Bilgehan Murat MİNİÇ
  • 26/11/2022 Son günceleme: 26/11/2022 22:25
  • 4.075

Düzce depremi yine bize burun buruna olduğumuz İstanbul depremini hatırlattı. Ama yine çok sürmedi daha depremin üzerinden iki gün bile geçmeden günlük meselelere geri döndük.

Maalesef ki çok çabuk unutuyoruz. Ama işin gerçeği şu ki bilim adamlarının üzerine basa basa uyardıkları mukadder İstanbul depremi gerçekleştikten sonra hayatımızda çok da unutulur izler ve tatlı hatıralar bırakmayacak.

Uzun yıllardır bilim adamları İstanbul depremine önlem alınması ve neticeleri hakkında uyarılarda bulunuyorlar. Ve biz uzun yıllardır sadece deprem olduğu günlerde onları hatırlayıp sonra kulağımızın üstüne yatmaya devam ediyoruz.

Türkiye bir uçtan öbür uca fay hatları üzerinde, o nedenle birçok bölgemiz birçok ilimiz risk altında. Şüphesiz bu illerin başında İstanbul geliyor.

Bu konuda çok çok önemli ve dikkat çekici açıklamalar yapan dünyanın en etkili bilim  insanları arasında gösterilen iki deprem uzmanı Prof. Naci Görür ve Prof.  Şengör'e kulak vermek gerekiyor

Gazeteci Ruhat Mengi de en son köşe yazısında bu konuya yer verdi ve iki bilim adamımızın konu ile ilgili görüşlerini aktardı.

Bakalım neler demişler;

Prof. Celal Şengör'e göre İstanbul'da 7,2 den de büyük bir deprem olabilir. Düzce depremi ile İstanbul üzerinde bulunan deprem riski daha da arttı. Maalesef ki halkın bu konuda gerekli tepki ve talepleri göstermediğini söyleyen Şengör, deprem kadar depremden sonra ki panik ve kalabalık ve dar sokaklarda yaşanacak yığılmalar, doğal gaz hatlarında oluşabilecek patlamalar gibi muhtemel tehlikelere dikkat çekiyor. Büyük bir ihtimalle Silivri - Kumburgaz arasında bir yerde deprem olacağını ifade eden Şengör o şiddete bir depremin eğer Kanal İstanbul yapılırsa kanalı ve çevresini darmadağın edeceğini söylüyor.

Halkın ve siyasetin bilim adamlarının sözlerine daha fazla kulak verip tedbir almadıklarını anlatan Şengör uyarıyor; İstanbul çökerse Türkiye Afganistan'a döner...

Marmara Denizinde yapılan bilimsel araştırmaların da koordinatörü olan Prof. Naci Görür'ün sözleri de şöyle: "İnsanların can güvenliği EYT'den daha mı önemsiz. Deprem bölgelerinde yaşayan milyonlarca insan can güvenliği konusunda talepkar değiller ama EYT için insanımız organize olup sesini duyurabiliyor"

Depremin partiler üstü bir konu olduğunu söyleyen Görür, halkın siyasilere deprem hazırlık planlarını sormalarını istiyor. Terör ve depremden öncelikli bir konunun olmadığını ifade ederek depremde can güvenliği talebinin halk için önemine vurgu yapıyor. Kendisi de Elazığ'lı olan Görür, Elazığ depremine 2003 yılından beri dikkat çektiğini ve bölge illerinde yetkililerle toplantılar konferanslar yaptığını anlatarak 2020'de Elazığ depremi olunca beni depremi bilen adam ilan ettiler. Bizler falcı ya da kahin değiliz bilimsel veriler ışığında tehdidi öngörüyoruz diyerek bilim adamlarının sözlerine önem verilmesini istiyor. Amerikalı bir Jeofizikçi bilim Adamı Tom Parsons'un çalışmalarından bahseden Görür; buna  1999 itibariyle her an Marmaray Denizinde 7,2 den büyük bir depremin 30 yıl içinde olma ihtimalinin yüzde 74 olduğunu yani Marmara Denizinde ki depremin "geliyorum" dediğini söylüyor.…

50 bin binanın olası depremde ağır hasar alacağının tespit edildiğini ve yaklaşık 2 buçuk milyon insanın tehdit altında olduğunu söyleyen Görür maalesef bu binaların yeniden yapılması ya da güçlendirilmesi için bir çalışma olmadığını bunun da tedbirler konusunda ümitlerini tükettiğini ifade ediyor.

İki bilim adamının da özetle söyledikleri halkın ve siyasetin her an kapımızda olan İstanbul depremine karşı bilim adamlarının sözlerine önem vermedikleri yönünde. Özellikle Görür Hoca, yaklaşan seçimlerde insanların deprem ve can güvenliği konusunda talepkar olmalarını istiyor. İnşallah halkımız ve siyasilerimiz böylesine önemli bir konuda Dünyaca ünlü bu bilim adamlarının uyarılarını çok geç olmadan dikkate alırlar.

Yazarın Yazıları