Makaleler

Siyaset ve haysiyet…

05.05.2017 17:16
| | |
5689

Satırlar dolusu yazıştık sizlerle yıllardır.

Gündelik hayattan, yerel ve genel siyasetten.

En  samimi dille düşüncelerime küçük davetler sundum.

Benden dökülenler bir şeyler kattı mı sizlere bilmem ama sizden gelenler çok şey kattı bana. Köşe yazılarımın altına iliştirdiğiniz değerli yorumlarınızın ve  e-maillerinizin tamamını okudum, hayatıma kattım…

Gündemi anlattık uzun uzun ama kendimizden hiç bahsetmedik.

Hazır işin uzmanları tüm önceliğini gündeme vermişken, bu yazının bir kısmını kendime ayırmak istedim(!).  Yazının sonunda neden böyle bir ihtiyaç duyduğumu ayrıca belirteceğim…

Beykoz Devlet Hastanesi’nde doğdum ben,

Beykoz’un sokaklarında geçti çocukluğum.

Bugün, büyüdüğüm evde kendi çocuklarımı büyütüyorum.

Dışarıda kazanır, Beykoz’da harcarım… Memleketimin değil, Beykoz’un hemşerisiyim.

Özel bir şirkette çalışıyorum. Geçimimi  siyasetten ya da Beykoz sınırları içerisinde bir işletmeden kazanmıyorum(!). Beykoz Belediyesi’nden ruhsat bekleyen ne bir inşaatım var, ne de ticaretim. Ne Belediyede, ne de AK Parti Kadrolarında siyasi bir kariyer hedefim yok, lütfen bunları not edin! Ve kimse bu yazdıklarıma  magazinsel bir anlam da katmasın(!)  Amacım birilerini itham etmek ya da hedef göstermek değil. Ben, beni daha iyi tanıyabilmeniz için bende olmayanları yazdım, olanlara da yanlış anlamlar yüklemesin kimse…

Bizi AK Parti Beykoz Yönetim Kurulu üyeliğine layık görüp referans olarak  ‘memleket’e hizmet etme şansı tanıyan herkese en kalbi teşekkürlerimi sunarım. Göreve geldiğimiz günden bugüne  eksiğimiz olmuşsa da teşkilata, vatandaşa ve hiç bir kuruma en ufak bir yanlışımız olmamıştır. Siyasetin insan haysiyetinin önüne geçmesine izin vermedik. Koltuklara değil, gönüllere talip olduk. Resimlerde değil, aranızda olduk.

Satırlar boyu yazdığım gibi; Türkiye yok artık, Büyük Türkiye var. Biz de bu ‘Büyük Türkiye’ yolunda  ne gerekiyorsa onu yaptık ve yapacağız. ‘Hizmet’in parçası  çay taşımak ya da çöp toplamaksa  onu da yaparız, üzerimize yapışacak tek şey ‘Milliyetçiliğimiz’ olur.

Siyasette en büyük rantı ben aldım, itiraf ediyorum… Çok güzel insanlar tanıdım, parayla alamayacağınız güzellikler kattı bana. On beş yıllık özel şirket networkümden daha fazlasını kattım telefon defterime… Bir şeyler istemeden, sadece hal hatır sormak için de telefonun çalabileceğini inanın bu teşkilatta gördüm.

15 Temmuz gecesi yoklama almadık(!) yokladığımız tek şey kendimizdi ve vicdanımız yok yazmadı. Biz Tayyip Erdoğan’ın izini takip ettik. Yürürken de sadece ufuka baktık. O yüzden bu ağır mücadeleyi verirken etrafımıza hiç ama hiç bakmadık! İçimizde ara ara kopan çığlıklara kulak vermeyişimiz de bu yüzden, kavgalarda  taraf ya da kin tutmayışımız da.

Son yıllarda olup biteni bir değerlendirin;  Türkiye birçok cephede çok büyük savaşlar veriyor. Fetö, PKK, diğer devletler, ekonomi, reformlar, gelişmeler vs… Devlet, tüm zamanların en büyük birlik ve dirliğine ihtiyaç duyuyor. Tayyip Erdoğan olmak nasıl bir duygu empati yapın(!) Bu mücadelenin yanında bir de  AK Parti siyaseti içindeki siyasete kulak versin diye çığlıklar yükseliyor. Biz 2017’yi kurtarmak için çalışırken  bir yandan 2019’u planlayanların çatlaklarını da yamadık!

Sadece Türkiye’de değil, tüm mazlum coğrafyalarda  insanlığın eksik bıraktıklarını tamamlamaya çalışan AK Parti, muhalefetin  eksik bıraktığını da kendi içinden tamamlamaya çalıştığı için herkes yorgun!

İbrahim Ethem’i bilir misiniz?

Tacını, tahtını ve memleketini terk etmiş, yıllar sonra perişan bir halde yağmurlu ve çamurlu bir havada memleketine geri dönüp,  kendi yaptırdığı camide yatsı namazını kıldırdıktan sonra geceyi camide geçirmek üzere bir köşede kıvrılmış,  görevli tarafından camiden atılmıştır. Atan kişi de “İbrahim Ethem bu camiyi senin gibi çulsuzlar kalsın diye yaptırmadı” diyerek sürüklemiştir. Kendisi de çıkıp  ‘İbrahim Ethem’ benim demeyip geceyi bir fırına sığınarak geçiriyor. İşte İbrahim Ethem, o an  Hazret oluyor…

Bunu menkıbeyi niye anlattım;

Parti içinde küskünler olabilir, kıranlar ve kırılanlar da. Rant peşinde koşan da çıkabilir,  siyasi kariyer peşinde olan da. Ama bir tane ‘İbrahim Ethem’ çıkmadı be arkadaş(!)

Meseleyi hiç kendi içimizde halledemedik. Kol kırılır, yel içinde kalır atasözü hayat bulamadı. Yerel muhalefeti kendimiz kendimize yaptık.   Referandumun Beykoz’daki  göreceli  başarı ya da başarısızlığı sadece benim basiretsizliğimden değil, bireysel hesaplaşmalarda aceleci davranan herkesin eseridir. Bu zorlu mücadelede  “Seni Abdülhamid’in yalnızlığına  terk etmeyeceğiz”  diyerek 15 Temmuz’da gerçekten meydanlarda nöbet tuttuğuna şahitlik ettiğim büyüklerim ve kardeşlerim, bu önemli seçim sürecinde davayı ‘ıssız’ bıraktılar(!)

AK Parti ne Ali’nin, ne de Veli’nin tekelinde değil. Bunun en güzel örneğini  Binali Yıldırım birkaç gün önce yaşattı. AK Parti bir parti değil,  davadır. Davanın sahibi de  Recep Tayyip Erdoğan’dır. Ben ve benim gibi birçok teşkilat mensubu ne  ilçe başkanına ne de AK Partiye çalıştı, biz davanın lideri  Recep Tayyip Erdoğan’a çalıştık. Nitekim  İlçe başkanı ve Belediye başkanı  da  aynı duygularla davaya oy istediler, kendilerine değil.

Parti içi hesaplaşmaların gerçek hâkimi  atandı ve partisinin başına geçti, mahsuplaşmayı bugüne saklayanlar minnetle anılacaktır. Söyleyecek bir şeyleri olanlar şimdi konuşmalı…

Aynı duygularla referandum öncesi süreci etkilememek için yorum yapmaktan çekindiğim  bir iki hususta  birkaç hakkı teslim etmek isterim bu vesile ile… Dost Beykoz ailesinin en küçük ferdi Büşra Şen’in AK Parti Yönetimi’nden istifası ile ilgili karara imza atmadım,  hukuki mücadelesinde de kolaylıklar diliyorum.

Dost Beykoz ve AK Parti Beykoz Yönetimi arasındaki gerilimde  beni taraf seçmek zorunda bırakmayan ve bu gerilimi bana hissettirmeden her iki tarafta da işimi yapmaya motive eden  Mustafa Gürkan ve Dost Beykoz Yönetimi’ne de teşekkürlerimi sunarım.

 

Anahtar Kelimeler:

1 Yorum
Vatandaş Beykozlu07.05.2017 19:30:43

Haksızlıklar karşısında susan dilsiz şeytandır. Sayın Kasap bunuda yazın. İmza atmamanız mesele değil. Susarak bu işi yapanlara çanak tuttuğunuzun göstergesi. Sadece Büşra Şen olayı değil bugün Beykoz'da AK Partili olup halktan bu olayı bilmeyen nice kişiler vardır. Bugün bu partinin içerisinde kaç tane kurucu var? Hepsi belki Büşra hanıma yapılan olay kadar olmadı ama içeride büyük dışarıda sessiz kavgalarla saf dışı bırakıldı. Bunları sorgulayın. AK Parti'nin karşısında şuan susan bir küskünler ordusu var

Yorum yaz
Diğer Yazıları

DOST BEYKOZ

"Beykoz'un hür gazetesi"