Röportajlar

Kader Gür ile Dr. Ahmet Batu'nun çay simit sohbeti

Kader Gür ile Dr. Ahmet Batu'nun çay simit sohbeti
06.03.2016 15:43
| | |
10693

AK Parti'nin Beykoz Teşkilatlarını kuran adam... "Bu millet Recep Tayyip Erdoğan'a oy veriyor" diyen Batu, Kader Gür'e ibretlik açıklamalarda bulundu.

14 Ağustos 2001'de, Tayyip Erdoğan için, "Muhtar bile olamaz" denildiği bir dönemde yol arkadaşlarıyla birlikte kapı kapı dolaşarak Erdoğan'ı anlattı. 

Dr. Ahmet Hulusi Batu... Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a en yakın isimlerden birisi... Ne 7 Haziran Seçimleri'nde, ne de 1 Kasım Seçimleri'nde hiç bir değerlendirme yapmadı.

Batu sessizliğini bozdu.

Dost Beykoz İmtiyaz Sahibi Kader Gür'e konuşan Dr. Ahmet Batu, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ı ziyaret eden AK Parti İstanbul Kurucu ilçe Başkanları arasındaydı. Kurucu ilçe Başkanları ve Cumhurbaşkanı arasındaki samimi sohbette neler konuşuldu? Tayyip Erdoğan kimlere sitem etti. Erdoğan Başkanlık sistemi ile ilgili hangi ipuçlarını verdi.

İşte sorular... İşte cevaplar

Bir AK Parti kurucusu olarak, bu günkü AK Parti'yi nasıl değerlendiriyorsunuz?

Bu çerçevede değerlendirme yaparken, büyümenin getirdiği zorlukları hesaba katmak lazım. Bu kadar genişleyen bir parti, bu kadar uzun süredir iktidar da olan bir parti, bazı yıpranmışlıklar, bazı yanlış işler ve o yanlış işlerin getirdiği sıkıntılar haliyle var. Bunlar bir nevi kaçınılmazdır. Her partinin başına gelmiştir. Hatta AK Parti bu konuda çok daha başarılıdır bence. Çalkalanmanın diğer partilere göre daha az olduğunu, birlik ve beraberlik içinde olduğunu düşünüyorum. O anlamda da umutluyuz ama bir yandan da endişe etmemiz gerekir. Mutlaka dikkat etmemiz gerekir. Beraberliği bozmamız gerekir.

Endişeden kasıt nedir?

Endişeden kastım, bölünme gibi şeylerin olmasıdır. Yani baş kaldırmaların olması, yanlış işlerin yapılması veya dinlememe... Birliğe beraberliğe saygı duymamak...

Muhtarlarla, Kaymakamlarla görüşen Cumhurbaşkanı, Kurucu İlçe Başkanları ile ilk kez görüştü bunu nasıl değerlendireceksiniz?

Biz yıllardır işin özünü biliyoruz. Sayın Cumhurbaşkanımızdan Başbakan olduğu dönemde de çok randevu taleplerimiz olmuştur. Bir vesile oldu buluşma zamanı kararlaştırıldı ama Sayın Cumhurbaşkanımızın başka programları çıktı, görüşmeyi gerçekleştiremedik. Bu kurucu ilçe başkanları toplantısı, bir milletvekili arkadaşımızın özel gayretiyle oldu. Özel bir anlam vermek istemiyorum. Bunu iki şekilde yorumlayabiliriz. Ya bu arkadaşlar randevu talep edince, kendisi de görüşme ihtiyacı duydu, kabul etti ya da; 'bu arkadaşları bayağı bir zamandır dinlemedik, bir dinleyelim' de demiş olabilir?



Sayın Cumhurbaşkanıyla neler konuştunuz?

Daha çok arkadaşların sorularına cevap verdi. Bizi dinledi... Kendisi belli bir konu açıp, oradan devam etmekten ziyade bizim sorularımıza cevap vermeyi tercih etti. Mesela ilk girer girmez bir arkadaşımız; 'Sayın Cumhurbaşkanım, Başkanlık Sistemi'nde eyalet sistemi var mı?' diye sordu. O da gayet net bir şekilde, 'hayır yok' dedi. Türkiye'de bizim düşündüğümüz Başkanlık sisteminde eyalet diye bir sistemin olmayacağını söyledi.

Cumhurbaşkanıyla görüşmenizden sonra değişen fikirleriniz oldu mu?

Mutlaka. Mesela ben 'Başkanlık Sistemi'ne çokta sıcak bakmıyordum. Nasılsa parti Tayyip Bey'in partisidir. Tayyip Bey partiye hâkimdir. Başbakanı da o tayin etmiştir. Cumhurbaşkanı'nın da yetkileri vardır. Sağ olsun, bol bol da kullanıyor. Başkanlık Sistemi'nin neden sürekli gündeme geldiğini çok düşünmüştüm ama kendisiyle görüştükten sonra bu konunun gerçekten elzem olduğuna karar verdim.



Tayyip Bey'in hangi ifadeleri sizin fikirlerinizi değiştirdi?

Bunu pek söylemesem daha iyi... Bu çok başlılık eninde sonunda sorun yaşatacak. Bence uzun ve kısa vade de böyle bir sorunun çıkabileceğini göz önünde bulundurmak gerekir.

Tayyip Bey'in böyle bir düşünceyle hareket ettiğini düşünmüyorum. Düşünüyor olsa önce il başkanlarından başlardı görüşmeye.

Çift başlılıktan kasıt nedir?

Bence Türk insanı tek adamcıdır. Tek adamların olduğu dönemlerde rahat olmuşuz ve itaat olmuştur. Başarı gelmiştir. Toplum rahat etmiştir. Osmanlı tarihinden tutun Selçuklu tarihine kadar, Cumhuriyet Dönemi'nde dahi hep aynı şeyler olmuştur. Bunu her tarihçi söyler ve Sayın Cumhurbaşkanı'nın da çok iyi bildiğini düşünüyorum. Böyle bir düşünceyle hareket ediyordur. Yoksa ortada bir sıkıntı varda, onun için böyle istiyor demek zor. Tayyip Bey sonuçta bunu kendisi için değil ülkenin gelişmesi için istiyor? Bundan hiçbir şüphe yok.

Geçmişe tarihe baktığınız zaman geçmiş bunun örnekleriyle dolu... Şimdide aynı şeyleri yaşıyoruz ve çözüm budur. Yoksa milyonlarca insan AK Parti'ye, AK Parti olduğu için oy vermiyor. Biz bu partiyi kurarken de aynıydı, şimdide parti bu duruma geldi, hala aynı. Kurucularından birisi olarak söylüyorum bunu; Oy veren kim varsa Tayyip Bey için oy veriyor. Tayyip Bey'in burada etkili olmadığı görüntüsünü verirseniz bundan mutlaka parti zarar görür.



AK Parti ismi Tayyip Erdoğan’dan sonra gelir

Siyasi dostlarımdan, memleketimden, her yerde konuştuğum insanlar böyle diyor, başka bir şey demiyorlar... AK Parti ismi Tayyip Bey'den sonra gelir. Bu ortada olan bir gerçektir.

AK Parti Kurucusu Ahmet Batu, 'Başkanlık Sistemi'ni destekliyor mu?

Tam olarak öyle de demeyelim. Öyle dersek Cumhurbaşkanı söylemiş gibi olur. Bu benim kanaatim... Cumhurbaşkanı'nın sorulara verdiği cevaplardan değil de, arkadaşların sorduğu sorulardan ve onların endişelerinden ben bu cevabı çıkardım.

AK Parti, neden Recep Tayyip Erdoğan'dan sonra gelir?

Yenilik olmalı… Bu partinin kurucu insanları partiye sahip çıkmalı ve kolay küsmemeliler. Kolay küsüyorlar. En ufak bir olumsuzlukta geri adım atıyorlar. Ben daha samimi olmaya davet ediyorum. Kurucuların sahayı boş bırakmasından dolayı bir takım sıkıntılar yaşanıyor şu anda.

Sizi buralara bir daha almazlar!

Ben bunu şimdi söylemiyorum. İlçe Başkanı olduğum dönemde de çok söyledim. ‘Arkadaşlar partinize sahip çıkın. Birileri gelir öyle bir sahip çıkar ki, sizi buralara bir daha almazlar.’ Hep benimle beraber mi olacak? Hem ben mi olacağım da siz bu partiyi bu teşkilatı elinizde bulunduracaksınız. Sahip çıkın! Bunu birçok yönetim kurulu toplantısında söylemişimdir.



Kurucu ruh AK Parti’de egemen kılındı mı?

Bir alevlenme bir kıvılcım çakıldı. Ama ben şuna inanıyorum ki maalesef gevşedi. Türkiye çok boş iyi bir muhalefet ve etkili bir parti olsaydı AK Parti son seçimlerde bu kadar oy alamayabilirdi. Ben biliyorum ki birçok iş adamı da AK Parti'ye oy verdi. Ekonomik endişelerinden dolayı... Düzen bir bozulursa halimiz ne olur diye?

Hem bizde çok iyi gidiyoruz… Yüzde 49 oy aldık’ düşüncesiyle bazı hatalara düşmemeliyiz… Yüzde 49 oy çok muhteşem bir oy oranı... Bu kadar sene iktidar da kal, hala bu oranı al bu çok korkunç bir şey... Çok iftihar edilecek bir şey ama hep bizden kaynaklanmıyor, yani bizim kerametimiz değil. Ekonomik endişeler, diğer partilerin kötü durumu, basiretsizlikleri, şu zor şartlarda diğerlerinin iktidar da olduğunu düşünün şimdi? Ne yapabilirlerdi?

Yani Sayın Cumhurbaşkanımız gibi böyle korkusuz ve cesur adımlar atabilme ihtimalleri var mıydı? Ben hiç birinin böyle bir şey yapabileceğini düşünmüyorum. Millette bunun farkında olduğu için kopmuyor ama tedbirleri almak lazım...

Bu süreçte tavsiyeniz ne olur? Bundan sonra neler yapılmalı?

Bu benim samimi kanaatimdir. Kuruculuk döneminde partinin üst düzey yetkililerini belirlerken çok seçici davrandılar, çok hassas davrandılar. Öyle hassas, seçici bu işe layık, bu işi benimseyecek, özümseyecek, halka da sevdirecek insanları çok aradıklarını biliyorum.

Şimdi ki üst yönetimimizde o hassasiyet yok. Kimlere ne görevler veriliyor. Çok isteyene veriliyor, istemeyene bir şey yok gibi... Böyle bir gayret görüyorum... O zamanlar insanların toplumda ki görüntüsüne ve ağırlığına çok dikkat edilirdi. Şimdi parti çok güçlenince, güçlü ve büyük olmanın getirdiği sıkıntılar bunlar...



Sistemin bu seviyeye gelmesinde paranın da etkisi var mı?

Mutlaka! Paranın etkisi her zaman olmuştur. O etki olmasa bu kadar olmazdı.

Bundan sonraki süreçte Dr. Ahmet Batu siyaseten ne düşünüyor?

Ben her zaman aktif olmak isterim. Bunu her zaman da söyledim. Her zaman da başvurdum. Bana bir görev verin. İl Başkanımıza da defaatle söyledim. Sağlık Bakanımızla da 2 aylık - 3 aylık periyodik dönemler halinde görüşüyoruz. Ciddi manada dertleşiyoruz. Milletvekili olduktan sonra da bu toplantıları sürdürmeye devam ettik. Her zaman dertleşme imkânımız oldu. Bu toplantılar da gerek benim, gerek diğer arkadaşların hep bu görüşlerde olduklarını gördüm. Hepsi bir görev bekliyorlar. Bürokratik mana da olacağını zannetmiyorum. Teşkilat manasında söylediklerini biliyorum.

Son yerel seçimlerde mahalle başkanına gittim, ‘bana adam verin, ben çalışacağım’ dedim.

2014 Yerel Seçimleri’nde Sokak sokak gezdim. Riva'ya kadar bütün köyler dâhil. Genel Seçimlerde memleketteydim, orda çalıştım. Ben desteğimi ve çalışmalarımı her zaman sürdürdüm. Nabzı da iyi tuttuğum için neticenin de aşağı yukarı farkındaydım.

Abdulhamit’e nasıl saldırıldıysa, Tayyip Erdoğan’a da öyle saldırdılar.

Büyükşehir Belediye Başkanı oldu, Recep Tayyip Erdoğan'a saldırılar başladı. Kadir Mısıroğlu bunu bana ilk defa söylemişti. Abdülhamit'e o zaman nasıl saldırdılarsa, bugün Tayyip Erdoğan'a saldırıyorlar’ dedi.

Hiç unutmuyorum, Tayyip Bey, İBB Başkanı iken, ortağım Ali İbiş’le birlikte arabada giderken beni aradılar.

Başkana selam söyle, hiç moralini bozmasın bu saldırılar olacak, olur. Sonuna kadar arkanızdayız… Belki de bu saldırılar iyi olur’ dedim telefonu kapattım. Biraz sonra Ali İbiş tekrar aradı, ‘Tayyip Bey seninle konuşmak istiyor dedi. ‘Buyurun Sayın Başkanım dedim. ‘Yahu sen zaten şimdiye kadar bizim arkamızda değil miydin?’ dedi. ‘Sayın Başkan tabii ki arkanızdayız, fiilen zaten yanınızdayız’ demiştim.

Ben görevden kaçmam ilçe başkanlığı da dâhil…

Beştepe ziyaretimizde bu olayı hatırlattım kendisine… ‘Lütfettiniz bize kurucu ilçe başkanlığı görevini verdiniz’ dedim… O zamandan beri fiilen varız, şimdide varız. Olmamamız mümkün değil…

Onun için her şey olur. Hiçbir görevden kaçmam. İlçe Başkanlığı da dâhil olmak üzere, ben AK Partiliyim. Her türlü görevi alırım.

51 yaşında Kurucu İlçe Başkanı oldunuz. Bugün 'gençleşelim' diyenler var?

Ben gençlerin bize göre çok daha uyuşuk olduğunu düşünüyorum. Gençliğin ağzına yemek veriyorsun, onu bile yemekte nazlanıyor. Dalından koparıp yemeyi bırak, yetiştirip ağzına koyuyorsun ona bile burun kıvırıyorlar. Biz de genç yetiştiriyoruz.

AK Parti teşkilatlarında bir yere gidiliyor, hemen fotoğraf çekip atalım, bir görüntü oluşturmanın peşinde olanlar var?

Buna ben kesinlikle katılmıyorum. Bu şekilde yaparak insan bir nevi kendisini kandırıp çalıştım zannediyor hem de vatandaşla bire bir temas yok. Sanal âlemde politika olmaz.

Ben, ‘AK Partililerin dine sahip çıkalım derken dinin içini boşalttıklarını söyledim, çok tepki aldım… Sizce bu tepkiler doğrumu Başkanım?

Ben yaşadığım bir olayı anlatayım; Bir arkadaşımın kızı üniversiteye gidiyor. Başörtülü. Başörtülü ama kıyafet seçimi İslam'a uygun olmayan bir şekilde... Babası da onu karşısına alarak öğütler veriyor. Ve bir cümle kullanıyor. Başörtüsünün onurunu kızının üzerinde bile korumaya çalışıyor. Gençlerimiz de İslam'ı böyle görüyorlar, böyle yorumluyorlar. Bu şekilde biz İslam'a hizmet edemeyiz. Bu bilinci sadece eğitimle değiştirebiliriz. Zorlamayla kılık kıyafete karışmakla olacak bir iş değil bu. Tamam, halka anlatamazsın belki ama en azından teşkilatlara anlatılabilir.



AK Parti içerisinde bir kesim var. Kendilerini eleştirdiğiniz zaman çeşitli mecralarda sizi vatan haini ilan ediyorlar. Bu yaklaşım sizce doğru mu?

Onun bende farkındayım. Çünkü ben eleştirel bir adamım. Bu yapılmaya çalışılan şey sadece ucuz kahramanlıktır. Başka da bir şey değildir. Böyle yaptığı zaman bedava kahramanlık, bedava partici oluyor. En azından olduğunu zannediyor. Eleştiriye neden o kadar kızıyorsun ki? Eleştiriden ne olacak? Hiçbir şey olmaz. Eleştireceğiz birbirimizi, yanlışımızı söyleyeceğiz. İç eleştiriye en sert eleştirilere her zaman varım.

Bozgunculuğu asla düşünmemeliyiz.

Bu işler öyle kolay olmadı. Türkiye bugünlerine kolay gelmedi. Türkiye'nin belki şu anda bulunduğu durum biraz üzücü belki ama ülke muazzam bir yol kat etti. Bana deseler ki bundan yirmi sene evvel Türkiye bu duruma gelecek, kesinlikle inanmazdım. Ama biz hep bu hayallerle yaşadık. Çocuklar liseye ilkokula başörtülü gidecek, başörtülü bakan olacak. Mümkün mü yok inanmazdım. Ama hep içimizde bir ümit vardı. Biz üniversiteye başörtülü kızları sokabilsek en büyük başarımız buydu. Artık bizim Müslümanlar olarak isteyeceğimiz başka bir şey yok, kendimizi eğitmekten başka. Adamsak kendimizi eğiteceğiz.



Cizre'de, Silopi'de, Sur'da yaşananlar? Nasıl değerlendiriyorsunuz, düzelir mi?

Bence Türkiye Esad konusunda ağırlığını koydu… ‘Şuradan şuraya geçemezsin’ dedi. Ondan da vazgeçeceğini hiç zannetmiyorum. Onlar ne yaparlarsa yapsınlar Türkiye'nin çok razı olmayacağı bir şey yapamazlar ama Türkiye her şeyi kontrol edecek diye de bir şey yok. Türkiye'yi çok rahatsız edecek bir durum oluşacağını zannetmiyorum.

Dost Beykoz / Özel Röportaj – Kader GÜR

Anahtar Kelimeler: Beykoz, Dr. Ahmet Batu, Röportaj, Kader Gür, Recep Tayyip Erdoğan, AK Parti

0 Yorum

Bu içeriğe henüz yorum yapılmadı

Yorum yaz

DOST BEYKOZ

"Beykoz'un hür gazetesi"