Makaleler

Ticarette avantaj ve karlılık kuralları

10.01.2017 21:01
| | |
1313

Her konuda avantajlı olmak ve helalinden daha çok kazanmak, her ticaret adamının arzusu ve gayesidir.

Hatta bu konuda yüksek tahsiller yapılır, kurslara gidilir, seminerlere gidilir ve kendi ticarî konularıyla ilgili kitaplar alınarak pürdikkat okunur. Çok ta doğru bir yaklaşım biçimidir.

“Üç günlük” denilen dünya hayatı için bile olsa, böyle davrananlar hem gerçekten başarılı olurlar, hem de çevresinden takdir görürüler. Hatta bir teknik araştırma için Japonya’ya gönderileceğim zaman, bana 20 ay önceden bildirildikten sonra, okul İngilizcemi yeterli bulmadığım için, binlerce lira ödeyerek 18 ay İngilizce ve Japonca kurslarına gitmiştim. Hem çok faydasını gördüm, hem de çok takdir edilmiştim…

Dünya hayatına “üç günlük” denilmenin sebebi, 70-80 senelik bir dünya hayatının, 50 BİN senelik BERZAH (yani, kabir, haşir, kıyamet, sırat, mahkeme-i Kübra v.s.) hayatına, hatta SONSUZ ve EBEDÎ bir Âhiret hayatına nispeti ve mukayesesi sebebiyledir…

Oysa üç günlük dünya hayatımız için yukarıda bahsedildiği gibi davrandığımız halde, 50 000 senelik berzah ve EBEDÎ ve SONSUZ bir Âhiret hayatı için, hiç de öyle pürdikkat, temkinli, hesaplı-kitaplı ve planlı-programlı davranmıyoruz. Üç günlük dünya hayatımız için yıllarca tahsiller, kurslar ve seminerler görmemize mukabil, 50 000 senelik berzah hayatımız ve EBEDÎ hayatımız için en az 10 kat daha çok tahsil ve eğitim şart olduğu halde, 3-5 seneyi bile çok görüyoruz. Hadi kendimizi ihmal ettik, evlatlarımız için de aynı gafletler ve ihmaller içinde yüzüyoruz, pardon yüzemiyoruz resmen boğuluyoruz...

Birkaç örnek arz ettiğimde, bana kesinlikle hak vereceğinize inanıyorum:

  1. Dünyevî bir ticaret adına 2-3 misli kâr için, imkânı olan esnaf binlerce TL veya dolar masraflar ederek ve binlerce kilometre yollara düşerek, üretim yeri olan başka vilâyetlere gidiyorlar. Hesabını kitabını daha iyi yapanlar ise tâ ÇİN’E kadar bile gidiyorlar. Fakat evlerinde veya dükkânlarında kıldıkları tek bir vakit namaza mukabil 2-3 misli avantaj ve kâr değil, cemaatle kılındığında tam 25-27 kat kâr ve avantaj garanti olduğu halde, maalesef pek ciddiye bile alınmıyor. 25-27 Kat kâr ve avantajı âdeta göz göre göre terk ediyorlar. Bu gaflet niye?...
  2. Takkesiz namaz kılmanın sevabı 10 derece ise takke ve özellikle sarıkla-cübbeyle kılınması halinde TAM 72 KAT derece avantaj ve kâra rağmen, takkenin üzerine sadece bir bez sarmaya bile üşeniliyor. Fakat diğer taraftan, satışa sunacağı bir malını, birkaç kuruş avantaj ve kârı için tek tek jelâtinlemeye veya masraflı ve mâliyetli özel ambalaj yaptırmaya hiç üşenilmiyor.
  3.  Sadece müşterinin, yani halkın beğenisini kazanmak için ofisini veya malını hiç üşenmeden defalarca sildiği ve temizlediği halde, kendisini ve kendisine hizmet ettirilen tüm hayvanları, bitkileri, molekülleri, güneşi ve ayı, yani tüm kâinatı yaratıp yönetenin beğenisini ve hoşnutluğunu kazanmak için, acaba neler yapıyoruz? Yüce Yaratıcımızın beğenisini ve hoşnutluğunu kazanmak, yaratılışımızın ANA GÂYESİ olduğu halde, acaba niçin ihmal ediliyor?

Bu örnekleri elbette çoğaltabiliriz ancak konu anlaşıldığına göre can alıcı soruları sorup, düşünelim:

  • Evet, BU NASIL BİR TİCARET ANLAYIŞI?...

Hani ticaret adamı önce kâr ve avantajını düşünürdü? Peki bu gaflet niye?...

Üç günlük dünyevî kâr ve avantajlarımızı böylesine çok düşünüp, 50 000 senelik berzah hayatı ve EBEDÎ-SONSUZ bir ahiret hayatımız için kâr ve avantajları ihmal etmek, acaba hangi akılla bağdaşır? Hangi ticaret anlayışına sığar? Hangi ileri görüşlülük ile izah edilebilir...

İşte, has bel beşer bu tür gafletlere düşeceğimizi ezelî ilmiyle bilen, Rahmet ve merhameti sınırsız olan Yüce Allah bizlere adeta kopyalar veriyor. Yüce Rabbimiz bizlere, o uzun yolculuklarda ve Âhirette pişman olmamamız için şöyle ikaz etmektedir: “Ey iman edenler! Allah'a karşı gelmekten nasıl sakınmak gerekirse öylece (Takvâya yakışır şekilde, yani tüm imkânlarınızı kullanarak) sakının! Ona lâyık olduğu tazimi gösterin ve ancak O'na teslim olan Müslüman olarak can verin!” (Âli İmran-102. Âyet)

Tevbe Sûresi, 24. Âyet: “Onlara de ki; eğer babalarınız, oğullarınız, kardeşleriniz, kadınlarınız, akrabalarınız, kabileniz, elde ettiğiniz mallar, kesada uğramasından korktuğunuz ticaret, hoşlandığınız evler ve meskenler, size Allah ve Resulünden ve Allah yolunda cihaddan (mücadele etmekten) daha sevimli ise, artık Allah'ın (azap) emri gelinceye kadar bekleyin. Allah böyle fasıklar topluluğuna hidayet nasip etmez.”

Nur S., 37. Âyet: Nice adamlar vardır ki, ne bir ticaret, ne de bir alış-veriş, Allah’ı anmaktan (O’na ibadet etmekten ve emirlerine bağlanmaktan), namazı gereği üzere kılmaktan ve zekât vermekten kendilerini alıkoymaz. Onlar, bir günden (kıyametten) korkarlar ki, o günde kalpler ve gözler korkudan, halden hale döner kıvranır...

Anahtar Kelimeler:

0 Yorum

Bu içeriğe henüz yorum yapılmadı

Yorum yaz
Diğer Yazıları


Tümü

DOST BEYKOZ

"Beykoz'un hür gazetesi"