence var. Aynı gayenin yarenleri olan herkes ailedir. Aynı yaranın yaralıları ailedir. Aynı zalimin mazlumları ailedir. Aynı derdin dertlileri ailedir. Aynı aşkın aşıkları ailedir. Aynı umudun umutluları ailedir. Aynı hayalin hayalcileri de ailedir. Beden ayrı, kalp bir atar o ailede. Tek yürekle yüzyıllarca yaşar bu aileler. Ne gerekiyorsa yaparlar ailenin devamı, hayalin gerçekleşmesi, umudun yeşermesi için. Allah nurunu tamamlayacak dendiği için bu aile daim olacak, bilirler. Tıpkı Ebu Zer Gifari ve kefil olduğu tüccar gibi.

Aileyiz dostlar, bizim bizden başka ailemiz yok. Ele karışan yele karışır, unutmayalım. Hep birlikte hareket edersek ailemiz kurtulur, neslimiz kurtulur, dinimiz atılan iftiralardan kurtulur. Yeter ki unutmayalım can, kan, vatan kardeşliğimizi. Ve artık lütfen kıpırdayalım:

* Yavrularımız pedofili ile intihara koşmasın

* Kadınlar istemedikleri erkeğin katliyle ölmesin

*Karşı cins dururken gençler cinsdaşlarına algi duymasın

*Engelliler için ne yapalım diye bir soruya ihtiyaç kalmasın

*Doğu Türkistan, Suriye ve dünyanın birçok coğrafyasında sırf Müslüman olduğu için kardeşlerimizin evi-ocağı tarumar edilmesin, derileri yüzülmesin, nesilleri kurutulmasın. Onlar için ama aslında aile bağlarımız için kıpırdayalım, en azından dualarımızda.

Baki Huda’ya emanet olunuz dostlar...

 

DOSTUM BEN BU DÜNYAYA ALIŞAMADIM

Bir bilsen neler gördüm yıllar boyunca

Yaşadım âşık oldum sevdim çılgınca
Ayrılık ölüm gibi girdi araya
Dostum ben bu dünyaya alışamadım

Vefalı dostlar gördüm kardeşten öte
Verilmiş sözler duydum yeminden öte
Nasıl da unutuldu günün birinde
Dostum ben bu dünyaya alışamadım

Kış kıyamet içinde geçti yıllarım
Talihimle bir türlü barışamadım
Gün geldi en yakınım yabancı oldu
Dostum ben bu dünyaya alışamadım

Binlerce insan gördüm kan ter içinde
Hünerli eller gördüm ekmek peşinde
Her biri dayanılmaz dertler içinde
Dostum ben bu dünyaya alışamadım

Çiğdem TALU

Anahtar Kelimeler:

Yorumlar (0 Yorum)

Bu içeriğe yorum yapılmadı, yorum yapmak ister misin?

Yorum Yaz
Yazarın Yazıları