Röportajlar

Dr. Ahmet Batu: "Bu anlayışla AK Parti’nin işi zor!"

Dr. Ahmet Batu:
19/06/2017
| | |
8123

Foto galeri

AK Parti Beykoz Kurucu İlçe Başkanı Dr. Ahmet Batu, 16 Nisan Referandum sonuçlarını ve AK Parti’yi Dost Beykoz İmtiyaz Sahibi Kader Gür’e değerlendirdi.

Türkiye’nin en güçlü siyasi hareketinin istenilen noktada olmadığını söyleyen Batu, “artık, yüzde 35-40’larla seçim kazanma dönemi bitti. Artık Yüzde 50+1 gerekiyor… Onun için daha çok çalışmamız lazım” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın 16 Nisan Referandumu ile çıtayı çok yükselttiğini, buna mukabil olarak, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin devreye girmesiyle devlet işleyişi açısından ciddi kolaylıklar geleceğini söyleyen Batu, 2019 yılı seçimleri için çalışmalara başladığını söyledi.

“Kararlar hızlı alınacak”

“Bir kere çok hızlı karar alma yeteneği ortaya çıkmış oldu. İktidara büyük kolaylık oldu. Onun onayı, bunun onayı artık yok. Hele ki muhalefetin onayını bekleme zamanı artık hiç değil. Çok süratli hareket kabiliyeti kazandırdı. Devletimiz belki de tarihinin en zor dönemlerinden bir tanesini yaşıyor. İkinci Sevr dayatmasının olduğu bir dönem yaşıyoruz. Şu anda yaşanan dış olayların çoğu Türkiye’yi köşeye sıkıştırma operasyonudur.” diyen Ahmet Batu yerel anlamda da önemli açıklamalar yaptı…

Muhalefetin artık iktidar olma şansı var…

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi ile Parlamentonun ağırlığını kaybettiği söylemlerine katılmadığını söyleyen Batu: “Muhalefetin Türkiye’de iktidar olma ihtimali yoktu. Yeni sistemle artık var. Bizim kesim 51 alamazsa iktidar olabilir. Bu onları da tetikleyecek, iktidar olmak için daha fazla asılacaklar. Ne demek işlevini yitirdi, bilakis şansları arttı. Tembellere göre değil belki ama bir de halkı anlayacaksın. Bizim muhalefetin “halk benim düşündüğüm çizgiye gelecek” gibi bir düşüncesi var. En azından içinde böyle düşünen azımsanmayacak bir kesim var. Kılıçdaroğlu’nu ben burada dışarıda tutuyorum. Onu daha halka yakın görüyorum ama bunlarda maalesef öyle bir kesim var. Bekliyorlar ki halk onların düşündüğü gibi düşünsün, sen halka gideceksin, böyle olmaz” dedi.

AK Parti’nin eski ivmesi ev icraatçı yapısına ne oldu?

Zaman zaman bizden daha tecrübeli arkadaşlarımızla bir araya geliyoruz. Müşterek bir kanaat bu, sadece benim düşüncem değil. Eski kurucu ruhun yeniden canlandırılması gerektiği görüşü hâkim, ben de buna inanıyorum. Bu kurucu isimlerin hepsini alalım yenileri gönderelim değil. Kişilerde de ciddi bir değişiklik yapılmalı fakat toptan yapılacak bir değişim farklı bir muhalefet ordusu oluşturacaktır.

Parti içinde dikkati çeken kesim

Bu davanın çilesini çekmemiş adamların, hazıra gelip konan insanların tutumu dikkat çekici. Yani adama sormuşlar; “ya kendin mi kazandın, babandan mı kaldı?” diye… Bu babadan kalma oluyor, bu yeni nesil bunun kıymetini bilmiyor. Ancak, sosyolojik olarak baktığınızda bu durum insanın doğasında olan bir şey, yadırgamamak lazım… Bize düşen, bilenle bilmeyenin, liyakat sahibiyle, potansiyel sahibinin harmanını biraz daha iyi yapmak… Ama bunu söylerken de keskin geçişler, radikal dönüşümler olmalı demiyorum. Biraz eskiyi ihmal ettik, özellikle kurucu zihniyette olanları… Kurucu ruh deyip geçmemek lazım, bu partiyi milyonların gönlüne onların vefa, tevazu ve adanmışlığı oturtmuştur.

Dava şuuru tasfiye mi edildi?

“Ne olursa olsun biz bu partide varız” diyen dava şuurunu kaybetmemiş zihniyet çok az kaldı. “Dur bir bakalım, kapanır mı, alırlar mı almazlar mı” diye düşünüp fırsat oluştuktan sonra partiye çullanan menfaatçi kesimin bu süreçteki hırsı ve maalesef bazı gerekçelerle alan bulması, dava şuuru taşıyan kişilerin geride durmasına yol açıyor. Tasfiye olmaz, hele Cumhurbaşkanımız gibi bir isim tasfiyeye müsaade etmez ama çalışacak azimli insanı o da arıyordur.

Yeni yapılanmada aktif rol alacak mısınız?

Yeniden yapılanmada elbette rol almayı isterim. Bizim bu partinin kuruluşundan itibaren dava şuuruyla ortaya koyduğumuz bir mücadelemiz var. Dolayısıyla, teşkilatın ve AK Parti’nin bana vereceği her göreve “evet” derim. Yeniden yapılanma sürecinde de benim kafamda şöyle bir şey var; Belediye Başkanı ve İlçe Başkanı’nın icraatlarını, vaatlerini, teşkilat içindeki ve halka yönelik davranışlarını denetleyecek bir disiplin kurulu olmalı. Belediye Başkanı seçimlerden önce her alanda yapacağı icraatlarını anlatan kitapçığını hazırlayacak ve bu disiplin kolu bu vaatlerin takipçisi olacak.  

Kitapçıkta neler olmalı?

Bazı belediye başkanlarımız asmış, “üç ay içinde ruhsatını alamayan bana gelsin.” Bu adam üç yıldır ruhsat alamıyor. Bunun ruhsatını neden vermiyorsun? Ehil kişiler iş başına gelecek, akraba üzerine kurulmayacak bazı şeyler. Geçenlerde Çiğdem Mahallesi’nde bir cenazede Fuat Kuş’un babasıyla karşılaştım. Konuştuk, “başkan gelmiyorsun gitmiyorsun” dedi. Hakikaten ben Çiğdem Mahallesi’ni çok severim. Teravihe gittim. Sonrasında çay ocağına gittik, sohbet ettik. Kardeşim, delege sistemini bile allak bullak etmişler. Kuruluşumuzdan beri mahalle teşkilatlarında ömür çürütmüş adamları delege yazmıyorlar. İşi ehline vermek lazım…

Partinin ağır isimlerinin çağırılmaması?

Bunlar tek bir ismin yapabileceği şeyler değildir. Bir belediye başkanı istese de bu konuda çok başarılı olamayabilir. Bence Meclis Üyeleri çok daha aktif hale getirilmelidir. Meclis üyelerini yönetime ortak edip sürekli istişare halinde olmak lazım... Müşterek yönetim modeli uygulanmalı ve onların haberi olmadan gizli saklı işler yapmamak lazım. Bu durum güven ortamının kaybolmasına neden olur.

Meclis üyeleri ezdirilmemeli

Meclis Üyeleri Mahallelerinin sesi, temsilcisidir. İstekleri, şikâyetleri getiriyorlar ama iş halledilemiyor. Bir bakıyorsunuz çok daha alakasız bir adam işi hallediyor. Bu iş hallolabiliyorsa meclis üyeni neden ezdiriyorsun? Sonra o Meclis üyesinin hali ne olacak? Grupçuluk olmamalıdır. Mikro cephecilik, kendi adamlarınla el altından iş götürmek davanın dibini dinamitlemektir. Bir seçimi kazanıyorsun, bakıyorsun yola çıkılan ve omuz veren fedakâr insanların yerine başka adamlar geliyor. Yeniler gelmesin demiyoruz ama bu da yakışık almıyor.

Yerel baz da bu sıkıntılar genel politikayı etkiliyor mu?

Kesinlikle çok etkiliyor. Ramazandan kısa bir süre önce bazı eski milletvekilleri, İlçe Başkanları, Meclis Üyeleri, Belediye Başkanları kahvaltıda bir aradaydık. Eski bir vekilimize, “yıllar evvel sahip olduğumuz duyarlılığımız çok azaldı, bizi bu günlere getiren yaptığımız samimi hizmet ve dava şuuruydu. Bu anlayıştan eser kalmadı” dedim. Müezzinoğlu'da bana o zaman “Ahmet Bey kalmadı demeyelim de eskisi kadar yok diyelim” dedi. Ben o zaman da o görüşteydim, şimdi de bu görüşteyim. Belediyelerdeki ciddi bir toparlanma süreci yaşanırsa bizim için yüzde 51-55 hiç zor olmaz. Ama bu anlayışta devam ederlerse işimiz zor olacak gibi duruyor.

Beykoz?

Beykoz'u hedef göstermeyelim ama bir bıkkınlık var. Yani devamlı iktidarda olmak insanlara bir doğal hak gibi geliyor. Bu iş doğuştan böyledir, duyarlılığımızı kaybettik. Bu genel manada var. Ama bu insanlığın doğasında vardır. Ben kendimden yola çıkarım hep. Çocuklarıma dahi kızmadan önce düşünüyorum. Düşünmeden konuşursam kızıyorum. Bir yere yeni çalışmaya gidiyorsun. Kendini beğendirmek için fevkalade iyi çalışıyorsun, teveccühü gördüğün zaman bırakıyorsun. Başka adam başka yere gidiyor yine o azimle çalışıyor.

Başarısızlık varsa, Genel Başkan'ın çekil mi demesi gerekiyor?

Günde dokuz saatten fazla araba kullanmayacaksın diyor. Beş saati aştıktan sonra gün içinde umursamaz araba kullanıyorsun. Bu yaradılış gereği böyle oluyor. Bunu nasıl tasfiye ederiz? Avrupa'da başarısız olan istifa ediyor, bizde o yok. Bir teftiş mekanizması çok sıkı işlemelidir. Sonunda verilen rapor o raporun doğrultusunda olmalıdır. Genel Başkanlar böyle yetkileri birilerine vermelidir.

Kurucu ruhun temsilcileri neden çekingen davranıyor?

Ben İlçe Başkanıyken, belki de en çok muhalif konuşan bir adamdım. Ama bu tür şeyler partimizde sanki biraz yanlış anlaşılıyor. Hâlbuki insan öz babasını ya da evladını dahi eleştiriyor. Aykırı ses görüntüsü var ya, öyle damgalanmak da istemiyor. Muhalif konuşan arkadaşları diğer arkadaşlar susturmaya çalışıyorlar. Birisini öz evlat birisini üvey evlat olarak görmemeliyiz. Mesela ben bana karşı olan mahalle başkanlarını değiştirmedim. Niye değiştirmedim? Ayrılmasın, küsmesin, soğukluk olmasın diye değiştirmedim. Ama adam görevini yapmıyorsa tabii ki gereğini yapacaksın.

Sizce Erdoğan teşkilatlarda nasıl bir değişim yapacak… Sizde olacak mısınız?

Hep vardım. Ama buradayım demedim. Sayın Cumhurbaşkanımızın bizzat kendisine söyledim. Ankara'ya gitmiştik. Bir seneyi geçti. “Varız” dedim. Ama ben gidip “şuraya adayım” diyemem, buna Genel Merkez karar veriyor. Ben gidip bir yerleri zorlayamam.

İlçe yönetimleri belediyelerin güdümünde

Fırsat bulduğum zaman bir araya geldiğimizde bazı şeyleri söyleme imkânım oluyor. Her duyduğumuz dedikoduyu da söyleme pozisyonumuz zaten yok. Söylersin hiç kimse sana bir şey demez ama kaale alınmaz. İlçe yönetimleri belediyelerin çok güdümüne girdi. İlçe yönetimi demek belediye başkanının istediği adamlardan oluşuyor. Onun dediği tarzda hareket ediyor. Bunun amacı aykırı ses çıkmasın, parti bir dahaki dönem de beni desteklesin ama burada da parti menfaati değil, kişisel menfaat ortaya çıkıyor. Ben diyorum ki, denetleyeceksin. Madem biz çalışanız, denetleyeceksin.

Hanefi Dilmaç ikna edilmeliydi

Neden istifa etti… Onu ben de merak ediyorum. Aslını kimse bilmiyor. Kol kırılır yen içinde kalır diyorlar ya yen içinde kalmalıydı. Önümüzdeki seçime kadar gitseydi iyi olurdu… Dilmaç istifa etmemesi için ikna edilmeliydi.

Dost Beykoz / Özel Röportaj - Kader Gür

Anahtar Kelimeler: Beykoz Haberleri, Röportaj, Dr. Ahmet Hulusi Batu, Kurucu, AK Parti, İlçe Başkanı

1 Yorum
HASAN KUTLU28.06.2017 17:06:03

Bazı tespitlerine katılmakla birlikte Ahmet Batu başkanın Hanefi Dilmaç'la ilgili görüşlerine katılmıyorum ben bırakmak istiyorum diyen birine ne olur kal demek kuruma büyük zarar verir eskilerin dediği gibi mezarlıklar kendini vazgeçilmez sananlarla doludur..

Yorum yaz

DOST BEYKOZ

"Beykoz'un hür gazetesi"