3 Temmuz’un tefekkür deryaları

  • 07.07.2019 13:50
  • Okunma: 2461 kez

Bazı tarihler vardır, kişiyi acı veya tatlı hatıralara götürür. Bazı tarihler vardır kişiye doğumları, ölümleri, mutlulukları veya felâketleri hatırlatır. 3 Temmuz tarihi ise beni, öyle bir makro âlem mucizesine götürüyor ki, ulvî tefekkür deryalarında seyran ettiriyor. Bu ulvî lezzeti sizlerle birlikte alalım istedim.

Şöyle ki: Astronomi ilmiyle meşgul olan herkes bilir ki, 3 Temmuz; dünyamızın Güneş etrafında eliptik dönüşü sırasındaki, Güneşe EN UZAK (152 100 000 Km.) olduğu tarihtir.

İlk anda “ne var bunda” diyebilirsiniz, fakat buradaki mûcizevî gerçekleri bir nebze mütâlâa edince, hem hayretler içinde kalacaksınız, hem bu dehşet karşısında ürkeceksiniz. Hem de Yüce Yaratıcımızın bu olaydaki ulvî mesajı karşısında tefekkür deryalarına dalarak, “bir saate, bir SENE nafile sevap” kazanacaksınız.

Dünyanın Güneşe uzaklığı, ortalama: 150 000 000 Km.’dir ve Dünya Güneş etrafında dairesel değil, ELİPTİK döner. Yakın tarihlere kadar Güneşin CÂZİBE (çekim) kuvvetiyle, dünyanın Güneş etrafındaki savrularak dönüşü nedeniyle oluşan MERKEZKAÇ kuvveti eşit ve dengede olduğu için, muntazam dönüş hiç aksamadan devam ediyor, deniliyordu.

Ancak, uzay teknolojisinin gelişmesiyle, astronomi tespitleri daha da netleşti. Dünyanın Güneş etrafında, eşit mesafede değil, 4 800 000 (Dört Milyon 800 Km.) Km. uzaklaşarak, ikinci 6 ayda tekrar yaklaştığı çok net tesbit edildi.

  • Dünyamızın Güneşe en yakın olduğu zamanda, Güneşin câzibe kuvvetine kapılıp, niçin Güneşe yapışmadığı, en uzak olduğunda ise câzibe kuvveti çok zayıfladığı için ve merkezkaç kuvvetinin artması nedeniyle niçin Güneşten tamamen uzaklaşmadığı, hâlâ cevap bekleyen bir muammadır.

Güneş ile Dünyamız arasındaki 150 Milyon Km. mesafenin, (+ -) artı-eksi 2 Milyon 400 Bin (yani toplam 4 MİLYON 800 bin) Km. DEĞİŞKEN eksen çizdiği net bilgidir, dedik.

Burada: “Dünya güneşe birkaç KM. yaklaşsa kavruluruz. Uzaklaşsa donarız” iddialarından BİN kat daha MÜTHİŞ bir gerçek var. Yani hayret ve şaşkınlıktan dudak uçuklatacak ve cevabı hâlâ bulunamayan bir olay daha var:

Yakın tarihlere kadar, Dünyamızın Güneşe en yakın olduğu zamanda YAZ, en uzak olduğu zamanda ise KIŞ olduğu söyleniyordu. Elbette bilim, akıl ve mantık ta bunu tasdik ediyordu.

Oysa yine en son yapılan tespitlere göre, 3 Ocakta Dünyamız Güneşe EN YAKIN, 147 300 000 Km., yani YAZ olması gerekirken KIŞ yaşıyoruz... 3 Temmuzda Dünyamız Güneşe EN UZAK 152 100 000 Km., yani KIŞ olması gerekirken de, acaba niçin YAZ yaşıyoruz?…

Buradaki (en yakındayken KIŞ, en uzakta ise YAZ olan) terslik, FİZİK ve ASTRONOMİ BİLİMİNE MEYDAN OKUYOR. AKLA, HAYÂLE ve MANTIĞA DA tamamen TERS DÜŞÜYOR.

  • İşte akıllara durgunluk veren ve Fizik ve Astronomi kanunlarını alt-üst eden bu durum, Acaba nasıl oluyordu?...  

CEVAP: Kâinattaki olaylara Din ve Vahiy ilminden yoksun olarak bakan araştırmacılar, bu soruya doğru cevap bulamıyorlar ve bulamazlar da. Fakat yine Yüce Yaratıcıyı ıskalayarak, yine bir takım basit, akla ve vicdana sığmayan teoriler ortaya atıyorlar.

Gerçek şu ki; Vahiy ilminden ve İlâhî bildiriden kaçarak cevap aranması beyhûdedir.

Çünkü Kâinata Allah hesabına bakıldığı zaman yapılan tespitler İLİM, sebepler hesabına bakılarak yapılan tespitler ise CEHİLDİR. Zaman kazanmak adına buna TEORİ deniliyor…

Acaba hızla uzaklaşan Dünyayı geri döndüren, yani Güneş câzibesinden kopmasını zorla önleyen Güç, İlim ve İrade nedir? Tüm canlıların hayatı için şart olan bu hassas mesafeler, acaba tesadüfen mi oluşuyor? Bu uzaklaşıp-yakınlaşma ayarlamasını, Güneş kendisi mi yapıyor? Elbette bunlar imkânsızken, acaba bu olayın aslı nedir?

İşte burada; Kesinlikle inkâr edilemeyen ve sınırsız olan “İLÂHÎ KUDRET” devreye giriyor...

Bu akıl almaz işleyişte; Kâinatı yöneten Yüce Rabbimiz âdetâ, bazı hallerde astronomi ve fizik kurallarının kendi emri ve Kudreti altında olduğunu vurgulayarak, sınırsız GÜÇ ve İRÂDESİNİ sergiliyor. Yani; Lisân-ı HÂL ile bizlere “Ben azîmüşşan dilersem, dünyanızı ısıtan Güneşe en UZAK olduğunuzda size YAZI, en YAKIN olduğunuzda da KIŞI yaratabilirim ve öyle de yapıyorum.”

Ve, “Dünyanızın Güneşe en yakın olduğu ve Güneşin çekim kuvvetinin en GÜÇLÜ olduğu bir zamanda, sizin dünya geminizi Kudretimle Güneşten uzaklaştırarak, sizi Güneşe yapışmaktan kurtarıyorum. Yine dünya geminiz, Güneşe en UZAK olduğu zamanda ise Güneşin câzibe (çekim) kuvvetinin en zayıf, merkezkaç kuvvetinin en güçlü olduğu, hatta bu durumda Güneşten daha da uzaklaşıp uzay boşluğuna savrulması gerekirken, dünyanızı geri çeviriyorum ve sizleri, donarak ölmekten kurtarıyorum ” buyuruyor.

Tamamen doğrusunu öğrenmek için, Kâinatın Yüce Yaratıcısına kulak verelim.

Yasin, 38, 39, 40. Âyetler: “Güneş de kendine mahsus bir yörünge içinde (O’nun takdiriyle) akıp gider. Bu, Azîz (kudreti dâimâ üstün gelen), Alîm (her şeyi hakkıyla bilen Allah)'ın takdîridir.”

Enbiya S., 33. Âyet: Geceyi, gündüzü, Güneş’i ve Ay’ı yaratan O’dur. Her biri (kendilerine belirlenen) bir yörüngede yüzüp giderler.”

Demek ki bunlar; Fizik ve Astronomi kurallarının AKSİNE de olsa, Allah’ın cc KUDRET ve takdiriyle oluyormuş. İşte bizler o Yüce Kudrete her gün 5 vakitte, yüzlerce kez “Allahü Ekber (Sen en büyüksün Allah’ım)” diyerek 40 kez Rükû, 80 kez SECDE ediyoruz.

Eyy Yüceler yücesi Allah’ım!...

Sânii olduğun Eserlerinde ve İcrâatında, ÖYLE ZÂHİRSİN (öyle apaçık görünüyorsun) Kİ ve VARLIĞIN HERŞEYİ ÖYLE KUŞATMIŞ Kİ, Şiddet-i Zuhûrundan gizlenmişsin…

Anahtar Kelimeler:

Yorumlar (0 Yorum)

Bu içeriğe yorum yapılmadı, yorum yapmak ister misin?

Yorum Yaz
Yazarın Yazıları