Afganistan

  • 29.08.2021 20:25
  • Okunma: 913 kez

Recep ÖNCEL


Hiç unutmuyorum, 24 Aralık 1979 tarihinde karlı bir günde Sovyetler Birliği Afganistan’a girmişti.

Televizyonlarda,  işgale karşı direnen ve tankların altında ezilen Müslümanların görüntülerini izlemiş ve çok üzülmüştük.

Bu zulüm 10 yıl sürdü ve 15 Şubat 1989’da Rusya, Afganistan’dan çekildi.

Afganistan savaşı adeta Sovyet sisteminin çökmesine sebep oldu.

Afgan mücahitleri yiğitçe savaştılar. Sovyetler pes etmek zorunda kaldı, mücahitler binlerce şehit verdiler ama sonunda mücadeleyi kazandılar.

Afganistan Amerika savaşı ise 7 Ekim 2001 tarihinde başladı.

ABD, 11 Eylül’ ü bahane ederek Afganistan’a savaş açtı.

Bu savaş neredeyse 20 yıl sürdü.

Son durumda, Taliban ABD ile yapılan anlaşmalar nihayetinde başkent Kabil’e girdi.

ABD baştan çok iddialı olmasına rağmen bir zafer kazanamadı.

Ekonomisine gelen yükler ve askeri başarısızlıklar sonucunda Afganistan’dan çekilmek zorunda kaldı.

ABD Başkanı Biden; ‘Amerika’nın Afganistan’da ki askeri varlığını sona erdirmek doğru bir karardı’ diyerek olay hakkında açıklama yaptı.

Ama Amerika Afganistan’ı terk ederken arkasında bir kargaşa bıraktı.

Bu durum ABD için önemi değildir.

Çünkü Amerika demek zaten problem demektir.

İlginçtir ve bütün Dünyada ki Amerikan işbirlikçilerine ibret olması gerekir ki tahliye sırasında Kabil havaalanında daha önce Amerika’yla iş tutmuş Afganlıları yüz üstü bıraktı.

Gene bu tahliyeler esnasında, klasik emperyalist bakış açısısın bir sonucu olarak; köpeklere özen gösterdi ama insanlara saygı göstermedi.

İşte batı budur!

Afganistan Orta Asya’nın güneyinde bulunmaktadır.

Coğrafi olarak zor bir ülkedir. Yüz ölçümü 652.000 km2, nüfusu 38 milyon kişidir.

Yönetim şekli;  İslam Cumhuriyetidir.

Ülkede; yaklaşık 1 trilyon dolar değerinde, demir, bakır,  altın ve lityum rezervleri yer almaktadır.

İşte bu kaynaklar, başkalarının iştahını kabartmaktadır.

Günümüzde ise Çin Afganistan’daki bu kaynaklara sahip olmak için gayret göstermektedir.

Çin bu bölgede var olmak için hamleler yapmaktadır.

Şimdi üzülerek ifade edelim ki,  Afgan guruplar kendi aralarında savaşıyorlar ve durum bir iç savaş neticesine gidiyor.

Türkiye bu durumda akıllı bir politika izlemek zorundadır.

Amerikan ordusunun çekilmesi sonucunda, ortaya çıkan önemli sorunlardan biri de göç meselesidir.

Türkiye’de son altı ayda 450.000 kişiden fazla kaçak Afgan göçmen yakalandı.

Ülkemizde 500.000 kişi civarı Afgan nüfus olduğu tahmin ediliyor.

Artarak devam eden göçmen meselesi, bizim için önemli bir problemdir.

Dışarda, İran bu işi körüklemektedir. Türkiye’yi sıkıntıya sokmaya uğraşmaktadır.

Türkiye’nin devlet aklı bu işi yönetmeye yetecek noktadadır.

Türkiye; Libya, Mavi vatan, Kıbrıs, Azerbaycan, Suriye, Irak, PKK,  PYD politikalarını başarıyla yönetmiştir.

Afganistan meselesinde de stratejik davranmak gerekmektedir.

Bu iş için hem insanı açıdan,   hem de siyasi, sosyal ve güvenlik açılarından, değerlendirilme yapılmalıdır.

Bizim Afganistan’da 2002 yılından beri askerimiz bulunmakta ve Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi kararlarına göre görev yapmaktadır.

Türk askeri, halka şefkat göstermektedir.

Bu durumla ilgili olarak Cumhurbaşkanımız, ‘şartların oluşması halinde Türkiye Kabil hava alanını korumaya devam edecek’ dedi. 

Türkiye, Taliban’la görüşerek ve Afganistan’da denge kurarak orada varlığını sürdürmeye çalışmalıdır.

Türk askerinin Afganistan’da kalması, tarihsel bir zorunluluk olarak ortaya çıkmıştır.

Anadolu’yu savunmak sadece sınırlarımızdan olmuyor.

Farkı coğrafyalarda bulunmak,  gerekiyor.

Muhalefet her zaman olduğu gibi olayı abartmakta, bu şekilde politika yapmakta, sadece karşı çıkmakta, çözüm yolu önermemektedir.

Maalesef bazı basın kuruluşları ve basın mensupları yaptıkları yayınlarda ve yazdıkları yazılarda Afganistan’da ki kaostan sonra meydana gelen durumu dahi, ‘İslam’ a ve Müslümanlara saldırmak’ için kullanmaktadırlar.

Taliban geldi, şeriat geliyor! Gibi bilgiden, İslam’ı kültürden ve entelektüel birikimden uzak bir şekilde yaygara yapmakta, ‘Taliban kadınları kırbaçlıyor ‘diye, tantana etmektedirler.

Biz iyice araştırmak ve hakikatin ne olduğunu öğrenmek taraftarıyız.

Bir yanlış varsa onun da karşısında oluruz.

Ancak sanki Dünya’nın hiç bir yerinde problem yok gibi, o çok övdükleri Batı kültürü sonucunda kadınlar uyuşturucu içki ve fuhuş tuzağına düşürülüp adeta mal gibi satılmıyor, batakhanelerde zulüm görmüyor, genelev patronları vergi rekortmeni olmuyor gibi davranmakta, yalan söylemekte, kin kusmakta ve din düşmanlığı, yapmaktadırlar.

Akıllı olmak lazım!

Vatansever olmak lazım!

Ülkemizin hayrına neler yapılabilir ve nasıl bir politika izlenmelidir diye, iyi analiz etmek lazım.

Hâlbuki Türkiye’nin âli menfaatleri; uluslararası arenada varlık göstermeyi, güçlü olmayı, söz sahibi olmayı gerektiriyor.

Temennimiz; bir an önce Afganistan’da barış ve huzur sağlansın.

Ve Türkiye Dünya’da hak ettiği ağırlığa ve etkinliğe sahip olsun.

Çünkü Afganistan örneğinde görüldüğü gibi Rusya, Amerika ve Çin, hep emperyalist amaçlar için bu ülkede bulunmak istediler.

Ama biz kardeşlik barış için, Afganistan’dayız.

Biz farklıyız!

Bu nedenle, Türkiye güçlü olmak zorundadır.

Ve Dünya’da ki mazlumların Türkiye’ye ihtiyacı vardır.

 

 

Anahtar Kelimeler:

Yazarın Yazıları