91 Saat sonra Ayda Mucizesi ve ALLAHÜ EKBER olayı

  • 08.11.2020 20:17
  • Okunma: 1601 kez

Dile kolay! 3 Yaşında bir kız çocuğunun, soğuk beton yığınları arasından, 4 gün 3 gece, yani tam 91 saat sonra, aç, susuz, tek başına kaldığı halde, sanki birkaç saat önce yattığı sıcacık yatağından kalkarcasına, sağlıklı, şuurlu, konuşarak ve tatlı tebessümlerle çıkarılması, bir mucize değil de nedir?

Böylesine olağan üstü bir olayı yaşatan Yüce Rabbimize karşı, şükür secdeleri yapmak adına, o ortama uygun bir şekilde “Allah’ım, sen en büyüksün” anlamına gelen, “ALLÂHÜ EKBER” diye şükretmekten daha normal, daha asil ne olabilir ki?..

Gelin görün ki; bu İzmir depremi bile bazı gafillerin aklını başına getirememiş.

Bu şükür tekbirlerinden bile çok rahatsız olduklarını, câhilce tepkilerle dile getiriyorlar. Aynen kopyalayarak arz ediyorum ki, yanlış anlaşılmasın: 

Zafer Arapkirli:> BU NE AYMAZLIKTIR? 3 yaşındaki bebeği kurtarmışsınız, 91 saat sonra. Kulağının dibinde 15-20 tane adam avazı çıktığı kadar "Allahüekber" (İHH görevlileri) diye bağırıyor, çığlıklar, bağırışlar naralar, alkışlar, haykırışlar...

Grs Yzn:> Hm hm, tıpkı Arabistan işte…

Çgr Grlr:> Allahü ekber diye bağırmaktan ne zaman vazgeçecek bizim insanımız?

İ. Andre Carlos:> Çocuğu kesiyorlar sandım. Tekbir ne yâ?

Mu. Güllük:> Çıkarılan Ayda Bebeğin başında savaşa gidermiş gibi tekbir getiren bu tipler kim? Bu neyin kafası? *1.

Kovac:> Çocuğu İhh’ciler kurtarmış, tekbir getiriyorlar. Ellerim titriyor!.. **2.

Sadece birkaçını arz ettiğim tepkilerin çoğunluğu, isim yerine sembol kullanmış. Demek ki yaptıklarının normal bir davranış olmadığını da biliyorlar.

Bu câhilce tepkilere karşı da birçok tepkiler gözlendi. Ben sadece bir-ikisini arz edeceğim:

Üsküdar Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Deniz Ülke Arıboğan; “Halkı büyük çoğunlukla Müslüman olan bir ülkenin bazı vatandaşlarının ‘Allahu Ekber’ ifadesinden rahatsız olması, zır câhillikle açıklanabilir. Halkınızı tanıyın... 91 saat sonra yer altından minicik kız çocuğu sağlam çıkınca, elbette “Allah büyük” diye bağırılır.” ..diye tepki gösterdi. ***3.

TC. Sağlık Bakanı Sn. Fahrettin Koca da bu olayı gayet normal karşıladı ki; “Kahramanlar, Ayda bebeği Allahu Ekber diyerek kurtardı!” diyerek tebrik etti.

Aslında önemli olan şu:

Yukarıdaki bu tür aykırı tepkiler, bizlere ne anlatıyor?

CEVAP:

  1. 6,6 Şiddetindeki deprem, hâlâ bazılarının aklını başına getirememiş. İbret alıp kendimize gelerek tövbe ve istiğfar etmek yerine, elleri titreyerek ve nefretlerle tepki gösteriyorlar. En normal ve Allah’a cc şükür yerine geçen davranışları, AYMAZLIK zannediyorlar. Yani, galiba daha şiddetlisine ihtiyaç veya dâvet var!..
  2. Bu kişiler de (şayet özel sipariş ve ithal değillerse) bizim içimizden çıktığına göre “TC olarak bizler ne hatalar yaptık ki, aramızdan böyleleri de çıkıyor” diye hem kendimizi, hem de eğitim sistemini ciddi sorgulamamız gereğini hatırlatıyor.
  3. Diyanet İşleri Başkanlığı ve diğer Dînî guruplar, ellerinde böylesine çok imkânlar olduğu halde, HAK dînimizin ‘îman ve Kader prensiplerini’ anlatmakta, acaba niçin başarılı değiller? Diye düşündürüyor. Oysa; akıl, mantık, vicdan, teknolojik cihazlar, camiler ve sınırsız meskenler sizden yana değil mi?.. Bu netice niye? Ünlü bir sosyalist; “camileri bize 6 aylığına verin, ülkenin tümünü komünist yaparız” dememiş miydi?.. Bu imkânlar altı ay değil, yarım asra yakın elinizde değil mi?.. Daha dün; Ünlü bilim adamlarının, Dumlupınar Üniversitesindeki 4. Yaratılış Sempozyumunda, en muhtaç olunan işte bu konular işleniyordu. Buna bile sahip çıkmadınız!.. Acaba bu vurdumduymazlık niye?!..

Bu itibarla; karanlığa kızmak yerine, her birimiz imkân nispetinde ışık yakmak zorundayız. Depremlerden ve diğer musibetlerden daha etkili olması gereken, Rabbimizin KELÂM sıfatından gelen İlâhî îkazlara (Kur’âna), daha çok dikkat etmek zorundayız. Yoksa bizlere Kur’ânda öğretilen; “İçimizdeki beyinsizler yüzünden, bizi de helâk eder misin Allah’ım” ayetinin şümulüne girmiş oluruz.

Nitekim tarihte; birtakım günahkârlar yüzünden kavimler helâk edilirken, içlerinde kendi halinde yaşayıp, halkı uyarmayan meşhur âbidlerin ve âlimlerin de helâk olduğuna çokça şahit olunmuştur. Güzel ülkemizin ve bizlerin de daha büyük belâ ve musibetlere dûçâr olmamamız adına, açık sözlülükle hatırlatmak istedim. Vesselâm.

 

Anahtar Kelimeler:

Yazarın Yazıları