Makaleler

Camlarında yangın çıkan Üsküdar

03.02.2017 17:25
| | |
3969

Üstat Necip Fazıl'ın meşhur İstanbul şiirini bilirsiniz.

Vaktiyle dönemin İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın, Pınarhisar cezaevine girmeden önce seslendirdiği müthiş şiir...

Cumhurbaşkanımızın şiir merakını bilmeyenimiz yoktur. Mehmet Akif'ten, Necip Fazıl'dan, İbrahim Sadri'den şiirler okumuş ve kaset yapılmıştı. O dönemler CD, DVD, flaş bellek vs yoktu. Sanatçıların albümleri kaset olarak çıkardı. Bizden biraz eskilerde plak dönemine şahit olmuşlardır. Gerçi şimdiki CD'ler o plakların kopyasıdır. 

Recep Tayyip Erdoğan'ın okuduğu şiirlerden yapılan kaset döneminin en çok satan albümü olmuştu. O sıra Muazzez Ersoy furyası vardı. Ama Cumhurbaşkanımızın okuduğu şiir kaseti sessiz bir çığlık gibi kapış kapış satılmıştı.

Medyada bugünkü gibi her gün Tayyip Erdoğan'ı görmek mümkün değildi. Onun veya o dönem içerisinde bulunduğu Refah Partisi'nin haberlerini çok nadir görürdük, onlarda da tahkir edici, aşağılayıcı veya eleştirel haberler çoğunluktaydı. TV'de Refah Partisi, Erbakan veya Erdoğan yada Şevki Yılmaz, Ali Nabi Koçak, Hasan Mezarcı, Hasan Hüseyin Ceylan gibilerinin haberleri geçtiği vakit hemen pür dikkat kesilir, adeta nefesimizi tutardık. Yayın akışında çokta kısa ve önemsiz bir yer teşkil eden, çoğunluğu 'çamur at izi kalsın' mantığındaki bu haberler bizlerin dünyasında çok önemli ve etkiliydi. Yayın yönetmenlerinin birkaç dakikalık malzemesi bizim saatlerce kritiğini yaptığımız, büyüklerimizin günlerce sohbetlerinde konuştuğu konular hatta olaylar silsilesiydi. 

İşte o günlerde, ATV ana haberlerinde, o dönemin meşhur enkırmeni Ali Kırca, en çok satan albüm olarak Tayyip Erdoğan'ın haberini yapıyordu. Fonda da Erdoğan'ın 'İstanbul' şiirini okuyuşunu veriyordu..

"Ruhumu eritip de kalıpta dondurmuşlar; 
Onu İstanbul diye toprağa kondurmuşlar. 
İçimde tüten bir şey; hava, renk, eda, iklim; 
O benim, zaman, mekan aşıp geçmiş sevgilim. 

Çiçeği altın yaldız, suyu telli pulludur; 
Ay ve güneş ezelden iki İstanbulludur. 
Denizle toprak, yalnız onda ermiş visale, 
Ve kavuşmuş rüyalar, onda, onda misale. 

İstanbul benim canım; 
Vatanım da vatanım... 
İstanbul, 
İstanbul... 

Tarihin gözleri var, surlarda delik delik; 
Servi, endamlı servi, ahirete perdelik... 
Bulutta şaha kalkmış Fatih'ten kalma kır at; 
Pırlantadan kubbeler, belki bir milyar kırat... 

Şahadet parmağıdır göğe doğru minare; 
Her nakışta o mana: Öleceğiz ne çare? .. 
Hayattan canlı ölüm, günahtan baskın rahmet; 
Beyoğlu tepinirken ağlar Karacaahmet... 

O manayı bul da bul! 
İlle İstanbul'da bul! 
İstanbul, 
İstanbul... 

Boğaz gümüş bir mangal, kaynatır serinliği; 
Çamlıca'da, yerdedir göklerin derinliği. 
Oynak sular yalının alt katına misafir; 
Yeni dünyadan mahzun, resimde eski sefir. 

Her akşam camlarında yangın çıkan Üsküdar, 
Perili ahşap konak, koca bir şehir kadar... 
Bir ses, bilemem tanbur gibi mi, ud gibi mi? 
Cumbalı odalarda inletir ' Katibim'i... 

Kadını keskin bıçak, 
Taze kan gibi sıcak. 
İstanbul, 
İstanbul... 

Yedi tepe üstünde zaman bir gergef işler! 
Yedi renk, yedi sesten sayısız belirişler... 
Eyüp öksüz, Kadıköy süslü, Moda kurumlu, 
Adada rüzgar, uçan eteklerden sorumlu. 


Her şafak Hisarlarda oklar çıkar yayından 
Hala çığlıklar gelir Topkapı Sarayından. 
Ana gibi yar olmaz, İstanbul gibi diyar; 
Güleni şöyle dursun, ağlayanı bahtiyar... 

Gecesi sünbül kokan 
Türkçesi bülbül kokan, 
İstanbul, 
İstanbul...

Bu şiiri Cumhurbaşkanımızın okuyuşundan dinlemeyenlere tavsiye ederim, ilk fırsatta kulak versinler..

O dönemde bizimde meşhur bir enkırmenimiz vardı. Ahmet Hakan Coşkun. Bizim Kanal 7'nin ekran yüzüydü. İskele Sancak diye tartışma programı da yapardı. Çoğunlukta kendi kendimize çalar oynardık. Diğer büyük TV'lerde yer bulamadığımız için partimizin mensuplarını o programlarda dinlerdik. Şimdi sayın Coşkun yine ana haber sunmaya başlamış. Belki de yirmi yıl aradan sonra enkırmenliğe dönmüş. O dönemler önünden bile geçemeyeceği; Kanal D'de... Keyifle izliyorum.

28 Şubat'ın diğer meşhur spikerleri; Reha Muhtar, Uğur Dündar, Tuncay Özkan gibilerine selam verip biz yine Üsküdar'a dönelim. Malum Beykoz'un komşusudur Üsküdar. Ülkenin bir numarasına ev sahipliği yapmaktadır. Şarkılara, şiirlere konu olmuş Osmanlı beldesidir Üsküdar. 

Bu eskilere... Şubat soğuğuna, Refah ruhuna, Erdoğan'ın sessiz çığlığına, en çok satan kasetten en çok oy alan AK Parti'nin doğuş sürecine ve daha birçok düşünceye yine Üsküdar sevk etti bendenizi... Ak Parti Üsküdar İlçe Başkanı Halit Hızır ve Teşkilat Başkanı İhsan Sorar'ın daveti üzerine Yalova/Armutlu'da Üsküdar İlçe Teşkilatı'nın kampına katıldım. Sabah namazı programları, sohbet halkaları, Halit Başkanımızın mahalle teşkilatlarıyla kurduğu içten ve samimi diyaloglar, oluşan kardeşlik havası, yağan karın ulaşımı engellemesine rağmen teşkilat disiplininin elden bırakılmaması, aile havasında ve mütevazi bir ortamda yapılan bin kişilik bir organizasyon. Yemekler self servis şeklinde, İlçe Başkanı da, mahalle yöneticisi de aynı sırada.

İşte maddenin önemsiz olduğu, mananın anlam kazandığı bir ortam. 

Bu dönemde böylesi güzellikleri yaşamak ender gördüğümüz hadiseler olduğu için yazma gereği duydum. Başta Halit Hızır Başkanımız olmak üzere, teşkilatına teşekkürlerimi sunar, çalışmalarında muvaffakiyetler dilerim. Allah yar ve yardımcınız olsun...

Anahtar Kelimeler:

0 Yorum

Bu içeriğe henüz yorum yapılmadı

Yorum yaz
Diğer Yazıları

DOST BEYKOZ

"Beykoz'un hür gazetesi"