Makaleler

Kurbana dil uzatanların gözlerine dursun…

05.09.2017 11:21
| | |
993

Bu seneki kurban bayramında da (çok af edersiniz) öküz altında buzağı arayan ahmaklıktaki İslâmofobiler ve İslâm düşmanları boş durmadılar.

Yine aynı usanç ve utanç verici teranelerle, ‘’Allah’ın mülkü olup bizim emrimize musahhar edilen hayvanları, yine Allah adına kurban edilmesine,’’ koro halinde yaygara kopardılar. Sözde hayvan severlermiş ve hayvan haklarını koruyorlarmış havası vererek, pervasızca İslâm dînine ve prensiplerine saldırdılar. Kendilerinin et tüketimi, bizlerdeki hayvan kesiminden 5 kat fazla olduğu halde, sadece bizdeki kesimleri “vahşet”, “barbarlık” veya “katliam” olarak haykırıyorlar.

Bu kez onları, kendi istatistikleriyle ilzâm ederek susturacağım, inşallah.

Ciddi kaynaklardan alınan bilgilere göre; yapılan araştırmalar, dünya genelindeki et tüketiminin, kişi başına düşen yıllık et dağılımını ortaya koydu.
Araştırmada, en çok ve en az et tüketilen ülkeler de sıralandı.

Et tüketimi konusunda, her sene milyonlarca kurban kesildiği halde, Türkiye'nin durumu pek te yüksek sayılmaz. Kişi başına düşen yıllık sadece 25,4 kiloluk et tüketimiyle Türkiye, 177 ülkeli listede, ancak 121'inci sırada yer alabildi. Yani kişi başına sadece 25,4 Kg. et düşme adına, alttan yukarıya da 56. sıradayız.

Listenin zirvesinde ise kişi başına yıllık 136,5 kiloluk et tüketimiyle (kurban kesmeyen) Lüksemburg yer alıyor. ABD, 121,2 kilo. Avustralya, 115,7 kilo. Yeni Zelanda 106,4 kilo. İspanya 110,2 kilo. Avusturya: 102 kg. et tüketiyor. (Türkiye’nin 25,4’üyle mukayese ediniz.)

Kişi başına yıllık et tüketimi hakkında birkaç ülke adı daha verelim:
İsrail: 96 kg. Almanya: 88,1 kilo. Fransa: 86,7 kg. Hollanda: 85,5 kg. İngiltere: 84,2 kg. Yunanistan: 74,8 kilo. Romanya: 62,7 kilo. Çin: 54,1 kilo. Ermenistan: 37 kilo. İran: 33,3 kilo. Namibya: 32,5 kilo. Myanmar: 29,8 kilo. Libya: 28,5 kilo. Nikaragua: 26 kilo. Türkiye: 25,4 kilo. Cibuti: 23,7 kg. Suriye: 22,8 kg. Cezayir: 19,5 kg. Yemen: 17,9 kg. Pakistan: 14,7 kg. Kuzey Kore: 13,4 kg. Endonezya: 11,6 kg. Etiyopya: 8,5 kg. Hindistan: 4,4 kg. Bangladeş: 4 kg. vs. (Açlıkla savaşan Filistin, listede bile yer almıyor!)

(Kaynaklar: http://www.haberturk.com/dunya/haber/739696-etimiz-budumuz-belli-oldu -  http://www.sabah.com.tr/galeri/dunya/kisi-basina-et-tuketimi-en-cok-hangi-ulkede ve "The State of Food and Agriculture" & İngiliz Telegraph Gazetesi, 1 Kasım Dünya Vegan Günü vesilesiyle, dünyanın et tüketim haritasını çıkardı.)

Ahvâl ve gerçekler böyleyken, özellikle ülkemizde ve özellikle de KURBAN bayramlarında, sözde hayvanları koruma adına, ‘bütün her şeyin ve tüm hayvanların da sahibi olan Yüce Allah’ın cc emrinin uygulanmasına, yani Kurban kesimine’ dil uzatılıyor. Vah zavallılar!...

ŞİMDİ SORUYORUM:

Kişi başına (kurbanlıklar dâhil) yıllık 25,4 kg. et düşen Türkiye’deki kesimler “hayvan katliamı” veya “vahşet” oluyor da, kişi başına yıllık YÜZ kilonun üzerinde et düşen o hayvan sever ülkelerdeki kesimler, acaba niçin “hayvan katliamı” veya “vahşet” olmuyor?

Yoksa oradaki etler, hayvanlardan değil de ağaçlarda mı yetişiyor?

Veya gökten zembille mi iniyor? Veya Türkiye’nin 5 katı olduğu halde “vahşet olmasın diye”, tarladan mı topluyorlar? Hiç mi akıl, iz’ân ve vicdan yok bu yaygara koparanlarda?...

  • Her sene kurban mevsiminde yapılan bu yaygaraların, ne kadar tutarsız, ne kadar art niyetli, ne kadar bilinçsiz ve seviyesiz olduğu çok net anlaşıldı, değil mi?

Bu yaygaraları koparan zihniyet, zaten tüm akl-ı selîm tarafından biliniyor. Onların bu yaygaralarını, hiçbir Müslüman ciddiye alıp “yahu bu sene de kesmeyeyim” diye hiç düşünmüyor. Bunu gördükleri halde, her sene kendi medyaları aracılığı ile yine de maskara olmaya devam ediyorlar. Bunlar son zamanlarda fillerin dişleri için fil katliamlarını, balina, fok, yunus katliamlarını unuttular. Hatta Arakan’daki vs. İNSAN katliamlarına da KÖR, SAĞIR ve dilsiz oldular. Allah’ın emri olan kurbanlarla uğraşıyorlar. Çok yazık…

Bu zihniyetin bir başka özelliği de, kendi ülkesini başka ülkelere karşı hep aşağılamak olduğu gibi, tüm iç ve dış şer güçlere ve ülkemize ağız şapırdatan düşmanlara pervasızca destek olmak değil mi? Hiçbir ülkede, kendi dinine ve kendi ülkesine bu kadar düşman yoktur.

Üç tarafı denizlerle, dört tarafı hâinlerle kuşatılmış olan şu güzel ülkemizde, kendi ecdadına söven, kendi başarılarını ört-bas etmeye çalışan, muasır medeniyeti geçme gayretleri olan ülkemizin kalkınma hamlelerini durdurulması için, gezilere, saldırılara ve darbelere girişilen, ülkesini düşmanlarına şikâyet eden bir zihniyet, acaba başka bir ülkede var mıdır? Demek ki diğer ülkelerde, dış şer güçler tarafından insan satın alınması pek kolay olmuyor…

Ülkemizi ihya edecek hamlelerden, onlarca hava alanları inşaatlarına karşı çıkan, aynı zihniyettir. Köprülere, çılgın projelere, üst-alt geçitlere, duble yollara, sanayileşmelere, son model teçhizatlarla donanımlı hastanelere, Güneydoğu’nun kalkındırılmasına, mazlum mültecilere kucak açılmasına, Din ve ahlâk eğitimine ve hülâsa tüm hayırlı işlere engel olan, hep aynı zihniyet değil mi? ..Aslında kim ne derse desin, bu ulvî kervan yürüyecektir…

En’âm sûresi, 32. Âyet: “İşte dünya hayâtı bir oyun ve bir eğlenceden başka bir şey değildir! Ve elbette âhiret yurdu, (günahlardan) sakınmakta olanlar için daha hayırlıdır. Siz hiç akıllanmayacak mısınız?...”

Yüce Kitabımız Kur’ân-ı Kerîmde; “Hâlâ aklınızı kullanmayacak mısınız?” anlamındaki ilâhî ikazlar pek çoktur. İşte bazıları:

HÛD sûresi, 51. Âyet. – Yusuf S., 109. Â. -  Enbiya Sûresi, 10. ve 67. Âyetler. – Mü’minûn S., 80. Â. – Saffât S., 137. Âyet vs.

Sözlerin en doğrusundan sonra, başka söze ne hâcet?... Vesselâm.

Anahtar Kelimeler:

Diğer Yazıları

DOST BEYKOZ

"Beykoz'un Hür Gazetesi"